T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Gerçekler ve yöntemler...

Değişim dilimizden düşmüyor. Ama değişimden söz ederken odaklandığımız tek nokta Avrupa Birliği. Değişimden uzak durmak isterken kullanılan tek çerçeve de o.

Son tartışmalara şöyle bir bakın...

312. madde, 159. madde meselesi bu ülkenin "çağdaş demokratik normlar"a ulaşması çerçevesinde tartışılamıyor. Televizyon ekranlarında Vural Savaş, toplum, toplumsal talepler ve özgürlük düzeni birer oyunmuşcasına, hâlâ "olup biteni AB güdümündeki bölücüler, onlara destek veren liberaller ve 2. Cumhuriyetçilerin kurduğu bir tuzaklar olarak" tanımlayabiliyor. Aslında bunları söylerken ülkedeki "hakim devlet zihniyeti"ni dillendiriyor. Nitekim malum iki yasa maddesine ilişkin tasarının komisyona bakanların imzaladığı haliyle gitmediği, gizli bir devlet elinin devreye girerek metinlere son şeklini verdiği bakanlar ve siyasiler tarafından itiraf ediliyor.

Adını koymak gerek: Bu tasarı ya da mini demokrasi paketi sistem için AB ile ülke arasına mesafe konularak içe kapanmanın bir aracı kılınmış durumdadır. Milliyetçilik şemsiyesi altında "çok-kültürlü toplumu tek parçalı millet, çoğulcu siyaseti mutlakiyetçi devlet" olarak tanımlamanın vesilesi haline getirilmiş durumdadır.

Bir kez daha durduk ve gelecekle aramıza yeni bir mesafe koyduk.

Evet, değişim dilimizden düşmüyor. Ama hemen her şey devletin yüce menfaatlerine endekslenmiş durumda. Resmi formül şu:

"Adımlar, milli menfatlerimize uygun olan AB üyeliği için zorunlu olarak atılacak; ancak bu ülkenin siyasi anlayışının, devlet geleneklerinin müsaade ettiği kadar atılacak, gerekirse 312 ve 159'da olduğu AB'den gelecek tehlikelere kalkan olmak üzere üzere tersten atılacak..."

Bireyi esas alan bir yolda, AB yolunda, devleti merkeze alan bu düşünce ve bu tavır "şizofrenik"tir.

Siyaset mekanizması, Katılım Ortaklığı Belgesi'nde yer alan hususlar Türkiye'nin siyasi, sosyal, kültürel yaşam ve sorunlarını hiç ilgilendirmiyormuş gibi davranıyor.

Devlet, Türkiye'de her şey yolunda giderken ülke için fuzuli AB üyeliği için uyulması gerekli, ancak tehlikeli ilkeler söz konusuymuş gibi hareket ediyor.

Kopenhag kriterleri ve Katılım Ortaklığı Belgesi'nin maddeleri başta olmak üzere, AB ilkeleri "getirecekleri değil, götürecekleri konusunda siyasileştiriliyor"...

Ne var ki, bunu yaparken AB meselesi üzerinden "değişim fobisi"ne kilitlenmiş sistem şu anda tüm organlarıyla bloke olmuş, bağışıklık sistemi çökmek üzere olan bir beden gibi kendisine bulaşacak mikrop ve musibetleri bekler halde...

Aslında siyasetin iyice sindiği, devletin otoriterleştiği, her yeni girdi ve sorunun hukuk dışılığı teşvik ettiği bir ülkede bu durum iç bunaltıcı olsa da pek şaşırtıcı değildir...

Çünkü 28 Şubat devlet ve siyaset mekanizmasının işleyişini altüst eden kalıcı ve yapısal bir gerçek olarak her gün yüzümüze yeni bir şamar indiriyor.

Evet, belki 1997 yılı geride kaldı, Refah-Yol da öyle...

Ama beş yıldır atılan ve atılmaya devam edilen adımlarla, siyaset tümüyle marjinalize edildi, muhalefet ortadan kaldırıldı, her talebi tehlikeli görülen ve asayiş tedbirleriyle karşı karşıya bırakılan toplum devre dışı bırakıldı. Karar mekanizmaları askerileşti ve otoriterleşti.

Sonuç ise vahim:

Bugün ortada ne siyasi ne de toplumsal bir güç var. Değişimi, toplumun taleplerini taşıyacak bir odak ise hiç yok. Artık tekil olaylar yaşıyor ya da yaşanan ciddi olayları tekil olarak algılıyoruz. Kürt meselesi bile hem Türkler hem Kürtler açısından bir milli mesele haline getirildi, tartışılamıyor. İslam meselesi buhar oldu, üniversitelerde yaşanan rezaletlere kimse aldırmıyor. Entelektüeller marjinalize edildi, analizlerine kimse kulak vermiyor.

Evet gerçekler kendisini böyle resmediyor; onları görmeden ne bulunduğumuz yeri anlayabiliriz ne de çıkış yolu üretebiliriz...

Evet, bugün Türkiye'nin sorunu çağdaş normlara ulaşma talebini tehlikeli gören ve bloke eden bir anlayışın hükümranlığının altında olmasıdır. Ve bu hükümranlığı kırma çabasının kendi kendisini örgütleyebilme meselesidir.



6 Şubat 2002
Çarşamba
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED