|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'nin Batı'ya karşı tek taraflı duygusal tavrı, adı üstünde duygusal olduğu için, Batı tarafından resmen dışlanması, itilmesi karşısında gösterilen tepki de duygusal oldu. Bunca yıllar boyunca yalnızca siyaseten ve göstermelik olarak değil, fakat gerçekten ve sahiden Batı karşısında yalakalık yapmış olan bütün siyasîler ve onların kalemşorları, beklemedikleri böylesine bir terslenme karşısında şoka girdiler. Kimileri gururlarının incindiğini, kimileri küskünlüğünü ve kırgınlığını, kimileri öfkesini, kimileri Batı'nın zaten güvenilmez olduğunu ve onun iki yüzlülüğünü dile getirdi. Batı'nın bu net tavrı karşısında gururu rencide olanlar bu işe öylesine odaklandılar ki, Doğu'da (Tahran'da) olup bitenler nerdeyse görmezlikten gelindi: oradaki dışlanma bir bakıma küçümsendi. Fakat vaktiyle ülkenin Başbakan yardımcılığı hizmetini yürüten kişisi, ağababasının otuz küsur yıl önce hiçbir reel politikaya istinad etmeyen bir cümlesine sığınarak teselliyi orada aradı: "Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye orada yerini alır" dedi. Hangi yeni dünya? Türkiye'nin halen içinde yaşadığı dünyadan başka bir dünya mı var? Olay böylesine gururu incinmiş insan haleti ruhiyesi ile değerlendirilince, tümüyle psikolojik olmasa da, ben gene bir Çin bilgesinin bir kalem tecrübesini hatırladım. Şöyleydi: Bilge Han Yü diyor ki: Ancak Bo-lo gibi bir binicilik ustası olduğu vakit bin fersah koşan atlar da olur. Aslında bin fersah koşan atlar her zaman vardır, ama her zaman bir Bo-lo bulunmaz. Onun içindir ki güzel atlar, köle tabiatlı insanların elinde bozulmakta, ahırlarda ölmektedir; bunlar, meziyetlerine uygun ünü bir türlü kazanamamaktadır. Bin fersah koşan at çok da yer; bir kere yemeğe koyuldu mu, bir batman arpa yer. Fakat hayvana yemini verenler, bin fersah koşabileceğini bilip ona göre beslemezler. Bu durumda, bin fersahı aşmak yetisine sahip bir at doyasıya yemezse, kuvveti yetmez, güzelliği göze görünmez. Hatta böyle bir hayvan, alelâde atlar gibi bile değildir. Böyle olunca bin fersah koşmasını beklemek doğru olur mu? Ona doğru usulde gem vurma, doyacak kadar yem verme, söylediklerine kulak verme, sonra da eline bir kırbaç al, hayvanın önüne geç ve: "Artık iyi at kalmadı" de... Bu olur mu? Sözün burasında bilge Han Yü'yü sıkıntı basıyor ve: "Off, diye iç geçiriyor o sıkıntıyla, gerçekten iyi at mı kalmadı, yoksa attan anlayan mı kalmadı?" Bu sorunun cevabını hangi gebeş, hangi hödük, hangi baykuş, hangi kılkuyruk verebilir ki!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |