|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Önce hikâyeyi mi anlatsam, yoksa endişelerimi mi dile getirsem, karar veremedim. Adam "Nasıl Zengin Olunur?" isimli bir kitap yazdığını bildiren ilanı yüksek tirajlı bir gazetede yayımlatır. Verdiği hesap numarasına "Beş Dolar" yatıran herkese kitabın gönderileceği yazılıdır. Bir hafta içinde, zengin olma heveslisi o kadar çok kişi, adamın hesabına beşer dolar yatırır ki, biriken para milyon dolarlarla ölçülmektedir. Para yatıranlara kitap yerine bir kart gelir. Kartın üzerinde şu not vardır: "Gazeteye 'Nasıl Zengin Olunur?' isimli bir kitap yazdığınızı bildiren bir ilan verin. Banka hesap numaranızı bildirin. Gelen paralarla zengin olabilirsiniz." Geçen hafta Şaron'un yargılanması için imza kampanyası açıldığını duyurmuştuk. İnternet üzerinden katılmak mümkündü, hatırlarsınız. Bazı gazete, radyo ve televizyonlarda da yer aldı bu kampanya. Aleme talkım verip kendimiz salkım yutmuş değiliz; biz de katıldık. Derken o adresten bir mektup aldık. Uzun, İngilizce bir mektup. "Asgari 1 Dolar" gönderirseniz iyi olur diyorlar. Şimdi ister istemez düşünüyoruz; oyuna mı geldik, oyuna mı gidiyoruz? Yani farkında olmadan "Nasıl zengin olunur?" isimli oyunda sahne mi aldık? Şaron'un yargılanması için en az bir milyon imza gerekiyordu. Dünya'nın dört bir yanından katılanların sayısı, aşağı yukarı yarıya yaklaşmış durumda. Diyelim ki haftaya tamamlanır. Acaba o kadar insan, asgari birer Dolar gönderse, yuvarlak hesap "Bir Milyon Dolar" eder. Belki bir oyun değil ama, hesap ortada. İyi para. Mecburiyet koşulmaması, "isterseniz gönderin" gibisinden ifadeler, endişeyi biraz azaltabilir. Bu yüzden sadece "isteyen" gönderir. Bir Dolar kaybetmekle kimse üzülmez. Fakat toplanınca, damlaya damlaya göl olur. O gölde kim yunacak? Fikrimce, eğer para gönderilecekse, Filistin adına açılan hesaba gönderilmeli. (İş Bankası, Ankara Gaziosmanpaşa Şubesi veya 0212.631 29 65'ten İHH'yı arayın.) Sağlam olduğu bilinen kanallar, her zaman daha güvenlidir.
TELEFONDA YÖNLENDİRME
İyi günler... Akıl Hastalıkları Hastanesi'ni aradığınız için teşekkürler.
BİN AYNALI TAPINAK
Hindistan'da yüksek bir dağın doruğuna yapılmış "Bin aynalı tapınak" adlı görkemli bir yapı vardı. Günlerden bir gün, bir köpek dağa tırmandı, tapınağın merdivenlerinden çıkarak içeri girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geçtiğinde bin tane köpek gördü. Korkarak tüylerini kabarttı; kuyruğunu bacaklarının arasına sıkıştırdı; korkutucu hırıltılar çıkararak dişlerini gösterdi. Ve bin köpek de aynı anda tüylerini diktiler; kuyruklarını bacaklarının arasına alıp korkunç sesler çıkartıp dişlerini gösterdiler. Köpek paniğe kapılarak tapınaktan kaçtı. O andan başlayarak, bütün dünyanın tehlikeli, korkunç köpeklerle dolu olduğuna inandı. Bir süre sonra bir başka köpek gelip dağa tırmandı. O da tapınağın merdivenlerinden çıktı "Bin aynalı tapınak"a girdi. Tapınağın bin aynalı salonuna geldiğinde bin tane köpekle karşılaştı ve çok sevindi. Kuyruğunu salladı; neşeyle oradan oraya zıpladı ve köpekleri oynamaya çağırdı. Bu köpek, tapınaktan çıktığında dünyanın dost ve sevecen köpeklerle dolu olduğuna inanıyordu.
Bin dedik ya...
Bin aynalı tapınaktan bahsedince, aklıma Bin Ladin geldi. Sahi ne oldu? Takip devam ediyor mu? Yakalanacak mı? Yoksa çoktan hesabı görüldü mü? Yoksa yoksa, artık yeni cepheler gündemde olduğu için önemsizleşti mi?
GÜNÜN SÖZÜ
Büyük sıçrayışı gerçekleştirmek isteyen, birkaç adım geriye gitmek zorundadır. Bugün, yarına dünle beslenerek yol alır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |