|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de dengeli bir ekonomik yapı ve sağlıklı bir siyasal doku oluşturmada kamuoyu araştırma kuruluşlarının önemi giderek artıyor. Çünkü kamuoyunun kaynağı toplum oldukça karmaşık ve gizemli bir yapıya sahiptir. Toplumun desteğini almayan hiçbir siyasi iktidarın uzun ömürlü olması mümkün olmadığı gibi, ne kadar güçlü olursa olsun hiçbir yönetim de topluma meydan okuyamaz. Türkiye'deki değişik kurumlar, ulusal ve uluslararası gelişmeler karşısında toplumun düşünce ve görüşlerini araştıran bağımsız kuruluşları güçlendirmedikleri için, siyasi alanda olduğu kadar ekonomik konularda da sağlıklı karar almak zorlaşıyor. Yüzyıllarca öncesinden Çinli bilge Lao Tau'nun vurguladığı gibi, toplumu yönetmek ve önderlik yapmak isteyenlerin, toplumun "önünden" değil, "ardından" gitmeleri gerekir. Toplumun ardından gidebilmek için de, çoğunluğun düşünce ve görüşlerini düzenli bir biçimde araştıran kurum ve kuruluşlara ihtiyaç vardır. Prof. Dr. Beşir Atalay'ın yönetiminde ANAR Türk toplumun sesini duyuran, düşünce ve görüşlerini araştıran kuruluş oldu. ANAR'ın her ay yaptığı kamuoyu araştırmaları, hem ülke içindeki, hem de ülke dışındaki kurum ve kuruluşların Türkiye'yi okumada ana kaynakları haline geldi. Atalay ve arkadaşlarının büyük bir titizlikle yürüttüğü aylık kamuoyu araştırmaları, her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulan bir dönemde, çalışmalarına ara vermek zorunda kaldı. Oysa ANAR çoğunluğun sesini medyaya taşıyarak, toplum ile yönetim arasında sağlam bir köprü oluşturmuştu. Bu köprünün zayıflaması toplum için olduğu kadar, medya ve siyasi partiler için de büyük kayıptır. Türkiye'deki elli yıllık "demokrasi" uygulamasında, hiçbir zaman belirleyici çoğunluğun beklentilerine, arzu ve isteklerine önem verilmedi. Çünkü Türkiye'de "demokrasi" her kesim için aynı anlama gelmez. Sesi çok çıkan yüzde onluk bir kesim için "demokrasi", toplumun "yukarıdan" yönetilmesidir. Onlar için güçlü çoğunluğun sesi değil, örgütlü azınlığın sesi önemlidir. Türkiye'de birbirini besleyen siyasi ve ekonomik kriz "örgütlü devlet" ile "örgütsüz çoğunluk" arasında sağlam ve güçlü bir köprü kurulamamasından kaynaklanıyor. Yönetim ile toplum arasındaki köprü araştırma kurumlarıyla birlikte gönüllü kuruluşların çalışmalarıyla kurulur. Onlar yaptıkları araştırma ve çalışmalarla toplum ile yönetim arasında bir regülatör işlevi yüklenir. Tarihin her döneminde kamuoyunu belirleyen çoğunluk, en gelişmiş bilgisayarlardan bile daha güçlü, daha etkili ve daha duyarlı bir yapıya sahip olmuştur. Onun sesine kulak vermeyen, onun isteklerini gözardı eden yönetimler, ekonomik krizlerin ve toplumsal patlamaların önüne geçemez. Uzun ömürlü olmak isteyen her kurum ve kuruluş toplumu okumasını öğrenmek zorundadır. Çoğunluk yolsuzluk, haksızlık ve yanlışta birleşmez. Toplumu okumayan konjonktürü okuyamaz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |