|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Yine mi sen?" diye soracağınızı biliyorum, ama ne yapayım, evet yine ben. İnternetteki 'haberx' (www.haberx.com) sitesinde başlayan ve giderek çığlaşan e-postalarla merak duygusu olan hemen herkesi içine alan 'gizli kanun' tartışmasının bir tarafında yine ben varım... Yeni Şafak'ta haber olduğu ve gazetemizin bazı yazarları tarafından da yorumlandığı için konudan haberdarsınızdır. Türk mevzuatında, bazı yerlerde "Bu kanun neşredilmemiştir", bazı yerlerde de "Bu kanun gizliliği nedeniyle yayınlanmamıştır" kaydı düşülmüş bir kanun var. Numarası 2425. Kendinden önceki 2424 numaralı kanun 12 Mayıs 1934, sonraki 2426 numaralı kanun ise 13 Mayıs 1934 tarihini taşıyor. 2424 numaralı kanun 'yabancı otolarla ilgili bir anlaşma', 2426 ise PTT bütçesiyle ilgili. 2425 numaralı kanunun ne olduğu belli değil. Konuyu ortaya atan Emin Şirin, "Bir hukuk devletinin vatandaşı olduğu inancıyla", haklı olarak, "Gizli kanun olur mu? Bu kanunla saklanan ne?" diye soruyor... Araştırmalarının sonucunu, dün, şöyle özetliyordu: "Emekli hâkim Tümamiral Fahri Çoker ve avukat Faruk Kazancı'nın yayınladıkları Türkiye Cumhuriyeti Kanunları kitabında 'Bu kanun gizliliği dolayısıyla yayınlanmamıştır' diyor. // Dendiğine göre bu kanunun adı 'Milli Müdafa Vekâleti'nde 49 milyon 500 bin TL'lik taahhüdat icrası hakkında kanun' imiş ve Güneydoğu'da iskân ile ilgili örtülü ödeneğin kullanımını düzenliyormuş. (..) O senelerde Türkiye'nin bütçesi 184 milyon TL. 184 milyon TL'nin 49 milyon 500 bin TL'lik kısmının bu gizli kanun ile özel bir işe ayrıldığı söyleniyor." Bu arada, İstanbul milletvekili Azmi Ateş'in de olayın peşinde olduğunu öğreniyoruz... 2425 numaralı 'gizli kanun'un peşine yıllar önce ben de düşmüştüm... İsterseniz, kendi başımdan geçenleri, benim 'gizli kanun' serüvenimi sizlere aktarayım... Olayda ANAP'ın öndegelen isimlerinden, eski bakan Vehbi Dinçerler'in adı geçeceği için şunu da hemen belirteyim: Konu üzerine 'yeniden' eğildiğimde, belleğim yanıltmasın diye, vaktiyle konuya kendisini de karıştırdığım Vehbi Bey'in tanıklığına da başvurdum... Vehbi Dinçerler, o zaman kendisinin devlet bakanı olmasından hareketle, olayın 1987 yılında geçtiği kanaatinde. 1990 öncesinde olduğuna ben de eminim. 2425 numaralı bir kanunun yayınlanmadığını ilk duyduğumda çok şaşırmıştım. İlk tepkim, "Böyle şey olur mu?" sorusunu sormaktı. Herkes tarafından bilinsin ve çiğnenmesin diye kanunlar aleni olmak zorundadır. Aleni oturumlarda Meclis tarafından çıkartılır ve Resmi Gazete'de yayımlanır. 'Gizli kanun'? 'Kanun' kavramının zihne çağrıştırdıklarından ötürü kanunun gizlisi olmaz... Ancak, işte siz de okudunuz, bazı eserlerde "Bu kanun gizliliği dolayısıyla yayınlanmamıştır" notu düşülen 2425 numaralı bir kanun var. Bu gariplik elbette dikkatlere sunmaya değerdi ve ben de farkına varır varmaz, şimdi Emin Şirin'in yaptığı gibi, 'gizli kanun' konusunu kalemime doladım... "O zaman olsa bile 50 yıl sonra da 'gizli' kalmalı mı kanun?" diye de sordum. Milletvekilleri arasından sözlü soruyla konuyu değerlendiren o zaman da oldu. Meclis başkanı da ilgilendi, ama o da bir sonuca ulaşamadı. İşte o sırada devreye devlet bakanı Vehbi Dinçerler girdi... Bir gün başbakanlığa, Vehbi Bey'in makamına gittiğimi ve orada çok uzun yıllardır başbakanlığın kanunlar ve kararnameler genel müdürlüğü görevini yürüten Şahver Kobal'ın verdiği bilgiyi edindiğimi hatırlıyorum. Genel müdür de listelerinde "Neşredilmemiştir" kaydı düşülmüş bir kanunun varlığından şaşkınlığa düşmüştü. Genel müdüre göre, üzerine 'gizli' notu düşülmüş yönetmelikler vardı, ancak kanun? Dediğine göre, kanunun 'gizli' olması her şeyden önce tanımına aykırıydı. "Kanunu bilmemek mazeret olamaz" düsturunun uygulandığı yüzlerce yılı düşünürsek, gizliliği sebebiyle bilinmeyen bir kanunun hiçbir kıymet-i harbiyesi olamazdı... Devletin konuyla ilgili bayağı deneyimli bürokratının, devletin meraklı bakanına verdiği bilgiler bir tek şeyi gösteriyordu: 'Gizli kanun' olamaz. Peki, karşısına o garip not düşülmüş, mevzuatta var, ama arandığında bulunamayan kanun neyin nesiydi? Genel müdür kendi tahminini şöyle aktardı: "Büyük ihtimalle, bir memurun ihmali sonucu, sıra şaşılmış ve 2424 numarayla çıkan kanundan sonrakine 2425 yerine 2426 numarası verilmiştir... Fark edildiğinde, bürokrasi, 'Bu kanun neşredilmemiştir' formülüyle işi kapatmaya çalışmıştır..." Üzerinde durduğumuz olay 1934 tarihli. Konunun üzerine benim düştüğüm 1990 öncesinde veya Emin Şirin'in ısrarlı sorularını bizlerle paylaştığı bugün canlı tanık bulmak mümkün değil. Vehbi Dinçerler'in ilgisiyle, o zaman benim ulaşabildiğim kişi, devletin deneyimli bir bürokratıydı. Emin Şirin'in ilgi uyandıran sorgulamaları, İstanbul milletvekili Azmi Ateş'in Meclis'teki azimli çalışmaları, Meclis başkanı Ömer İzgi'nin ilgisi bu arayışı belki daha farklı bir sonuca ulaştırabilir... Gerçekten bir 'gizli kanun' varsa, bu, Türkiye'yi olağanüstü ilginç bir ülke yapar... Eğer, kanunları kaydeden bürokratın bir hatası ve hatasını garip biçimde örtme gayreti söz konusuysa, bunu fazla garipsemem... Bürokratik devletin bürokratı böyle davranır çünkü... Merak ettiğinizi sandığım 'gizli kanun' olayında benim payım budur efendim.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |