|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dünkü gazetelerin manşetlerine haber olarak tırmanması gereken pazar günkü olaylar, tahmin edilebileceği üzere, İsrail-Filistin coğrafyasında yaşandı. Filistin lideri Yaser Arafat'ın Ramallah'taki karargâhını kuşatan İsrail ordusu dehşet saçmaya devam etti. Bir başka dehşet verici olay da Hayfa kentinde 15 kişinin canını alan intihar saldırısıydı. Dün göz atma fırsatı bulduğum dünya medyası, ya İsrail'de olanları ya da o olayların ülkelerine yansımasını (Sözgelimi, Le Monde, Fransa'da anti-Semitizm olaylarının artışını) manşetine taşımıştı. Tek istisna, bizde 'merkez medya' diye anılan gazeteler... İsrail ordusunun, ele geçirdiği Filistin kanallarını kullanarak televizyonlardan porno film izlettirdiği ayrıntısını manşetine taşıyan gazeteyi bir tarafa bırakırsak, 'çok satanlar' listesinde yer alanların hemen hiçbiri, İsrail'de olanları dün vitrinine taşımamıştı. Hem de, birinci sayfa değeri alt bölümde küçük bir yer olan gelişmelere içeride iki hatta üç sayfa ayrıldığı halde... Televizyonlar da, dört Türk tv muhabiri İsrail askerleri tarafından gözaltına alınıp çırılçıplak soyulduğu için (daha çok o boyutuyla) işlediler gelişmeleri; oysa, dünya televizyonları, gün boyu, kesintisiz canlı yayınla, ve uzman yorumları eşliğinde, her gelişmeyi izleyicilerine yansıttı... Tek yanlı, bazı gerçeklerin üstünü örterek, Arafat'ı suçlamayı ihmal etmeyerek olsa bile... Daha büyük bir 'komplo' ile irtibatlandırmaya gerek yok; bizim medya, bir çoğu gençliğinde 'sol' görüşlü olduğu için körü körüne Filistin taraftarlığı yapmış bir kadronun egemenliğinde. Bunların önemli bir bölümü, gençlik ideolojisiyle birlikte eski sevdalarına da sırt çevirdikleri için Filistin'i hatırlamak bile istemez. Amerika gözlerini müthiş kamaştırdığından, onun bütün ittifaklarına kendileri de müttefik yazılırlar. Şimdiki ihtilâfta, reddettikleri geçmişlerinin sevdası Filistin ile İsrail karşı karşıya geldiğine ve Bush ağırlığını Şaron'dan yana koyduğuna göre, onların tarafını da tahmin edebilirsiniz... Psikolojik anlamda 'takıntı', olayı yeterince açıklayıcı olduğu halde, ülkemizde varolan medya düzeninin İsrail-severliği altında çok yönlü başka sebeplerin yattığını da keşfe çıkabiliriz. Ancak buna gerek yok. Dünkü gazeteler, sebebi bir tarafa bırakarak sonuçla yetinmemiz için yeterli malzeme sağlıyor. Sonuç da açık: 14-45 yaş arasındaki Filistinli erkekleri derdest ederek bilinmeyen bir yere götüren, içlerinden bazılarının şakağına kurşunu basan İsrail'in sergilediği vahşet, görevi herşeyi görüp okur ve izleyicileriyle paylaşmak olan bazıları tarafından, görmezden gelinebiliyor... Aslında medyadan siyasete uzanıp benzer bir tahlili politikacılarımız için de yapabiliriz. İsrail'in umursamazlığı, tepkisi anlam taşıyabilecek çevrelerin suskunluğundan cesaret alıyor. Türkiye'nin başbakanı olduğu için, Bülent Ecevit'in tepkisi, Şaron ve yakın çevresi tarafından dikkate alınmak zorunda; ancak Ankara'dan tedirgin olmayı gerektirecek çapta bir tepki gelmedi. Türkiye, İsrail için 'hayati önem' taşıdığı artık daha iyi anlaşılan stratejik işbirliği çerçevesine giren bütün ikili projeleri askıya aldığını açıklayabilirdi. "Henüz erken" diyenler, İsrail'in Filistin harekâtına hazırlandığı günlerde sonucu açıklanan 668 milyon dolarlık tank modernizasyonu ihalesinin iptaline de itiraz edemezler ya? İçinde muhafazakâr unsurları da barındıran ANAP ve tabanının kalbinin Filistin için attığını bildiğimiz MHP'nin sessizlikleri de ürkütücü. Meclis'te temsil edilen partilerden, Saadet Partisi ve Ak Parti duyarlılık gösteriyor; ancak DYP muhalefet olduğunu unutturacak kadar konuya ilgisiz duruyor. Siyaset, Filistin'de yaşanan trajediyi kahredici bir vurdumduymazlıkla karşılıyor... Kamuoyu da hareketsiz. İsrail'de, aralarında Museviler'in de bulunduğu barışseverler göğüslerini Arafat'a siper etmeyi bildiler. Dünyanın çeşitli başkentlerinde, Filistin'le dayanışma ve İsrail'i kınama amaçlı gösteriler durmaksızın devam ediyor. Bizde, yasal gösteri hakkı, böyle ortamlarda değil de ne zaman kullanılacak? Kamuoyumuz, medyanın perdeleme faaliyetinin etkisinden kendisini kurtarmalı, duyarlı kuruluşlar, gerekli izinleri alarak, hassasiyetlerini açığa vurmalıdırlar. Bugün Filistin için ağlamayan, yarın kendisi için ağlayacak bulamaz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |