|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ESARETİN GÜNLÜĞÜ
Küba'non Guantanamo Körfezi'ndeki Amerikan askeri üssünde kurulan kafeslern içinde tutulan, hiçbir uluslararası sözleşme güvencesinden yararlanmalarına fırsat verilmeyen, hiç bir yasal hak tanınmayan 158 Müslüman esir, insanlığı adalet, temel haklar ve insani değerler szınavına tâbi tutuyor. Taliban ve El Kaide üyesi olduğu iddia edilen esirler ağır insan hakları ihlalleri altında günlerini üsteki Amerikan askerleriyle yüz yüze geçiriyor. Kampa götürülürken uyuşturulan, hücrelere konuldukltan sonra elleri ve ayakları zincirlenen, gözleri ve kulakları ilaçlanıp görmeleri ve duymaları engellenen, ellerine ağır metal eldivenler geçirilen, ikenceden ayakta duramayacak hale getirilen esirlerin yayınlanan ilk fotoğrafları bütün dünyada büyük bin nefrete yol açtı. Büyük bir imaj sarsıntısı yaşayan Amerikan yönetimi şimdi bu imajı düzeltmek için propaganda çalışmalarına hız verdi. İki farklı dünya İki düşman dünyanın karşı karşıya geldiği diğer adı "X ışını" olan kampta, tutsakların bulunduğu hücreler arasında kamuflaj giysili silahsız Amerikan askeri polisi devriye geziyor, zaman zaman tutsakları tuvalete veya sorgulanmak üzere tahta barakalara götürüyor. Kadın askerler önlerinden geçerken bakmamak için başlarını eğen tutsaklar, yemeklerin yanında çay içme alışkanlığını da üsse getirmişler. İngilizce bilmeyen esirlere İngilizce Kur'an-ı Kerim'ler dağıtılmış. Kampın 6 gözetleme kulesinde keskin nişancılar nöbet tutuyor. Sadece iki düşman dünya değil, iki karşıt dünyanın da karşı karşıya geldiği kampta, Taliban ve El Kaide üyesi, çeşitli ülkelerin vatandaşı 158 Sünni Müslüman, demir parmaklıklı tek kişilik hücrelerde belirsiz bir dünyaya doğru kürnek çekiyor. Hadis kitabı istediler Kampın komutanı Albay Terry Carrico, "kültür ve din farklılığı nedeniyle tutsaklara hassas davrandıklarını" iddia ederken, Bangladeş kökenli imam Ebuhena Seyfulislam, "tutsakların duruma uyum sağlamaya çalıştıklarını" belirtti. Tutsaklara yapılan küçük jestlerin faydası olduğunu söyleyen asker imam, mahpuslara birer Kur'an dağıttıklarını, bazılarının da hadis kitabı veya Arapça öğreten bir kitap istediklerini anlattı. Başlarını öne eğiyorlar Albay Carrico, tutsakların domuz eti yememeleri nedeniyle gıdalarının "helal" olması için özel bir dikkat sarf ettiklerini söyleyerek, esirlerin yemeklerin çok yavan olduğundan şikayet etmeleri ve çay istemeleri üzerine, menüye çay ve pide eklediklerini, baharat alışkanlıklarını gidermeye çalışacaklarını kaydetti. Üsse getirilmeden önce saçları ve sakalları kesilen mahpuslara İslami kurallara uygun saç ve sakal uzatma izni verildiği belirtiliyor. Kampta kamuflaj kıyafetli, omuzlarında tüfekli gezen kadınlar, kamptaki kültürel şokun bir başka boyutu. Kadın askerlerden Lisa Juve, "Bana karşı dürüst davranıyorlar, devriye için önlerinden geçerken başlarını önüne eğiyorlar" diyor. Mahpuslarla muhafızlar arasındaki iletişimde kullanılan sözcük sayısı 20'yi geçmiyor. İngilizce bilmeyen tutsaklarla anlaşabilmek için muhafızlara, "otur", "yürü", "su", "yasak", "tuvalet", "tedavi" sözcükleri Arapça söylenişleriyle bir karta yazılarak dağıtılmış. Sorgulama için de askerlere 7 çevirmen eşlik ediyor. Askerlerin yüzüne tükürdüler
Carrico, tutsakların hücrelerinden birbirleriyle konuştuklarını, bazen onları birbirlerine anlattıklarına gülerken gördüklerini belirtti ve yine de Amerikan askerleri için iyiniyet beslemediklerini düşündüğünü söyledi. Carrico, bazen bu nefretin su yüzüne çıktığını ve Taliban tutsakların muhafızların yüzüne tükürdüklerini anlattı.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |