T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İsrail mübaşir ve Amerika yargıç mı?

Başbakan Ecevit, Şaron'u kınamış.. Dışişleri Bakanı İsmail Cem, "İsrail, Birleşmiş Milletler kararlarını çiğniyor" demiş ve "Hemen geri çekilin" diye Şaron'a çağrıda bulunmuş..

Saadet Partisi lideri Recai Kutan, "İsrail işgalci ve işkencecidir" demiş.. Daha aktif politika istemiş Kutan..

Bütün bunların hepsi doğru tutumlar, haklı tepkiler..

Ama hepsi de, aynı Türk atasözünün çerçevesi içinde.. Yani,

-Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla!..

Hepimiz ve bütün dünya, çok iyi bilmiyor muyuz?

Eğer Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'in Şaron'una yeşil ışık yakmasa, acaba bir tane İsrail zırhlı aracı Ramallah'a girmeye cüret edebilir miydi?

Bu böyle işte..

Amerika hem "iki devlet var artık.. Biri İsrail, biri Filistin" diyecek..

Aynı Amerika, BM Güvenlik Konseyi'nin "İsrail geri çekilmeli-Ateşkes yapılmalı" kararını oylayacak..

Ve Başkan Bush, Teksas'taki çiftliğinden Arafat'ı kınayıp "Beni hayal kırıklığına uğrattı.. Terörü önleyemedi" diye demeç verecek..

Aynı Arafat'la kucaklaşıp, "Barış"ı imzalayan İsrail Başbakanı İzak Rabin'i öldüren Yahudi fanatikliğinin terörizmini, sanki İsrail önleyebildi mi?

Neyse.. Bu terörizm konusunu bir kenara bırakalım..

Filistin'de, "Kurtuluş"un sadece terörist yöntemlerle sağlanabileceğine inanan eylemciler, Arafat'ı "Amerika'ya teslim olmak ve İsrail'le işbirliği yapmak"la suçlamıyorlar mı?

"Kendi vatanında esir" konumuna düşürülen Arafat, canlı bomba adaylarına ne diyebilir ki?..

-Bakın, ben nasıl esenliğe çıktım.. Siz de gelip, İsrail'e teslim olun!..

Böyle bir davranış mı bekliyorlar Arafat'tan?..

Diyelim ki Arafat böyle dedi..

İşgal edilmiş, evleri tanklar tarafından yıkılmış, çocukları kardeşleri duvar önlerinde vurulmuş Filistinliler, dinler mi Arafat'ı?..

Ama asıl söylemek istediğimiz şu..

Burada "Amerikan yapımı bir senaryo var" gibi geliyor bize..

ABD Başkan Yardımcısı Cheney'in Ortadoğu gezisi de, Beyrut'taki Arap Birliği Zirvesi de, Irak'a yapılacak bir Amerikan askeri müdahalesine, Arap dünyasının karşı olduğunu gösterdi..

Ve galiba şimdi, Amerikan-İsrail dayanışması sonunda, Araplar'a karşı kullanmak için, "Filistinliler rehin alındı."

Eğer Araplar Saddamcılığı bırakırsa, Amerika da İsrail'e baskı yapıp, "İsrail-Filistin ateş-kesi"ni imzalatacak..

Yani diyoruz ki..

"Bizimkiler"in veya Arap dünyasının, İsrail'e kızıp, protesto etmeleri hoş bir davranış..

Ama burada muhatap, İsrail değil, Amerika olmalı..

Antep'in özdeyişindeki gibi, "Davacının aptalı, derdini mübaşire anlatır" sonuçta..

Sen hem İsrail'i kına.. Hem İsrail'e milyar dolarlık tank yenileme işi ver.. Hem de, Afganistan'daki askeri gücün sorumluluğunu, bedeli karşılığı al..

Bu durumda, başka ne diyebiliriz ki?

ŞAKA

İşkence türleri

İsrailliler, Ramallah'daki yerel kanalları ele geçirdikten sonra, porno filmleri yayınlamaya başlamışlar.

Milliyet de bunu "Porno işkencesi" manşeti ile duyurmuş okurlarına..

Ya İsrailli işgalciler, Ramallah'taki kanallardan, Türk yapımı "Televole"leri yayınlasalardı.. Veya büyük tirajlı Türk gazetelerinin "Hafta-sonu Magazin ekleri"ni, zorla Ramallahlılar'a okutsalardı..

Herhalde bunu da, "Paparazzi işkencesi" diye manşet atardık..

SABAH'TA BİR KÖŞE

Bir Yakup Cemil adayı mı?

Sabah'ta yazmaya başlayan Hayrullah Mahmut, meğer zamanında Kenan Evren'le konuşmuş.. Evren de ona "Beni Mehmet Barlas hayal kırıklığına uğrattı" diyerek, benim 28 Şubat döneminde "nasıl bir adam olduğu"mun ortaya çıktığını söylemiş..

Sayın Evren'in polemik alanına girmek istemiyorum.. Bunu, Bülent Ersoy'a bırakmayı tercih ederim..

Ama bir Sabah yazarı, durup dururken-veya bir söyleşi dolayısıyla, bana karşı neden Yakup Cemil olmaya heveslendi acaba?

Şimdi gidip sorsa Kenan Evren'e..

-Sizi 28 Şubat'ta, gazeteci kimliği içinde banka alıp, sonra bunu boşaltmaktan yargılananlar, hayal kırıklığına uğrattı mı?

-28 Şubat'ta, orgeneral rütbesinde TSK'da görev yapıp, sonra boşaltılan bankaların içinde görev alan silah arkadaşlarınız, sizi hayal kırıklığına uğrattı mı?

Köşe yazarlığına yeni başlayan Hayrullah Mahmud'a, başarılı bir meslek yaşamı diliyorum..

Ama şunu hiç unutmamalı..

Şu anda yazdığı gazetede, 28 Şubat'ta "susturulmuş bir gazeteci"ye bulaşmak yerine, susturanlardan hesap sorarak başlamalı mesleğine..

Üstelik daha geçen hafta Mesut Yılmaz, Habertürk'ün canlı yayınında, Can Ataklı'ya anlattı.

-Bana yaranmak, yaltaklanmak isteyen bazı medya patronları Mehmet Barlas'ı susturdu, dedi..

Sıkıysa, bunları da yazsa ya genç köşe-yazarı..

Artık güncel tartışma konusu bu.. En "Kaşarlanmış Yakup Cemiller" bile, bu konumlarından rahatsız..

Bu mevkide oynamaya heves etmek, mesleğinin başındaki Hayrullah Mahmud'a yakışır mı?


2 Nisan 2002
Salı
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED