|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İnanmıyorum... Bu futbolla nasıl olacaklarına bir türlü inanmıyorum. Söylerken yüzleri de hiç kızarmıyor. Topu üç metreden boş kaleye atamayan futbolcularınızla mı?.. Yani, "Tencere dibin kara, seninki benimkinden kara..." Her maçta saç baş yolduruyorlar. "En büyük taraftar futbolcular sahtekar" diyen taraftara, gel de hak verme... Altını çiziyorum, iyi oynamıyorlar. 3-5 metrelik mesafelerde bile ayağa pas yapamıyorlar. Kendilerini top cambazı sanıyorlar ama, yan yana gelince mahalle takımı. 90 dakikada top kayıpları yüzünden organize bir atakları, üst üste pozisyonları yok. Sonra utanmadan sıkılmadan "şampiyon olacağız" diyorlar. Ne hakla be!.. Ümit Karan'a, Arif Erdem'e, Hasan Şaş'a maç boyunca söven Galatasaraylılar... İlhan Mansız'a, Ahmet Dursun'a lanet yağdıran Beşiktaşlılar... Andersson'a, Serhat'a ve de Dünya çapındaki Rüştü'ye(!) bile küfür eden Fenerbahçeliler... Yine de içinize sindirerek "şampiyon olacağız" diyebiliyorsanız, size de helal olsun. Tam bir kepazelik yaşıyoruz. Bu adamlar transfer sezonunda burnundan kıl aldırmıyor. Pazarlıklar milyon dolarlarla yapılıyor. Bilmiyorlar ki, bir maç bileti alabilmek için gırtlağından kesenler var. Sofradaki aşından, çocukların nafakasından... Ne yazık ki, bu takımlardan biri şampiyon olacak. O garibanlar da şenliğe katılıp karın açlığını unutacak. Süper Lig'in son haftasında kalelerde sadece 15 gol görebildik. Yani en kısır haftayı yaşadık. Birbirinizi kızdırmaya, küstürmeye değdi mi?.. "Evet" diyebiliyorsanız, mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Bu futbolla, alınan bu sonuçlarla, nasıl mutlu olduğunuzu ve huzur bulduğunuzu bana anlatmayın, çünkü inandıramazsınız. AYFER'İN KISMETİ
Aleme baktıkça sinirlerim bozuluyor. Bu konu üzerinde daha fazla durmak istemiyorum. Geçen hafta dikkatimi çeken bir şey oldu. Bizim dizgi servisinin sempatik, şirin kızlarından Ayfer Kızgıngül'ün, futbol tartışmalarını alaycı bakışlarla izlediğini gördüm. Futbola, spora pek ilgi duymadığı için o gazetemizin mutlu azınlıklarındandır. "Bırak şu futbol hastalarını da biraz bizi yaz, belki kısmetimiz açılır" diyerek sitemde bulundu. Haksız da değil galiba.. Size bir tiyo vereyim, iyi yemek yapıyormuş. "Gazetemizin ahçıbaşısı Sıddık usta ile yarışır" diyorlar.. Sıddık Usta da boş değildir. Kalori hesabını iyi yapar. Damak zevkini bilir. Lezzetli yemekleri kilolarımızın tek nedeni.. Sahi yemek yapmayı ve yemeyi seven biri olarak bugün en iyisi ben size bir menemen tarifi yapayım da, sizi "Aslan", "Kanarya", "Kartal" gibi öfkelerinizden kurtarayım. ŞAMPİYON MENEMEN
Fazla masraflı değildir. Yapımı kolay, yaz kış her zaman yiyebileceğiniz, 7'den 70'e herkesin yapabileceği kolay bir yemektir. Bekarların, gurbette yaşayan öğrencilerin has yemeğidir, menemen... Malzemeler: Bir fincan sıvı yağ, iki iri domates (Hafiften yumuşamış olanlar tercih edilmeli), bir kaç sivri biber, bir baş soğan ve bir yemek kaşığı biber salçası. Yapılışı: Bir tavaya yarım fincan yağı koyacaksınız. Önceden ince doğradığınız soğanları, tavadaki yağ fazla kızmadan içine atacak, soğanları yakmadan, hafif ölünceye kadar çevireceksiniz. Daha sonra ince kıyılmış sivri biberleri katıp, bir kaç dakika daha çevireceksiniz. Son olarak küp şeklinde kestiğiniz domatesleri ilave edeceksiniz. Bir kaç kez çevirdikten, karışımı sağladıktan sonra bir tutam tuz serpeceksiniz. Bu tuz, domateslerin kolayca erimesini sağlayacaktır. Ayrı bir kapta bir kaşık suyla erittiğiniz biber salçasını tavadaki malzemelere ilave edeceksiniz. Karıştırırken çatal ucuyla domates kabuklarını ayıklayabilirseniz iyi olur. Dikkat edin, domatesleri kabuklarını önceden soyun demedim. çünkü o kabuklarda çok faydalı bir vitamin var. Şimdi sıra yumurtalarda. Burası önemli. Bir kaşık yardımı ile tavanın belirli yerlerine hafif çukurlar açarak yumurtaları bu çukurların içine kırın. 5 yumurta 2 kişi için yeterli. Şimdi biraz daha dikkat! Kırdığınız yumurtaların sadece beyazlarını karıştırın, sarılara dokunmayın. Yumurtanın akı pişerken beyaz balonlar yapar, patlatmayın. Fazla da pişirmeyin. Tavayı sofraya alıp üstüne hafif karabiber serpin. Hem gözünüz, hem damağınız için. Artık nasıl yiyeceğinizi tarif edecek değilim. Ama ben, kesinlikle taze ekmekle yiyiyorum. Şöyle çıtır çıtır fırından yeni çıkmış. Çatal da kullanmam. Suyuna bandırmak, sarıları patlatıp bandırmak için için ekmeği elimle koparırım. Afiyet olsun. NOT: Şimdi sizinle şampiyonluğu tartışabilirim. Şampiyonluk bu futbolla sizi mutlu edecekse.
|
|
|
|
|
|
|