T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bush'un günahı

"Cinayet Yüzyılı" Albert Camus'nün 20'nci yüzyıl için kullandığı bir ifade... "Bilinçli öldürmeler çağındayız" der Musevi asıllı düşünür yaşadığı zaman dilimi için... Bugün yaşasaydı, herhalde daha ilk yıllarına dünyanın her yerinde kan banyosu yapılarak girilen 21'inci yüzyıl için de, farklı bir tanımlama yapmazdı. Cinayet yüzyılından çıktık, cinayet yüzyılına girdik elhasıl.

"Bush dünya lideri olacak kapasitede bir kişilik mi? ABD gibi bir azman güç, Bush gibi bir liderin kontrolünde dünya için hayır mı getirir şer mi?" Bugün bu sorular herhalde daha anlamlı görünüyor.

ABD Başkanlığı'nın ilk günlerinde kırdığı potlarla tanınan Bush, 11 Eylül sonrasında, ABD toplumunun talebine uygun olarak gerçekleştirdiği güç kullanımı safhasında birdenbire parladı ve liderlik kapasitesini ölçme imkanı perdelendi. Anadolu'da ilginç bir söz vardır: Bir parça et, bin ayıp örter derler. Bir parça güç de bin ayıp örtüyor devletler arası ilişkide...

Ama bir yere kadar. Bir dünya liderine güç kadar akıl da rehberlik etmiyorsa gücün kontrolü de elden çıkar ve gücün aşırı kullanımı, bir süre sonra vahşet halinde arzı endam etmeye başladığında, tarih güçlü görünenin aleyhine işlemeye de başlamış olur. "Kontrolsüz güç güç değildir" denir onun için.

Akıllı lider, nerede duracağını bilen liderdir. Gücü bile nereye kadar kullanacağınızı bildiğiniz tekdirde liderliğiniz bilgelik taşır ve etkindir. Yoksa bir süre sonra başınızı taştan taşa vurursunuz. Hitler neden lanetli oldu? Çünkü gücünün sınırını bilemedi.

Bush, belki de kapasite yetersizliğinden olacak, kendi inisiyatifi ile birlikte, ABD gücünün kontrolünü "Şahinler"e kaptırdı. "Şahinler" ise, 11 Eylül'den bugüne sergiledikleri çizgi ile ABD gücünü bilgelikten ziyade "Vahşi Batı" üslubu ile yönlendiriyorlar. Cheney-Rumsfeld-Wolfovitz-Perle'den oluşan Bush'un şahin akıl hocaları grubunun, ABD'nin 11 Eylül'e karşı tartışılır bir meşruiyyet mantığı ile başlayan terörle mücadele çizgisini, sonunda getirip Şaron bataklığına saplamaları nasıl izah edilebilir değilse?

Filistin'den gelen haberler tüyler ürpertici...

Şaron'un askerleri Ramallah'ı teslim almış durumda. Bunun sembolik görüntüsü Arafat'ın bir odada sıkışıp kalmasında somutlaşıyor. Belki de Şaron Arafat'ı (yani bir zamanların gerilla liderini, bugünün devlet başkanını) bu sakil görüntünün içine sokarak, "İşte sizin devlet diye sunduğunuz Filistin. İşte sizin devlet başkanı yapmak istediğiniz adamın akıbeti, bütün bunlar benim dişimin kovuğuna yetmez. Askerlerimin çizmelerinin altında ezerim hepsini" gibi bir mesaj vermek istiyordur. Aynı şeyi Afganistan'da Bush yaptı. Bomba, bomba, bomba... çocukların gözlerine bomba yağdı. Bu görüntünün-görüntülerin Afganistan'ın ve Filistin'in ezilişini fazlasıyla teşhir ettiği, Arafat'ın zaafını fazlasıyla gösterdiği bir vakıa. Ama aynı görüntü, vahşi bir gücü de teşhir etmiyor mu dünyaya? Pervasız, ahlaki ölçüleri olmayan, savaş hukukunu bile tanımayan bir güç... Dünyanın başına bela bir güç mesajı değil mi verilen?

Şaron-Miloşeviç paralelliği artık tüm dünyanın gördüğü bir vakıa.

"Hitler'le Şaron arasında kaç gömlek fark vardır, sorusuna dünya nasıl cevap verir? Hitler'in holokost'u (toplu kırımı) ile Şaron'un holokostu arasında açı farkı var mıdır?" soruları çok rahat soruluyor. Artık çok rahat, 21'inci yüzyılın ortalarında soykırıma uğrayan bir halkın bugün başka bir halka soy kırım uygulama noktasına gelişi gibi bir başkalaşımdan söz ediliyor.

Ramallah'ta yargısız infazlar... Yakın plandan beynine kurşun sıkılarak öldürülmüş Filistinli polisler... Sokaklarda cesetler... Evlerde cesetler... Kameraların önünde duvarlara işeyen İsrail askerleri... Sonra medyaya kapatılmış bir işgal ortamında yürüyen operasyon... Herşey, ama her şey ilkesiz, ahlaksız bir vahşi gücün yapabileceklerinin göstergesi...

Ramallah Ausvitz türü bir temerküz kampına dönmüş durumda.

Yarın ya Ramallah'tan bir Srebrenica çıkarsa...

Ya dünya, sokaklardan çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 1500 cesedin toplandığı bir Sabra-Şatilla'ya tanık olursa...

Şaron Sabra ve Şatilla katliamı ile tarihe geçen kendi çıtasını yükseltmek istiyor olabilir Ramallah'ta...

Şaron - Miloşeviç - Hitler...

İşte size cinayet yüzyılının cellatları...

Peki Şaron bu cinayetleri işlerken neye güveniyor?

İsrail'in hayat felsefesinde böyle bir vahşet çizgisinin olduğunu mu okumalıyız bu eylemlerden? Dolayısıyla tüm bölge, bu vahşet boyutuna karşı kendini savunmak için bugün başaramıyorsa da, bir gün İsrail'i yok etmek için mi hazırlanmalı?

Yoksa Amerika'nın yüreklendirmesine mi bağlamalı olan biteni? Bush, Arafat'ın boğazının sıkıldığını gördükten sonraki demecinde bile, Şaron'dan yana yamulan, "Yapın ama..." üslubunda bir görüntü sergiledi. Bu, nasıl, bir dünya liderinin tavrı olabilir?

İntifada, sapan taşı ile başlamıştı.

İkinci intifadanın geldiği nokta, Filistinlilerin ifadesiyle, her birinde bir çok sivilin can verdiği bireysel "istişhad" eylemleridir. Hiç şüphesiz bu bir meydan okumadır. Hani Mehmet Akif İstiklal Marşı'nda diyor: "Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar - Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var - Ulusun korkma nasıl böyle bir imanı boğar - Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar." O da mağrur düşmana bir meydan okumaydı. Gücün karşısında insanlar böyle yürekleriyle meydan okurlar. Filistinli de canını ortaya koyarak meydan okuyor. Bunu, bire kadar kırmazsanız yok edemezsiniz.

Amerika gibi bir dünya gücü, biraz hakem rolünü benimsemeli. Oysa bugünün (Bush'un mu demeliydim) Amerika'sı, İsrail yanında hazır askerliğe soyunmuş durumda... Şaron "susun, biraz görmeyin yeter" diyor, onlar görmemekten de vaz geçtik, "Yapın ama..." diyerek örtülü onay veriyor cinayetlere... O yüzden Şaron kadar Bush da şu an Ramallah'ta işlenen cinayete ortak olacaktır.

Yarınlarda tarih, Bush'u ya zeka ve yönetim kapasitesi, ya da basiretinin seviyesi yönünden yargılayacaktır? Ramallah'tan çıkan her cesed, Şaron kadar Bush'un da günah hanesine yazılacaktır.


2 Nisan 2002
Salı
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED