|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu kaset olayı, pek öyle üzerinde durulacak bir konu değil, çünkü, biz bu 'filmi' daha önce de görmüştük!.. İlerde daha da göreceğiz!.. Zira, sandıktan korkanlar ile içinde boğulup gideceğinin raporlarını alanlar, bir "Tayyip Ağa fobisi" ile, on yıldır sarsılıp duruyorlardı!.. On yıl önce Rize'de bir konuşma yapmış, birileri düğmeye basmış ve hemen "ekrana" o konuşmanın kasetini yansıtma doğrultusunda Reha Muhtar da "buyurun ağam" diyerek, etrafı velveleye vermekten zevk alıcı bir hava estirmek istemiştir. Fakat şunu söyleyelim ki, aynı şekilde, 27 Mart 94 seçimleri, yerel yönetim propagandaları sürerken, Pınar Türenç Hanım bir sürü sansasyonel haberler üretmişti, aynı kanalda!.. Hepsi "vız geldi, tırs gitti halk katmanında" değil mi? Daha sonraları aynı oyunları, bir FB'li olan Uğur Dündar yapmış, bir tartışmanın ardından, patronları gelip "özür dilemiş" ve Sayın Dündar da, sararıp solmuştu. Şimdi, Reha Muhtar'ın da aynı girdabın içine girdiğini görüyoruz ki, Tayyip Erdoğan olayı, artık "Erdoğan ailesi"nin bir meselesi değil, Türkiye halkına, siyasî arenaya taşınıp, milyonların sorunu haline geldi! Son aylardaki Anadolu gezileri, bir yerde ANAP'ın kalesi, bir başka ilde MHP'nin kalesinin nasıl kuşatıldığını görenler, bu kasetle etrafı velveleye verip, bu "Kasımpaşalı yağız delikanlı"yı siyaset sahnesinden silmek için planlar yapıyorlar ki, bu "kaset" bunun ilk adımı değil ki!.. Bu on yıl bir şey değil ki!.. İnsanı doğumu ile, suçlu ilan edenler, her halde, Kasımpaşa'da "küçük bebe Tayyib'in" kulağına okunan o "ilk ezan"dan ötürü de "suçlu" olması gerekir ki bu zihniyet onu da bir suç (?) telakki ederek, geriye doğru bir seyir takip edebilirdi. Ama, benim tanıdığım Tayyip Erdoğan, yarım asırdır verdiği mücadele, bu ülke için en faydalı ve en yararlı sonuçları doğurmuştur ki, bir Anadolu gezisi ile, birdenbire ülkenin "en büyük partisi" olmuş ve diğer partilerin en büyük rakibi konumuna gelmiştir. Amma biz, şöyle bir geriye dönelim ve Tayyip Erdoğan gerçeği'nin üzerinde birkaç mihenk taşına dikkatleri çekelim: Dokuz değil, tam on dokuz yıl önce, Tayyip Erdoğan, bir "yedek subay"dı. Galiba Hastal'da... Askerlik ile ilgili dosyası var, o zaman nasıl olur da, Tayyip Erdoğan, kalkar da "Askere hakaret eder" bir ithamla yüzyüze gelir? Ve aynı "yedek subay" bizi Silivri'ye ziyarete gelir, eh "karşı olmasına rağmen" bize "Silahlı Kuvvetler" sigarası getirir. Biz o zaman, "Samsun" içtiğimiz için, "komşularımıza" dağıtırız ve bizim nöbetçi askerlerin "ciğerleri bayram?" eder... Ve daha sonra, Tayyip Erdoğan'la Samsun 19 Mayıs Salonu'nda, Antalya Stadı'nda birlikte konuşmalarda bulunduk!.. İyi bir izleyici olarak, 94 yılı yerel seçimlerinde bütün İstanbul'u karış karış tararken, bir akşam vakti, 25 yılımın geçtiği, Fındıkzade'de, Lunapark'ın arkasındaki alanda, siyasî konuşmalar yapılıyordu. Etrafı "kolacan" ederken birdenbire kendimi "seçim otobüsü"nün üzerinde buldum. "Bulunmaz bir nimetmişim gibi" bir anda, bir "selamlama konuşması" için, beni halka takdim ettiler. "Zuhurat" işte, ne desem beğenirsiniz? Aynen şöyle: "Bugün, şu anda Tayyip Erdoğan, benim evimin yanına kadar geldi, misafirimiz oldu. Onu biz, İstanbul'un belediye başkanı olarak görüyoruz. Zira, basketbolda Kerim Abdülcebbar, futbolda Maradona, boksta Muhammed Ali ne ise, siyasette de Tayyip Erdoğan odur." Nitekim, bir ay sonra seçim yapıldı ve birçok "etkin aday" varken, "Belde-yi Tayyibe"ye, kır atının üstünde bir "Fatih" değil, mütevazı bir ailenin 40 yaşındaki "oğlu" İstanbullular'ın tercihi ile, bir başkan olarak "halkın ve haklıların başkanı" olarak kamuoyuna, tüm Türk halkına mal olmuştur. İşte bu başkanın karşısında, sandıktan, seçim meydanlarından kaçanlar yeni senaryoları ile, halkın gözünden düşürmek için bir sürü oyun ve planları renkli ekrana taşıyarak, bir kaşık suda fırtına koparmak istiyorlar... Hem de önce "şah"ları vuranlar şimdi "devrik şahları" ülkelerine gönderip, Filistin'deki "Katil Şaron yönetimi"nin, Cenin'de yaptığı "insanlık dışı katliam"ın, Srebrenitza'daki 8 bin Müslüman'ın cesetlerinin çürüyen kemiklerinin oluşturduğu mezarların üstünde tepinenlerin yargılandığı günlerde, bir kaşık suda fırtına koparıp, gündemi saptıranların "Rize bandı" ile, neler yapmak istediklerini anlamak için, biraz daha sabr ederek, olayların yatışmasını bekleyelim!.. Çünkü, Tayyip Erdoğan bu safhadan sonra, halkımız tarafından bir "siyasî misyonun lideri" olarak kabul edilmiştir. Sosyal hukuk devleti normları içinde, demokratikleşmeyi özleyen bir Türkiye'de, bir Erdoğan değil milyonlarca Erdoğan var vatan sathında, bunu kimse inkâr edemez!..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |