T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

A K T Ü E L

Balkanlara bir 'sefer' daha

Tiran, Üsküp, Saraybosna, Bükreş, Sofya ve Atina'dan sonra Priştina'ya da sefer başlatan Türk Hava Yolları, Balkanlara yeni bir Türk mührü daha vurdu...

Kosova.. Türklere Balkanların kapısını ardına kadar açan ancak Sultan I. Murad'ı şehid verdiğimiz topraklar... İki yıl öncesine kadar Sırplar tarafından Müslüman soykırımı uygulanan Kosova, bugün Sırp zulmünden, aralarında Türk polisinin de bulunduğu BM Polis Gücü tarafından korunuyor.

Buram buram Osmanlı kokan Kosova'dan Türkiye'ye büyük ilgi olduğunu farkeden Türk Hava Yolları (THY), İstanbul ile Kosova Özerk Bölgesi'nin başkenti Priştina'ya uçak seferleri başlatmaya karar verdi.

30 bin yolcu bekleniyor

Geçen yıl ekim ayında başlaması planlanan ancak 11 Eylül saldırıları nedeniyle ertelenen seferler, önceki gün gerçekleştirilen özel uçuşla başlatıldı. THY Genel Müdürü Yusuf Bolayırlı, THY'nin yeni stratejisinin Balkanlarda Türkiye lehine olan tarihi fırsatları iyi değerlendirerek, bölgeyi adeta ikinci kez fethetmek olduğunu söyledi.

Priştina uçuşlarından yılda 30 bin yolcu beklediklerini anlatan Bolayırlı, bu sayının giderek artacağını bildirdi.

İlk uçuşta, İstanbul'dan Priştina'ya 79 yolcu ile davetliler taşındı. İstanbul'un yakın gelecekte çok büyük bir transit merkezi olacağına dikkat çeken Türk Hava Yolları Genel Müdürü Yusuf Bolayırlı, "Priştina'dan gelecek yolcuları, İstanbul'u merkez olarak kullanıp, buradan Ortadoğu ve Uzakdoğu'ya taşımayı planlıyoruz. Ben bunu gerçekleştireceğimize inanıyorum. İstanbul yakın gelecekte çok daha büyük bir geçiş merkezi olacaktır" şeklinde konuştu.

KOSOVA'DA TÜRK POLİSLERİ

Arnavutlar, Türkler ve Sırpların birarada yaşadığı Kosova Özerk Bölgesi, 2,5 milyon nüfusa sahip. Bölgenin başkenti Priştina, Birleşmiş Milletler (BM) Kosova Geçici Yönetimi (UNMIG) tarafından kontrol ediliyor. BM adına 80 bin görevli ve yardım kuruluşunun bulunduğu bölgede hizmet veren 150'den fazla Türk polisi, tarihi bir misyon üstleniyor. Üsküp Büyükelçiliğimize bağlı olarak çalışan Kosova Eşgüdüm Temsilciliğimiz, Priştina'yı merkez seçmiş. Türk polisleri şehirdeki asayişin yanı sıra Priştina Havaalanı'nda pasaport kontrolünde de görev almış. Priştina'da halkın önemli miktarının Türkçe bilmesi ve Türk mallarına olan ilgi de gözlerden kaçmıyor.

I.MURAD'IN TÜRBESİNDE SIRP İZLERİ

Kosova'ya giden hemen her Türk tarafından ziyaret edilerek bir fatiha okunan, I. Kosova Savaşı'nın galip ve şehid hükümdarı Murad Hüdavendigar (I. Murad)'ın Türbesi "Meşhed-i Hüdavendigar", bugün mahzun durumda. Priştina'ya 20 kilometre uzaklıkta bulunan Türbe'ye, stabilize bir yoldan yaklaşık yarım saatte ulaşılabiliyor. Sürekli kilitli olan Meşhed-i Hüdavendigar'ın kapısı, mekanın önemine vakıf olmayan, Türkçe dahi bilmeyen işsiz bir kişi tarafından açılıyor. Türbede göze ilk çarpan, çevre bakımının yeterli olmadığı ve Sırp kurşun izleri...

Osmanlı ordusu, I. Murad yönetiminde Sırp Kralı Lazar'ın kumanda ettiği, Sırp ve Hristiyan müttefik ordusunu 1389 yazında Kosova'da hezimete uğrattı. Zafer, Balkanların kapısını Türkler için ardına kadar açtı ama yedisinden yetmişine hemen her Sırp'a altı asırdan beri hiç tükenmeyecek olan "Türkler'den 1389'un acısını çıkartma'' histerisini armağan etti. Miloş adında bir Sırp, yardım istemek bahanesiyle yanına yaklaştığı Sultan Murad'ı savaş meydanında hançerledi. Zaferin ardından şehid olan genç padişahın iç organları, Kosova'da şehid edildiği yere gömülerek, üzerine bugün Meşhed-i Hüdevendigar dediğimiz türbe inşa edildi. Balkanlardaki Türk hakimiyetinin sembolü durumundaki Meşhed-i Hüdevendigar, Türk yetkililerin ve özellikle buraya sefer başlatan THY'nin ilgisini bekliyor. Çünkü Priştina'ya giden hemen her Türkün bu türbeyi ziyaret ettiği, hatta sadece bu ziyaretin gezi nedeni dahi olacağı zannediliyor.


 
Türk imam, FBI Başkanı'na dava açtı 11 Eylül olaylarından sonra yabancı uyruklulara karşı başlatılan operasyonlar çerçevesinde ABD'de tutuklanan İbrahim Türkmen adlı Türk imam, kendisine etnik ve dinsel ayırımcılık yapıldığı gerekçesiyle FBI Başkanı Robert Mueller aleyhine New York Brooklyn federal mahkemesinde dava açtı.
Müzede bardaklı deprem eğitimi
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Türkiye'nin büyük bir kültürel mirasa sahip olduğunu belirterek, bu kültürel mirasın en iyi şekilde korunması için müzelerin depreme hazırlanması gerektiğini söyledi. Işıkara, Mardin'de müzelerin depremden nasıl etkilenebileceğini anlatmak için çay bardağı kullandı. Bir bardak kutusu içine iki adet bardak koyan Işıkara, bu kutuyu bir müze görevlisine sallattı. Birkaç saniyelik suni depremden sonra bardakların kırılması üzerine Işıkara, müzelerde cam fanuslar içerisinde sergilenen tarihi eserlerin de aynı bu cam bardaklar gibi kırılabileceğini söyledi. Tarihi eserlerin depremden olumsuz etkilenmemesi için bulundukları yere alttan yapıştırılarak sabitlenebileceğini belirten Işıkara, bazı eserlerin de belli bir seviyeye kadar kuma gömülerek olası bir depreme karşı korunabileceğini söyledi. Işıkara, konferans vermek üzere geldiği Şanlıurfa'da ise öğrenciler tarafından soru yağmuruna tutuldu. Prof. Dr. Işıkara, bir öğrencinin, "Öldüğünüzde sizin yerinize geçecek biri var mı" sorusuna, tebessümle "Neden beni öldürüyorsunuz, daha yaşamak istiyorum. Tabii ki var. Yetiştirdiğim çok değerli arkadaşlarım var. Ne kadar can alıcı sorular soruyorsunuz, şaşırdım doğrusu" diye cevapladı.

19 Nisan 2002
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED