|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İŞTE ÇOCUKLA ARANIZDAKİ İLETİŞİM ENGELLERİ
Emretme, yönetme: Korku ya da aktif direnç yaratabilir, söylenenlerin tersini denemeye davet edebilir. Uyarma, tehdit etme: Korku, boyun eğme yaratabilir, sözkonusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğini denemeye yol açabilir. Ahlak dersi verme: Zorunluluk ya da suçluluk duygusu yaratır, durumunu daha şiddetle savunmasına yol açar. Öğüt verme: Çocuğun kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu ima eder. Mantık yoluyla inandırma, tartışma: Savunucu tutumları ve karşı koymayı kışkırtır, çoğunlukla çocuğun aileyle iletişimi kesmesine yol açar. Yargılama, eleştirme, suçlama: Yetersizlik, yanlış değerlendirme anlamı taşır. Azarlanma korkusu ile iletişimi kesebilir. Övme, teşhis koyma: Ailenin beklentilerinin çok yüksek olduğunu ima eder. Ad takma, gülünç duruma düşürme: Kendisini değersiz hissetmesine, sevilmediğini düşünmesine yol açabilir. Tahlil etme, teşhis koyma: Tehdit edici, tedirgin edici olabilir ve başarısızlık duygusu uyandırabilir. Güven verme, teselli etme: Çocuğun kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir. İncelemek, araştırmak: Çocuklar kaçamağa, yalan söylemeye yönelebilirler. Konu değiştirme, işi alaya alma: Yaşamın güçlükleri ile savaşmak yerine onlardan kaçınmak gerektiği imajı verilmiş olur. ZİHİNSEL GELİŞİMİ OLUMSUZ ETKİLER Gaziantep Rehberlik ve Araştırma Merkezi (GARAM) Müdür Yardımcısı Özgül Kılıç, anne ve babaların genellikle çocuklarını dinlediklerini düşünmelerine karşın, farkında olmadan aşırı müdahaleci davranıp dinler gibi gözüktüklerinin ortaya çıktığını söyledi. Kılıç, çocukları konuşurken sürekli ikaz, hatırlatma, önerilerde bulunma, fikir yürütme, yargılama gibi müdahalelerde bulunan ailelerin, çocuklarını dinlemiş olamayacaklarına dikkati çekti. Kılıç, aşırı müdahaleci ailelerin çocukları ile arasında iletişim engeli sorununun ortaya çıktığını ifade etti.
|
|
|
|
|
|
|