T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
IMF'nin dışında çıkış var mıdır?

Birçok ekonomist, gelişmekte olan ekonomilerin İMF olmadan kalkınmalarını tamamlayamayacaklarını iddia eder. Bunlara göre, yerli tasarrufların yetersizliği yabancı sermayeye olan ihtiyacı artırmaktadır. Yabancı sermaye ise İMF ve Dünya Bankası'nın kılavuzluğu eşliğinde hareket eder.

Yabancı sermaye çekmek isteyen ülkenin İMF'nin yeşil ışık yakmasına ihtiyacı vardır. Bir başka anlatımla, İMF'nin yaşadığımız çağın bir gereği olduğunu ve bundan kaçılamayacağını söyleyen bu gruba göre İMF'ye direnmek anlamsız ve boşunadır.

Pragmatist bir yaklaşımla, İMF'nin ağırlığının, liberalleşme ile birlikte arttığını söylemek imkan dahilindedir. Gerçekten, gelişmekte olan ülkelerin tamamında İMF aktif ve müdaheleci konumdadır. Genel politikaların dışında günlük ve detay düzenlemelerde dahi İMF'nin yönlendirmesi söz konusudur.

İMF'nin kaçınılmaz bir gerçek olduğunu ileri sürenlerin, İMF'nin mevcut ağırlığından etkilendikleri kuşkusuzdur.

Bütün bunlar, İMF'nin dışında çıkış olup-olmadığı sorusunun cevabının araştırılmasına engel teşkil etmez. Malezya, İMF'nin klasik reçetesini reddeden ve bağımsız bir ekonomi politika uygulayan ülke olması nedeniyle yakından incelenmeyi ve takip edilmeyi hak etmektedir.

MALEZYA ÖRNEĞİ

Malezya kriz sonrasında İMF'nin önerilerine karşı çıkmış ve özgün bir politika uygulamıştır. Şu ana kadar ortaya çıkan verilerden Malezya'nın başarılı olduğunu söylemek mümkündür.

Konuyla ilgili olarak, ÇERÇEVE dergisinin Aralık-2001 sayısında, MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Sayın Dr. Ömer BOLAT'la yapılan bir röportajı okumanızı tavsiye ederim. Sayın BOLAT'ın röportajında yer alan bilgileri kullanarak Malezya örneğinin İMF politikalarının alternatifsiz olup-olmadığı sorusuna cevap arayalım.

Malezya 1997 yılındaki Asya krizinden etkilenen ülkelerin başında geliyor. Kriz öncesinde ekonominin aşırı derecede şişmesine İMF tarafından göz yumuluyor, hatta teşvik ediliyor. Verimli olmayan kamu ve özel sektör yatırımlarının,yüksek maliyetli yabancı kaynakla finanse edilmesi krizin en önemli sebebidir.

Kısa vadeli yabancı sermaye özellikle gayrimenkul fiyatlarını olması gereken seviyenin çok üzerine çıkarıyor. Yerli para birimi Ringitt'in aşırı değerlenmesi ithalatı kamçılarken, cari işlemler açığının büyümesine yol açıyor. Nitekim 1996 ve 1997 yıllarında cari işlemler dengesi toplam olarak 10 milyar doların üzerinde açıkla kapanıyor.

Cari işlemler açığı ve kısa vadeli yabancı sermayenin yüksek kâr transferleri döviz üzerindeki baskıyı artırınca devalüasyon kaçınılmaz hale geliyor ve 1997 Ağustos ayından itibaren Malezya ekonomisi ağır bir kriz ortamına sürükleniyor.

Bu noktada, Türkiye'nin yaşadığı krizle büyük benzerlikler taşıdığını belirtmekte fayda var. Devalüasyonun yanısıra yabancı sermaye çıkışı yaşanıyor. Döviz rezervleri eriyor. 1998 yılında, krizin etkisiyle Malezya ekonomisi % 6,7 oranında küçülüyor.

Malezya İMF'nin şartlı yardım önerisini kabul etmiyor. İMF'nin önerilerinin aksine, sermaye hareketlerine sınırlama getiriyor, vergi oranlarında indirime gidiyor, spekülatif amaçlı döviz ticaretini sınırlandırıyor, ithalatı frenlemek için bazı mallardan alınan gümrük vergilerini artırıyor.

Yurtdışından yapılan borçlanmanın şartları ağırlaştırılıyor.

Bu tedbirler, İMF'nin önerdiği klasik reçetelere taban tabana zıttır.

İMF, dış borçlara kaynak oluşturmak üzere, vergi oranlarının artırılmasını, kamu harcamalarının kısılmasını, ithalatın ve sermaye hareketinin önündeki bütün engellerin kaldırılmasını önerirdi.

Malezya spekülatif işlemlerin kurbanı olmuştur. Portföy ve gayrimenkul yatırımı için ülkeye gelen kısa vadeli yabancı sermaye, elde ettiği yüksek kârla birlikte ülkeyi terkettiğinde dananın kuyruğu kopmuştur.

SONUÇ

Malezya kendi hür iradesi ve sadece ülkesinin menfaatlerini dikkate alarak uyguladığı program sayesinde hızla krizden çıkmış ve ekonomik büyümesini sürdürmeye başlamıştır. Rakamlarla Malezya'nın başarısını ortaya koymaya çalışalım.

1998 yılında % 6,7 oranında küçülen ekonomi 1999 yılında % 1 ve 2000 yılında % 7.3 oranında büyümüş ve krizin milli gelir üzerindeki olumsuz etkisini silmiştir.

İhracattaki artışa paralel olarak, 1998 yılından itibaren cari işlemler fazlası vermektedir. 2000 yılındaki dış ticaret fazlası 15 milyar doları bulmuştur.

1997 yılında 21.7 milyar dolara gerileyen döviz rezervleri istikrarlı bir şekilde artmış ve 2000 yılı sonunda 43.1 milyar dolara yükselmiştir.

Kısa vadeli dış borç miktarı 11 milyar dolardan 6 milyar dolara düşürülmüştür.

2000 yılında 3 milyar dolar bütçe fazlası vermiştir.

Malezya örneği, bağımsız ekonomi politikası nedeniyle önemlidir. Bu politika belirli bir başarıyı yakalamış ise daha da önemlidir.

Malezya'nın uyguladığı politikanın kopya edilerek Türkiye'de uygulanmasını savunmak elbette mümkün değildir. Her ülkenin spesifik şartlarının göz önünde bulundurulması gerektiği tartışmasız bir gerçektir. Ancak, Malezya örneğinin yakından takip edilmesi Türkiye açısından bir zorunluluktur.

Malezya örneğinin en heyecan verici tarafı tamamen 'ulusal' motifler taşımasıdır. Bir de İMF esaslı olmaması.


30 Ocak 2002
Çarşamba
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED