T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Türk güreşinin sırrı

Hamit Kaplan'ı yetiştiren Adil Candemir anlatmıştı: "-1948 Olimpiyadları Şampiyonlarından Dr. Gyula Bobiş'le birlikteydik. Bana: "Türk güreşçilerinin teknik ve güç açılarından bu kadar ileri olmalarının sırrı nedir?" diye sordu.

Eee, o zamanlar (1950) çok iyi idik. O'na çeşitli şeyler anlattım. Karakucak'tan, yağlı'dan söz ettim. Her sözüme: (-Yok, yok, bu değil!) dedi.

En nihayet: "-Harman kaldırma zamanı 5-6 yaşındaki minikler bile bizde güreş atarlar" dedim. Dr. Bobiş, bu sözlerim üzerine ayağa kalkarak: (-İşte şimdi Türk Güreşi'nin sırrını öğrendim) dedi.

Kim, hangi spor dalında erken yaşlarda çalışmağa başlamışsa altın madalyalara yakınlaşıyor. Naim Süleymanoğlu 15, Halil Mutlu 16 ve Hamza Yerlikaya da sadece 17 yaşlarında iken büyüklerarası yarışmalarda Dünya Şampiyonlukları kazandılar. Bunu gözönünde bulundurarak geçen hafta Eyüp Spor Salonu'nda düzenlenen İstanbul Okullararası Güreş Şampiyonası'nı takip ettim.

Federasyon Başkanı Osman Şansal'ın büyük oğlu Salman, 85 kiloda altın madalya kazandı. Başkan Şansal'ın ortanca oğlu Furkan, bronz elde etti, Ece Erken'in gözdesi minik Burak Şansal, yaşı tutmadığından maçlara katılamadı ama ortanca ağabeyi Furkan rakibine yenilince bunu kabul etmeyip sempatik bir şekilde ortalığı birbirine kattı.

İstanbul Milli Eğitim Müdürü Yardımcısı yılların dostu Mesut Özkaya da kapışmaları takip edenler arasındaydı. Güreş Federasyonu planlamacıları çağa uygun armağanlar dağıttılar. Derecelere girenlere mutfak aletleri hediye edildi ki, bu armağanların çağa uygunluğu, sadece miniklere değil, tüm hane halkına hitabetmesiydi.

Birleşik Amerikalılar, Japonlar, İsveçliler böyle yaptılar. İşin önemli yanlarından bir diğeri de federasyonun kasasından para çıkmamasıydı. Daima güleryüzlü ve atak, güreşe gönülden vurgun Yaşar Şahin, Gül-San Madeni Eşya mamullerinden dağıttı. Cenk Mutfak, Karaca A.Ş., Bilge Madeni Eşya, Fantom A.Ş., Güneş Çatal-Kaşık, Nehir Çatal-Kaşık, Acarlar Mutfak Gereçleri ile Verona İç-Dış Ticaret'in sahipleri kilolarında dereceye giren tam 78 güreşçiye, 80 milyar lira tutarındaki armağanlar dağıttılar.

1923 yılından günümüze kadar geçen zaman içinde Ahmet Fetgeri dışındaki bütün güreş federasyonu başkanlarını tanıdım. Hiçbirinin oğlunu ya da oğullarını güreşirken görmedim. Okullararası güreş müsabakalarının böylesine ilgi çekici olmasında ve oğullarını güreşirken görmede Başkan Osman Şansal bir "ilk"i teşkil etti. İstanbul Güreş İhtisas Kulübü'nde spor yaparken, sonradan Dünya Şampiyonluklarına ulaşan Macar Tamas Gaspar'ı yenen Başkan Şansal, İktisat Fakültesi'ni bitirince, iş hayatına atıldı, özlediği birincilikleri kazanamadı. Belki oğulları O'nun bu özlemini dindirecekler, hele Burak, hele Burak... Hamit Kaplan gibi Milli Kahramanlarımızın da küçük yaşta güreşe başladığını unutmayıp, bugünkü miniklerin dünya çapında derece aldıkları günleri görebilme hevesiyle şimdiden sabırsızlanıyorum.

ESENLER BELEDİYESİ

Geçen hafta sonu Esenler Belediyesi'nce düzenlenen paneldeydim. Mustafa Dağıstanlı ile Yaşar Doğu ve Neyzen Tevfik'i anlattık. Remzi Kobal'ın düzenlediği panelde Esenler Kaymakamı Ali Gün, Kavak Kaymakamı ve Belediye Başkanı ile kalabalık bir sporsever yer aldı. Esenler Belediye Başkanı Mehmet Öcalan "-Neyzen Tevfik Kolaylı'nın sarhoş yanından çok, iyi yanlarını görmek gerekir" dedi ki katılırım. Neyzen, büyük bir heccav ve ney ustasıydı.

İSVEÇ ZAFERİ

İsveç Turnesi'nde Yaşar Doğu, "-Dışarsı kış-kıyamet" diyerek güreşçileri erkenden yatırır (1953). Kontrol için gece kalktığında odaların boş olduğunu görür. Otelin kulübüne iner. Adil Atar, Mustafa Dağıstanlı, Hüseyin Akbaş'ı dans ederlerken görür. Onları yanına çağırır, çocuk felci geçirdiğinden bir ayağı sakat olan Hüseyin Akbaş'a hitaben "Hüseyin, güreşin gibi dansın da güzelse, hepinizi affediyorum" der. Milliler, İsveç'teki bütün maçlarını kazanırlar.

ISPANAK

Beyoğlu'nda Kebabçı Hilmi'nin lokantasında Yaşar Doğu, Celal Atik ve Neyzen Tevfik birliktedirler. Celal Atik, 3 porsiyon ıspanak yiyince Neyzen: "-Bu yemeği çok mu seviyorsun?" diye sorar. Celal Atik: "-Ispanakta demir var" deyince Neyzen cevabı yapıştırır: "-Demir, senin bananda vardı, ıspanakta değil." Hiciv ustası böylece genetik ilmine parmak basmıştı ve gerçekten de ıspanakta demir yoktu, 100 yıl aradan sonra anlaşıldı.


30 Ocak 2002
Çarşamba
 
ALİ GÜMÜŞ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED