T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Şiir mi? Meta mı?

Son zamanlarda Türkiye'de, hemen hemen her şey gibi 'edebi kamuoyu'nun nasıl oluştuğu yönünde de tartışmalar sıkça yapılmaya başlandı. Bu tartışmalar medya merkezli gündem oluşturma, gündemde kalma ve edebi "ürünler"in birer "ticari meta" olarak modern satış teknikleriyle pazarlanması çerçevesinde sürse de, tartışmalar medya üzerinden yapıldığı için muhatabını ne kadar sağlıkla bulmuştur ve sorun olarak adlandırılan duruma nasıl etki etmiştir, bu tam olarak bilinemeyen ve denetlenemeyen bir alanda, gölgede duruyor. Bugün artık hiç bir konuda medyayı dışarıda tutarak sıhhatli bir açıklama yapmak mümkün görünmüyor. Türk Şiirinin geçtiğimiz yılı nasıl kapadığını öğrenmek amacıyla soru yönelttiğimiz şairler de, işte en fazla bundan şikayet ederek, birbirine hem bu kadar zıt, hem de popüler bir alana çekilmeye bu kadar müsait görünen iki mefhumun; şiir ve medyanın birlikteliğinden şikayet ettiler. Geçtiğimiz yılın varlığa anlam katan, nitelikli ürünlerin verildiği bir yıl olduğuna dikkat çekenler de oldu, şairliği 'soytarılık' sayanların artan sayısına ve şiirin ipotek altında olduğuna vurgu yapanlar da. Şairler şiirin geçen yılki bilançosunu döktüler.

Şiir üstündeki ipotek sürdü

ADNAN ÖZER: "2001 yılında Türk Şiiri üzerindeki ipotek sürdü. Bu ipoteği, medyanın ve Türk şiirini tarihselliğinden, tinselliğinden kopartan medyatik kültürsüzleşmeye yolaçan sosyolojik sorunlar ve duygu sömürüsü yapan erotolojik tasalluplar oluşturuyor. Ahmet Erhan'ın bu yıl önemli bir çıkışı vardı. Bunu önemli buluyorum. Bir de Diyarbakırlı genç bir şair Kemal Varol önemliydi. 2002 yılındaki bekleyiş için de bu ipoteği kıracak bir şiir yani, tekrar tarihi ve Türk Şiirinin ruhuna dönecek bir şiir bizim için geçerli olabilir."

Mücadele içinde geçti

HÜSEYİN ATLANSOY: "2001 yılı önceki yıllarda olduğu gibi Anglo-saksonların sapkın alfabesi ile şiir yazanlarla Türkçe şiir söyleyenlerin şiirlerinin mücadelesi ile geçti. Umulur ki önümüzdeki yıllarda Türkçe şiir kazanır. Bu aynı zamanda milletin kazanması demektir. Aslına bakılırsa "tek milli sanat şiirdir" denilse yeridir. İnşallah 2002'de ve sonrasında "cümle"mizi yakalarız."

Meydan popüler soytarılara kaldı

MEHMET OCAKTAN: Galiba Türk şiiri son yılların en verimsiz dönemini yaşıyor.. Şiirin atılım yaptığı bütün dönemler, estetik bir ortamın varolduğu, kültürel devingenliğin en üst düzeyde olduğu dönemlerdir. Kabul edelim ki, yaşadığımız dönem Türk şiirine yeni bir ruh, yeni bir estetik dünya kazandırmaktan çok uzak... Özellikle de görsel ve işitsel tekellerin dayattığı popüler kültür, neredeyse "has şiir"i dünyamızdan kovmuş durumda. Şimdilerde geçerli olan, şair gibi "şair" olmak değil, rating değeri de olan "popüler soytarılık"tır. Ancak her şeye rağmen, şiirin gerçek akrabaları kendi kozası içinde sessiz sedasız "has şiir"in ırmaklarında yoluna devam ediyor...

Çerçiciler aktiftiler ancak...

ÖMER ERDEM: "2001 benim açımdan verimli geçti. Yıl boyunca sıkça seyahat ettim. Yeni insanlar, farklı mekanlar gördüm, zengin sesler duydum hayli renkli ışıklara rastladım. Şiir verimimde besleyici ve tetikleyici oldu bu yaşadıklarım. Ayrıca Kaşgar, yaşanılan büyük ekonomik krize rağmen destek ve gönül verenlerin yardımıyla ayakta kaldı. Kaşgar'da içerden ve içerdenlik taşıyan bir dikkatle şiire ve edebiyata bağlı kaldık. Nitelik öncelemesini gözden kaçırmadan şairin ve şiir duruşunun bir çizgi yakalayabilmesi için dirayetli davrandık. Genel ortama gelince; 2001 şiir açısından bedel ödenen bir yıl daha oldu. Öte yandan, kendi varlığına anlam katanlar hem nitelikli ürünler yayınladılar hem de sayıları azalan okuyucularıyla yeraltı suları gibi sessizce buluştular. İsimlerden özellikle söz etmeyeceğim. Söz ait olduğu yeri bulur. Çerçiler ve curcunabazlar görünüşte aktiftiler fakat etkinlik kazanamadılar."

İyi şiir var ama iyi şiir okuru yok!

METİN CELÂL: "Türk Şiirinin kaderidir, tüm değerlendirmelerde 'kötüye gittiği' söylenir, geçen yıldan bir şey kalmadığından dem vurulur. 2001 için de aynı şeyi söyleyebiliriz, çünkü var olanı görmemiz zorlaştı. Şairin verimini yansıttığı yerler olan dergiler ve kitaplar ne yazık ki gündemimizden çıktı, çıkarıldı. Türkiye'de çok ve iyi şiir yazılıyor. Ne yazık ki o şiirleri okuyacak kültürde okuyucular yok. 2001 yılı bu olgunun bir kez daha kanıtlandığı, kültürsüzleşmenin arttığı bir yıl olarak hatırlanacak. Tüm kültür alanlarında olduğu gibi şiirde de popüler olan, reklam edilen (şiirler değil) şairler okuyucusunu buldu. İyi düzenlenmiş reklam kampanyaları ile iki üç şiir kitabı çok satma şansına ulaştı, şiir okuyucusu olmayanların bile ilgisini çekti, kitaplar, kasetler satıldı. Televizyonların sabah programlarında bile 'şiir' okunur oldu. Okunanların şiir olduğu sanıldı, o kanı okuyucuya ve izleyiciye aşılandı. 2002'de kültürün her alanında popülerleştirmenin artacağına, reklam balonlarının yazar ve kitap olarak semalarımızı süsleyeceğine, iyinin-güzelin önünü iyice kapatacağına inanıyorum. Bu durum iyi şiiri tamamen okuyucudan uzaklaştıracak. Okuyucu kitapçıda ulaşamadığı şiire, dergide, gazetede, medyada hiç ulaşamayacak."

Verimsiz bir yıldı

İHSAN DENİZ: "Verimsiz bir yıldı... 2001 yılının, genelde, Türk şiiri açısından 'verimli' geçtiğini söylemek, hayli zor. Bireysel çaptaki tek tek parlayışları bir kenara koyarsak; özellikle, Türk şiirine yeni bir rûh, yeni bir estetik atmosfer, yeni bir derinlik imkânı kazandırabilecek güçlü bir 'ses' hamlesinde odaklanışa dair belirtiler aldığımız, şüpheli.. Kim ne derse desin, günümüz şiiri ve genç şairi, 80'li yıllar şiirinin açtığı estetik/ontolojik 'varoluş' kulvarlarının izini sürdürüyor - bu kötü bir şey değil elbette - hâlâ. Şair olmayı 'soytarılık' sananlar müstesna!.. Sanıyorum, günümüz şairini bekleyen en büyük handikaplardan biri de, ucundan kıyısından şiire bulaşma emareleri gösteren popüler kültürün görsel/işitsel dayatma formları olsa gerek. 2002'de de aynı sancıyı çekeceğimiz anlaşılıyor. O bakımdan, bu tuzağa düşmeyen/düşmeyecek 'genç'lerde yoğunlaşacak bakışlarımız. İzleyeceğiz. Dolayısıyla, umutsuz olmak için hiçbir neden göremiyorum ben..."

Genç şairlerin yolu açıldı

HİLMİ YAVUZ: "2001 yılının Türk Şiiri açısından bence önemli olan yanı Can Yayınları'nın 2000 yılında başlattığı şiir dizisini 2001'de de aksatmadan sürdürmüş olmasıdır. Bu dizi Türkiye'de genç şairlere kapalı olan kitap yayınlama olanağını açma fırsatını vermiştir. Bu da bence 2001 yılının en kayda değer gelişmesidir."

Şiir dergileri kapıştı durdu

İBRAHİM KENEKECİ: "2001 yılı, şiir için büyük iddiaların değil, umutların yılı oldu. Belki 2001 yılında ismi büyük harflerle yazılan şairler şiir kitabı çıkarmadılar ama, istikbal vadeden birçok genç şair, bu yıl içerisinde ilk kez kitap sahibi oldular. İlk aklıma gelen isimler İsmail Kılıçarslan, Mehmet Öğütçü, Baki Ayhan, T. Suavi Kemal Yazgıç, Levent Dalar ve Hayriye Ünal. Yine 2001 yılı içerisinde Ahmet Murat, Kemal Sayar, Cahit Koytak ve Mustafa Akar, kitap çıkarmamalarına rağmen, oldukça iyi şiirler yayınladılar. 2001'in en kayda değmez tarafı ise, zaten üç beş tane olan dergilerin, yıl boyu, birbirleriyle didişip durmasıydı. Sonuç olarak, 2001 yılı; şiirden büyük şeyler bekleyenler için hüsranla, genç yetenekleri önemseyenler için başarıyla geçti, diyebiliriz. 2002'den neler beklenmeli sorusuna, sadece bir okur ya da şair olarak değil; hem bir edebiyat dizisinin, hem de bir derginin editörü olarak cevap vermek istiyorum. Yukarıda ismi geçen dört şairin 2002'de şiirlerini kitaplaştırması bile, 2002'yi verimli kılmaya yetecektir. Bunun dışında, 2002'de yeni gruplaşmalar ve bunun doğal sonucu olan yeni dergiler bekliyorum. Ayrıca genç arkadaşların yayına hazırladığı Okuntu, Vivo, Kum Yazıları gibi dergiler; -daha dikkatli ve seçici olmak şartıyla- bu yıl içinde kayda değer işler yapabilir. Özetlemek gerekirse, 2002, geride bıraktığımız yıl gibi, genç şairlerin yılı olmaya ve şiir ödülü almamaya aday."

Şiirimiz tıkanmış falan değil

LALE MÜLDÜR: "Türk Şiiri'nden daima iyi ürünler çıkıyor. Ama geçen yıl üzerinden bir şeyler söylemek gerekirse, Serdar Koçak'ın şiir kitabı çıktı mesela. Başka çok iyi şiirler de çıktı. Ben Türk şiiri üzerinde yapılan tartışmaları ve Türk Şiiri 'tıkandı' yönündeki iddiaları yersiz buluyorum. Şiirin tıkandığı kanaâtinde değilim. Bu yıl da, daha çok iyi şiir çıkmasını dilerim."

 
En iyileriyle İran Sineması
Nitelikli filmleri izleyiciyle festival havasında buluşturan BEKSAV, Şubat ayı boyunca İran Sineması'nı konuk ediyor.
Usta senarist Bülent Oran, resim sergisi açtı!
Senaryolarıyla yaklaşık 1000 filme hayat veren Bülent Oran, bugünlerde sanatın farklı bir alanıyla sevenlerinin karşısına çıkıyor. 38. Antalya Film Festivali'nde Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne layık görülen, plastik sanatlara, özellikle de camaltı resimlerine özel ilgi duyan Oran, "Camaltında Gemiler ve Eskilerden Örnekler" adlı ilk sergisini açtı. Camaltı tekniğinin büyülü dünyasına açılan sergi Galeri Oda'da ay sonuna kadar açık. (Tel:0212-259 22 08)
Kabaklı'nın ardından
Türk Edebiyatı Dergisi'nin Şubat sayısı, ölümünün birinci yıldönümünde anılan Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ahpmet Kabaklı ile son zamanlarda tartışılan konuların başında gelen Divan Edebiyatı'na ayrılmış. "Aşkını Kirletmeyen Adam: Ahmet Kabaklı" kapağıyla çıkan dergide, merhum hakkında çeşitli yazılara yer verilirken, son zamanların tartışılan konusu divan edebiyatı ise ayın dosyası bölümünde genişçe ele alınıyor. Dergi, Ahmet Turan Alkan, İlhan Bardakçı ve İskender Pala'nın da aralarında bulunduğu yazarların MEB'nın divan edebiyatına ilişkin tartışmalı projesine karşı görüşlerini sunuyor. Tel: 0 212 527 50 32
6 Şubat 2002
Çarşamba
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED