|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1988'DE suikastten kılpayı kurtulan Özal'ın 1993'de ani vefatı da kuşkuyla karşılandı.
Kasım 1987 seçimlerinde de halktan devam oyu alan Özal, elini daha güçlendirerek II. Özal Hükümeti'ni kurdu. Gün, 18 Nisan 1988. Ankara Atatürk Spor Salonu. ANAP'ın Olağan Kongresi yapılıyor. Başbakan Özal kürsüye çıktı. Delegeleri selamlayarak konuşmaya başladı. Saat onikiyi çeyrek geçiyordu. Basın mensuplarının bulunduğu platformdan fırlayan siyah tişörtlü, atletik yapılı bir adam kürsüye doğru fırladı. İki el kurşun sesi salondaki kalabalığı şoke etti. Herkes panikteydi. Kurşunlardan biri Özal'ın sağ elinin başparmağına isabet etti. Korumaları Özal'ı kürsünün altına ittiler. Korumalar, polisler gelişi güzel ateş ediyorlardı. Karnından yaralanan suikastçi, karga tulumba salondan çıkarıldı. Başparmağından yaralanan Özal'a ilk müdahale kürsü altında yapıldı. Semra Özal'ın "Hemen hastaneye gidelim Turgut" sözlerini dinlemeyen Özal, sargılı parmağıyla kürsüye çıkarak, tarihe mal olan sözlerini söyledi: "Allahın verdiği canı, O'ndan başka alacak yoktur. Ve biz O'na teslim olmuşuzdur." Suikasti kimin yaptırdığını biliyordu Saldırganın ismi Kartal Demirağ'dı, aylar önce Dalaman Yarıaçık Cezaevi'nden firar etmişti. Tetikçi Demirağ, eylemi tek başına yaptığını söyledi, ancak Özal, suikastin örgüt işi olduğuna inanıyordu. Özal,'ın şikayetçi olmamasına rağmen Demirağ, adam öldürmeye teşebbüsten, 20 yıl'a mahkum edildi, 4 yıl yattı, tahliye edildi. Özal, Demirağ'ın arkasındaki isimleri öğrendi, kamu oyuna açıklamadı. Elde ettiği bilgileri çok az insanla paylaştı. Aradan 14 yıl geçti, suikast girişimi hala sır. Suikast hakkında pek çok iddia ortaya atıldı. Emekli Org. Sabri Yirmibeşoğlu'ndan Kaya Erdem'e, Kemal Horzum'dan Erol Simavi'ye kadar pek çok kişinin ismi iddialarda yer aldı. Cumhurbaşkanlığı, ordu içinde 2000 planı, Emlakbank Davası, kaçakçılık gibi pek çok konu suikast gerekçesi olarak ortaya atıldı. Ancak kesin bir bulgu ortaya konulamadı. Özal ailesi suskun kalırken, kardeşi Korkut Özal, kuşkulu bir ismi Savcılığa bildirdi. Korkut Özal'a göre tetikçi ele geçti, ancak arkasındaki gerçek odak bulunamadı veya bulunmak istenilmedi. İkincisi, gerçek odak tesbit edildi, gerek deliller gerekse açıklanmanın doğuracağı siyasi neticeler itibarı ile mahzurlu bulundu. Ağabeyinin bazı ip uçlarına ulaştığını, ancak anılan nedenlerden ötürü açıklama yapılmamasını tercih ettiğini kaydederek, "Ağabeyim kuşkulu bir ismi ben dahil 3 kişiye daha söylediğini sanıyorum. Sadece bir isim söylemekle yetinmiş, bu isme nasıl ulaştığını, onun niçin ve nasıl böyle bir suikasta kalkıştığının delil ve ayrıntıları üzerinde herhangi bir açıklamada bulunmadı. Bana söylenen bir ismi açıklayarak onu delilsiz olarak suçlar duruma düşmemek için bu ismi sadece DGM başsavcısına verdiğim bir ifade ile açıkladım. Savcılığın nasıl bir işlem yaptığı hakkında bilgi sahibi değilim" diyor. Ağabeyinin haksız kazanç odaklarının kazançlarına son verdiğini, çeşitli mafyalaşmış sömürü çevrelerinin çanlarına ot tıkadığını ifade eden Özal şunları söylüyor: "Bu odak ve çevrelerin kendileri için hayati önem taşıyan çıkar koruma amaçlarına tek engel olarak gördükleri Özal'ı fiziki bir müdahele ile ortadan kaldırmağı amaçlamaları kanaatime göre suikastin ana nedenlerinden biri olabilir." Ölümü de kuşkuyla karşılandı 1988 Nisan'ın da suikastten kılpayı kurtulan Özal, 1989'da Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturdu. Halk Günleri yaparak Çankaya Köşkü'nü köylüye, kasabalıya, memura, esnafa açan Özal, farklı üslubuyla dikkatleri üzerine çekti. Görüşlerini kamuoyuna aktararak tartışma platformu oluşturan Özal'ın, pek çok sözü çarpıtılarak yansıtıldı. İki dönem tek başına iktidara taşıdığı ANAP'ın raydan çıkması üzerine Çankaya'dan inerek siyasete atılmayı düşündü. II. Değişim Projesi adını verdiği, devletin yeniden yapılandırılması için yeni bir parti hazırlığına girdi. Ekonomik reformları büyük ölçüde gerçekleştirdiğine inanan Özal'a göre sıra yapısal reformlardaydı. Bu proje, vefatıyla birlikte akim kaldı. Balkanlar ve Orta Asya gezileri nedeniyle yorgun düşen Özal'ın kalbi bu hızlı tempoya dayanmadı. Seyahatten döndüğü günün ertesinde, 17 Nisan 1993, Cuma günü Köşk'te sabah sporu yaparken kalp krizi geçirerek vefat etti. İcraatları, farklı çizgisi, sıradışı düşünceleriyle 80'li yıllara damgasını vuran Özal'ın ölümü de kuşkuyla karşılandı. Cenazesinde toplumun farklı kesimlerini temsil eden yüzbinlerce insan gözyaşı döktü. Hatasıyla sevabıyla Özal'lı yıllar istikrar ve barış yılları olarak hatırlanıyor. Vefatından sonra yerine gelenler ülkeyi bir darbenin eşiğinden güçlükle döndürdüler. Türkiye 21. yüzyılda hangi yöne gideceğini kestiremeyen bir ülke konumuna düşürüldü. Ekonomik ve siyasal kriz nedeniyle Türkiye, IMF'ye avuç açan ülke haline geldi. Harıl harıl ekonomi okuyordu Merhum Turgut ağabey ile İstanbul'da talebe cemiyetinde tanıştık. Yüksek İktisat Talebe Cemiyeti yöneticisiydim. Hulusi Çetinoğlu İTÜ başkanıydı. İdris Yamantürk, Mehmet Turgut vardı. İTÜ Talebe Cemiyeti Lokali'nde tanıştık. Türk Milli Kültür Vakfı kurucusuydu. Başbakan olana kadar vakıf başkanlığını sürdürdü. Ben yardımcısıydım. Türk-Libya Dostluk Derneği'nde birlikte çalıştık. Demirel'in başdanışmanı olmuştu. Bir gün ziyaret ettim. İngilizce ekonomi kitapları okuyordu. Ekonomiye ilgisi o yıllarda başlamıştı. Demirel onu müsteşar yaptı. Demirel ve Özal'ın isteğiyle DPT'ye geçtim. Sosyal Planlama Dairesi'ne asaleten, İktisadi Planlama'ya vekaleten başkanlık ettim. Ekipte Hikmet Çetin, Ekrem Ceyhun, Hasan Celal Güzel, Kazım Oksay, Mehmet Dülger,Yılmaz Ergenekon vardı. Çok iyi bir ekipti. Keban, Ali Ağa Rafinerisi, Seydişehir Alimünyum o dönemde kotarıldı. Emin Çölaşan DPT'de idi o yıllarda. Devlet memurlarının yapmaması gereken işleri yaptığı için memuriyetten uzaklaştırdık. Danıştaydan karar aldı geldi. DPT'de çok iyi bir uyum vardı, Çölaşan'ın işe başlaması uyumu bozardı.Turgut Be'ye çıktım, "Gerekirse maaşımdan kesin, tazminatı ödeyelim, ama işe başlatmayın" dedim. "Aman Nevzat, maaşın ne ki. Siz karışmayın idare bu işi halleder" dedi. Öyle de oldu. PASAPORTUNA EL KOYDULAR 12 Mart 'ta Özal'ı da görevden aldılar. Amerikaya gitme kararı aldı.. Gitmemesini istedik, siyasete atılmasını teklif ettim, "Abi kesin iktidara geliriz" dedim. Semra Hanım müdahale etti, "Abinizi kandırmayın. Biz gidelim" dedi. Havaalanında kırmızı pasaportuna el koydular. Dışişlerinde bir iki görevlinin işiydi. Yeni pasaport çıkarttı ve gitti. Başbakan olduğu zaman hatırlattım, "Bu adamlar size karşı edep dışı, hukuk dışı hareket ettiler. İzin ver faturasını ödettirelim" dedim. "Üzüldüğünü biliyorum. Teşekkür ederim. Ama onlar hala memur, bürokrat. Ben olayı unuttum, rica ederim sen de unut" dedi. TÜRK MUSİKİSİNE HAYRANDI Türk musikisine hayrandı. Milli Kültür Vakfı ödül törenlerinde musiki konserleri verirdik. Özel ortamlarda neşeli olur, fıkralar anlatırdı. Vefalı bir ağabeydi.. İdealist, çalışkan, hizmeti yaşamının parçası haline getirmiş, inançlı bir müslüman, demokrat, seçkin bir devlet adamıydı. Kendilerine ilerici ismi verip de inançlarından dolayı, islami yaşayışından dolayı Özal'ı gericilikle itham edenler onun ufku ve Türkiye'yi modernleştirme proje ve fikirlerinin yanında çok cüce kalır.
ABDULLAH MURADOĞLU
|
|
|
|
|
|
|