|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kabus gibi geçen üç yıla hükümet cephesinden ne övgüler geliyor görüyorsunuz. Sanki bu güzelim memleketi bunlar batırmadı. Sanki bu güzelim halkın hayatını bunlar karartmadı, tarifsiz acılar içersinde bırakmadı. Bunlara en güzel cevabı bu kez yine Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün veriyor. Mektubunu aynen yayınlıyorum: "Sayın Aksın, Her zaman olduğu gibi bugün kaleme aldığınız, yol gösterici ve yönlendirici nadide yazınız için teşekkür ediyorum. Teşekkür ederken de içim burkuluyor, içimi bir hüzün kaplıyor. Ne oldu bu güzelim ülkeye diyorum? Nasıl kıydılar bu dünya ülkesine, nasıl harcadılar Osmanlının mirasçısı bu cennet vatan ülkeyi? İnanın bu satırları yazarken ağlamaklı oluyorum. Nasıl olmayayım sayın Aksın, gerçekten üç yılda Türkiye en az 30 yıl geriye götürüldü. Bu da yetmedi kurulduğundan bu yana büyük ekonomik ve siyasi sıkıntılar çekmiş bu halk, hiç bu kadar geleceğinden endişe eder hale getirilmemişti. Ülkeyi yönetenlerin üzerine hiç bu kadar ölü toprağı serpilmemişti. Türkiye hiç bu kadar yabancıların kontrolünde bırakılmamıştı. 1946'dan bu yana IMF ve Dünya Bankası ile flört ediyoruz. Aşağı yukarı IMF ile 20 yıldan beri içli dışlı yaşıyoruz. Hiç bu kadar bu kuruluşlara tam teslim olmamıştık. Bu "ekonomik terör örgütleri" (IMF ve Dünya Bankası) hiç bu kadar içişlerimize karışmamıştı. Adamlar resmen emrediyor. Hatta daha da ileri giderek atamaları bile kendiler gerçekleştiriyorlar. Bu anlı şanlı Türk milletine onur kırıcı ve aşağılayıcı hareketler reva görülmemelidir. Üç kuruş kredi alacağız diye bu ülkenin onuru, gururu, şerefi, ayaklar altına alınmamalıdır. Yeter artık diyoruz. Yetti artık diyoruz. Bizi yönetenlerin de artık silkinmeleri ve kendilerine gelmelerinin zamanı geldi de geçiyor bile... Sayın Aksın, Bu uyumsuz ve beceriksiz iktidarın 3 yılda Türkiye'yi hangi noktalara götürdüğünü rakamlarla vermek istiyorum. İşte utanç rakamları: GSMH, 1999 yılında 187 milyar dolardan, 2002 yılında 148 milyar dolara geriledi. Kişi Başına Milli Gelir 2 bin 900 dolardan 2 bin 160 dolara düştü. Büyüme –9.4 geriledi. Bu rakam İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki en büyük küçülmeyi ifade ediyor. Dolar kuru 422 bin liradan 1 milyon 400 bin liraya çıktı. Enflasyon (TÜFE) 56'dan 68'e çıktı. İç ve dış borç 207 milyar dolara çıkarak rekor borçlandık. 2.5 milyon insan işini kaybetti, işsiz sayısı 15 milyonu aştı. 334 bin esnaf, 59 bin şirket tapandı. 1920- 1983 arası 63 yıllık dönemde sadece 18 milyar dolar borç alan Türkiye, son 3 yılda 50 milyar dolar daha borçlandı. Türkiye, maalesef bir enkaz haline getirildi. Türkiye adeta borç batağına saplandı. Dünyada gelir dağılımı en bozuk 4. ülke konumuna getirildik. Asgari ücret ilk defa "açlık sınırı"nın altına düştü. Bu rakamları çoğaltmak mümkün. Daha fazla vaktinizi almamak için bunlarla ilgili rakamları ayrıca gönderiyorum. Bütün bu acı rakamların bize gösterdiği gerçek, bu koca ülke vizyonunu kaybetti. Bir hedefi yok. Artık günübirlik yaşıyoruz. 5 yıl sonrasını, 10 yıl, 20 yıl sonrasını planlayamıyoruz. Ülkeyi yönetenlerin böyle bir çalışma içersinde bulunduğundan inanın şüphelerim var. Türk Silahlı Kuvvetleri hariç, siyasilerin böyle bir kaygısı da bulunmuyor. ABD ve diğer ülkeler 50 yıllık planlarını yaptılar ve çalışmalarını buna göre dizayn ettiler. Biz ne yapıyoruz? Her gün Başbakanın sağlığı ile uğraşıyoruz. Artık Başkent Hastanesi'nin adını ezberledik. Avrupa'nın "en genç nüfusu" olan ülke, Avrupa'nın "en yaşlı başbakanı" tarafından yönetilmeye çalışılıyor. Yönetilemiyor. Yönetilse ülke krizlerle debelenip durabilir miydi? Bu güzelim insanlar yıkılır mıydı? Gelecek korkusu yaşar mıydı? O güzelim değerler hiç bu kadar erozyona uğrar mıydı? Yazık ettiler bu güzelim ülkeye, yazık ettiler bu gençliğe, yazık ettiler her şeye... Sayın Aksın, bu değerli yazınız için tekrar teşekkür eder, saygılarımı sunarım."
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |