|
|
|
|
Tuhaf değil mi; iki haftadır şampiyonluğa oynayan takımlar liderliği birbirlerine ikram ediyorlar. -Buyurun efendim, âfiyet olsun. -Ah, rica ederim siz buyurun. -Benim de karnım tok, lütfen siz buyurmaz mısınız? -Ah estağfurullah efendim, ne haddimize. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik, şunun şurasında beş maç kaldı; lakin bu takımların liderliği taşıyacak takati kalmadı. Her biri birer derbi, birer final havasında geçmesi beklenen maçlar "Bitse de gitsek" anlayışı ile oynanıyor. Altı pasın üzerinden sürekli goller kaçırılıyor. Fenerbahçe bu yetmemiş gibi 90+3 de gol yiyor. Hadi diyelim öteki kulüplerin bir seçim heyecanı oldu yönetimlerini yenileme yoluna gittiler, Fener'e ne oluyor? Fener doğrusu nasıl onarılacağı, yürütüleceği belli olmayan koca bir tank gibi. Düşmana göster geri çek. Zenginliğin şöhretin altında eziliyor sanki, ve iki yıldır bu takım bir türlü yürümüyor. Aziz Yıldırım elinden geleni fazlasıyla yaptı. Sadece bir konuda ve elbette ki en önemli konuda yanılıyor (veya öyle görünmek zorunda). Sürekli bu takımın iyi bir takım olduğunu; şampiyon olacağını, bununla da kalmayıp Avrupa'da başarılı olacağını söylüyor. Doğrusu Denizli'nin teşkil ettiği kadro, bırakın Avrupa'yı iç sahada dökülüyor. İte-kaka aldığı galibiyetler ile bulunduğu yerde duruyor. Şu Gençlerbirliği maçına bakın. Gençler az-biraz becerikli olsa Fenerbahçe fark yiyecekti. Düşünün, fark yiyeceği bir maçı az daha alıyordu. Bu hep böyle oluyor ve Fener seyircisi kahroluyor. Buna mukabil o kadar eleştirilen Lucescu "rüya takım" elinden çıktığı gibi; Perez, Ergün, Bülent, Sergen vb. gibiaslarından da yoksun olarak, açıkçası ilk onbiri kurtaracak adamı dahi kalmamışken hâlâ lider. Liderliği bir yana bırakın Avrupa kupalarında sonuna kadar direniyor. İki maçta da boyun eğmediği Liverpool'un bir tek Owen'ine biçilen değer Galatasaray'ın bütün elemanlarının toplamından fazla ediyor. Galatasaray mucizesi gazı tükenmiş bir meşale olsa da hâlâ etrafa ışık saçıyor. Ancak burada bir parantez açmalıyım. O da Abdürrahim Albayrak hakkında. Okkalı Galatasaraylılar, yani kendilerini Mekteb-i Sultani'den geldikleri için bayağı aristokrat sayanlar yöneticiliği Albayrak'ın sıcak-samimi-fedakâr tutumuna layık görmüyorlar. Olur mu yani diyorlar; öyle hop oturup-hop kalkmak bir Galatasaray yöneticisine yakışır mı? Düpedüz avam-havas ayrımına gidiyorlar. İşte burada yanılıyorlar. Günümüzde popüler gösterinin zirvesinde duran futbol öyle kazık gibi dikilip, puro tüttürerek seyredilmez. Bu tutum kimseyi coşturamaz. Coşmayınca da bu oyunun tadı çıkmaz. Tatsız-tuzsuz bir seramoni olur. Maalesef Galatasaray yönetimi ve takımı ile hem atmosferini, hem coşkusunu kaybediyor. Abdürrahim Albayrak bir simge idi. Bari onu yitirmese.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |