|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başımıza gelenleri gördünüz. Ekonomimiz 2.Dünya Savaşı'ndan bu yana yaşanan en büyük küçülmeyi gösterdi. Gayri Safi Milli Hasıla 2001 yılının son çeyreğinde yüzde 12.3 küçüldü ve yılın toplamında küçülme yüzde 9.4 oldu. Rakamlar öyle tabloda durduğu gibi durmasın. Yüreğimizi nasıl daralttığını ortaya koysun. İnsanların "nasıl fakirleştiği" her gün sorgulansın. Çünkü Türkiye "hak etmediği bir yönetimin" elinde, her geçen gün "daha da kötüye" gidiyor. Maalesef Liberal Demokrat Parti lideri Besim Tibuk'un dediği gibi "bu gerçek gözlerden kaçırılmaya" çalışılıyor. Tibuk yaşadığımız krizden, kısmen milletin ve hükümete goygoyculuk ile yardakçılık yapan medyanın sorumlu olduğunu belirtiyor ve "medyanın belli başlıklar atarak halkı kandırdığını" vurguluyor. Allah'tan bizim gazete "o bir kısım medya" içersine dahil değil. Onun için ben "gerçekleri" yazmaya devam edeceğim. Türkiye ekonomisi 2. Dünya Savaşı yıllarında genellikle "küçülmek zorunda" kalmıştı. 1940 yılında yüzde 4.9, 1941 yılında yüzde 10.2, 1943 yılında yüzde 9.8, 1944 yılında yüzde 5.1 ve 1945 yılında tarihinin en büyük küçülmesini yaşayarak yüzde 15.3 oranında gerilemişti. Son 10 yılda ise küçülmeler şöyle oldu. Çiller'in henüz "3 aylık başbakan" olduğu bir sırada 5 Nisan 1994 Krizi'nde ekonomi yüzde 6.1 küçüldü, hemen ertesi yıl yüzde 8 büyüdü. Ecevit'in Başbakan bulunduğu 1999 yılında ekonomi yüzde 6.1 oranında küçüldü. IMF yeniden ortaya çıktı. "Çıpalı kur modeli sizi kurtaracak tek model" dediler. O zaman IMF Başkan Yardımcısı Stanley Fischer'di. IMF "kesenin ağzını açtı" Türkiye'yi borçlandırmaya başladı. Onun etkisiyle ekonomi 2000 yılında yüzde 6.1 büyüdü. 2000 yılının sonlarında Kasım ayında "likidite krizi" ile IMF'nin "bizden ne istediği" bir ölçüde ortaya çıktı. Başbakan Bülent Ecevit'in "tetiklediği", 2001 19 Şubat Krizi ise "feleğimizi şaşırtıp", bizi bir gecede, "tarihin en büyük fakirliğine" ulaştırdı. Devreye yine IMF girdi. "Siz çıpalı kuru yanlış uyguladınız. Onun için krize girdiniz" dedi. Bize "dalgalı kuru" önerdi. Kemal Derviş'i Amerika'dan yolladı. Kemal Derviş gelene kadar ekonomideki küçülme yüzde 3.1 olmuştu. Derviş'le birlikte küçülme de yükseldi. İkinci çeyrekte yüzde 12.1, üçüncü çeyrekte yüzde 9 ve dördüncü çeyrekte yüzde 12.3 oldu. Yani, 2001 "delip geçti." 2002'nin ilk üç ayında da bir "hayat" yok. Şimdi "küçülmede rekor" kırdık. Bankalar battı. Milyonlar işsiz kaldı. Türkiye "IMF'ye en borçlu ülke" konumuna getirildi. Bir sürü şirket battı. Batmayan bankalar ve şirketler yabancılara "sudan ucuz" satıldı gitti. Bütün bunlar ortadayken, "Ekonomiden Sorumlu, Amerika ve IMF'den destekli" Kemal Derviş, ekonomi editörlerini Ankara'ya çağırıp şöyle konuşabiliyor: "Bize 30 milyar dolar verdiler. 24 saat aralıksız bizi izleme hakları var." Kemal Derviş'in bu sözlerine Merkez Bankası eski Başkanı Yaman Törüner şöyle cevap veriyor: "Şu 30 milyar nerede çok merak ediyorum. Krizden önce 27 milyar doları olan Merkez Bankası'nda sadece 20 milyar dolar rezerv var. Peki geriye kalan 37 milyar dolar nereye gitti? Sakın IMF parayı verirken bir yandan da "tahsilat" yapmış olmasın." Yaman Törüner'in sorusuna cevap aranırken, Amerikan FOX TV şirketinden çok ilginç bir açıklama geldi. Amerika'nın en çok izlenen TV kanallarından biri olan FOX TV'nin News Political Analiyst programında spiker Dick Morris şu "alçaltıcı" sözleri söyledi: "Araplar bize, Irak'a operasyon yapma izni vermeyebilirler. Bizim onlara ihtiyacımız yoktur. IMF Türkiye'yi bizim için satın almıştır. Oradan istediğimiz her şeyi yaparız." Son zamanlarda "yanlış anlaşılmıştır" ya da "yanlış çevrilmiştir" deniliyor ya, onun için spikerin televizyonda kullandığını cümleyi aynen yazalım: "IMF bought Turkey for us. We can do anything from there." IMF'nin "asli görevi" böylece bir kez daha ortaya çıkmış oluyor. Eğer bir ülkenin başbakanı Besim Tibuk'un söylediği gibi, "düşük kur politikaları ihracatı olumsuz etkiler" gibi herkesin bildiği bir gerçeği, "bir matahmış" gibi söylüyorsa ve iş adamalarına sanki Türkiye'de kâr eden işadamı varmış gibi, "kârı düşürün, sürümden kazanın" tavsiyelerinde bulunabiliyorsa, bu "dünyadan habersiz" yönetimdeki Türk halkına IMF'nin her yaptığı haktır. FOX TV spikeri Dick Morris'in dediği gibi, "IMF Amerikalılar'ın çıkarı için siyasilerimizi satın almış" da olabilir. Zaten bize "her dediklerini yaptırıyorlar", Irak konusunda da yaptırabilirler. Ne yapalım böyle başa böyle traş.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |