|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Uluslararası politikada 'gelişmeler'in hızı, bazan bizim 'yazı hızımız'ın üzerinde oluyor. Genellikle, yazı yazmak için bilgisayar tuşlarının önüne oldukça geç oturan benim gibileri de, olayların hızının gerisinde kalabiliyor. 'Saddam'a mektup ve Türkiye'nin açmazı' başlıklı dünkü yazımı akşamüstü saatlerinde tamamladım. Sabaha karşı saat 00.03'te BBC'yi izlerken ekranda birden, 1998 Aralık ayında sınırdışı edilen Irak'taki BM denetçilerinin başı Richard Butler belirdi. Ekranı da 'Irak, önşartsız olarak BM ile görüşmeyi kabul etti' yazısı kapladı. Okurların ancak sabah görebileceği 'Saddam'a mektup ve Türkiye'nin açmazı' başlıklı yazıda, bu önemli gelişme yer almamıştı. Irak rejiminin, BM ile 'önşartsız' görüşme kararının açıklanması, Başbakan Bülent Ecevit'in Saddam Hüseyin'e gönderdiği mektubun hemen ardından geldiği için, bu Irak kararının sanki 'Türkiye'nin girişimi' üzerine alındığı izlenimi doğabilirdi. Oysa, gerçeğin, bu 'girişim'le hiçbir ilgisi yok. Irak'ın çeşitli Arap ülkeleri, Çin, Rusya ve AB çevreleriyle görüşmelerden sonra ve özellikle George W. Bush'un geçen hafta tüm uluslararası sahnede yankı uyandıran yıllık değerlendirme konuşmasının ardından, 'baskı altında' böyle bir 'diplomatik manevra'ya başvurduğu besbelli. Ecevit'in mektubu, zaten varolan 'Amerikan baskısı'na, Türkiye'den yapılan bir 'ürkek katkı' sadece… Irak'ın (yani Saddam'ın) kararı, Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa tarafından BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a iletildi. 'Önşartsız'dan kasıt, Irak'ın, BM silah denetçilerini yeniden ülkeye kabulü için, BM ambargosu şartını öne sürmekten vazgeçmesi. Ama 'ayrıntı'ya dikkat: Irak, BM silah denetçilerini kabul edeceğini açıklamış değil; bunu BM ile görüşmeye niyetli. Bağdat'ın çıkışının, daha önce örnekleri çok kez görülmüş, zaman kazanmaya ve 'karşı-cephe'de belirmiş 'çatlaklar'ı derinleştirmeye yönelik bir 'diplomatik manevra' olduğu seziliyor. Yine de sonuç verecek nitelikte bir 'manevra'. Çünkü, Amerika'da bir 'Irak harekatı'nın zamanlaması ve biçimi konusunda bir 'konsansüs' henüz elde edilmemişken ve üstelik Bush'un konuşması ve 'Amerikan şahinleri'nin ittifaklar politikasını hiçe sayan 'unilateralist' (tek yanlı) eğilimleri ortaya çıkmış ve özellikle Avrupalılardan tepki toplarken, Bağdat'ın bu çıkışının bazı Amerikan müttefiklerinin hareket yeteneğini sınırlayacağına ve bunları 'tereddüt'e sevkedeceğine kuşku yok. Bunların başında Türkiye geliyor. Saddam'a gönderilen 'Ecevit Mektubu'nun dili, Türkiye'nin bir 'Amerikan harekatı'na ilişkin 'isteksizliği'ni ve buna ne derece 'ayak sürüyerek' katılacağını yansıtan bir örnek. Bir tür 'hem ağlarım, hem giderim' metni. Bir tür, 'Bağdat'tan ziyade Washington'a gönderilmiş 'günah benden gitsin' ya da 'yasak savma' belgesi. Topu topu 11 cümlelik mektubun metni şöyle: "Komşumuz Irak'la dostluk ilişkilerimizi ve işbirliğimizi geliştirmeye ne kadar önem verdiğimizi ve ülkenizin bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne ne kadar özen gösterdiğimizi, bu uğurda büyük özverilerde bulunduğumuzu herhalde takdir edersiniz. Şimdi Irak yeni bir tehditle karşı karşıyadır. Bu tehdidin önlenmesi için yoğun girişimlerde bulunuyoruz. Fakat bizim girişimlerimizten olumlu sonuç alınabilmesi herşeyden önce, Irak'ın ivedilikle bazı somut adımlar atması; özellikle de BM'nin silah denetimi önündeki tüm engelleri bir an önce kaldırması gereklidir. Eğer durum çok ciddi olmazsa size bu hatırlatmada bulunma zorunluluğunu duymazdım. Topraklarınızı BM denetimine açmazsanız, çıkabilecek vahim olaylardan Türkiye de büyük zarar görebilir. O nedenle konuya çok duyarlıyız. Çağımızda uluslararası saydamlık çok yaygındır. Onun için bu konuda aşırı duyarlılık gösterilmesi gereksizdir. Biz, Irak'ın güvenliği ve toprak bütünlüğünün sağlam temellere dayanması için üstümüze düşenleri yapmayı, kendi ulusal çıkarlarımız açısından da görev biliriz. Sizden BM denetimi önünde engelleri kaldırmanızı önemle rica ederim." 'Ecevit Mektubu'na Radikal gazetesi 'Bağdat'a kibar ikaz' başlığı atmış. 'Bağdat'a utangaç rica' belki daha uygun düşerdi. 'Mektup' öyle bir 'uslup'la yazılmış ki, okunduğunda 'eksik kalmış' izlenimi veriyor. Örneğin, mektubun altına 'P.S. Bu mektubu yazmış bulunmaktan ne kadar sıkıntı içine girdiğimi sanırım farketmişsinizdir. Bu mektubu yazmış olmaktan ötürü çok özür dilerim. Özürümün zat-ı devletleri tarafından kabul göreceği ümidiyle, yine de BM denetimi önündeki engelleri kaldırmak için, elinizden geleni yapacağınıza ve bu konuda beni kırmayacağınıza inanıyorum. Bunu yaparsanız, benim Amerika ile ilişkilerimi de rahatlatmış olacaksınız. Anlayışınız için şimdiden şükranlarımı sunuyor, esenlikler diliyorum." bölümü pekala eklenebilirdi. Şaka bir yana, 'Ecevit Mektubu', Bağdat'a da, Washington'a da 'aynı' mesajı veriyor: Acz! Saddam Hüseyin, Türkiye'nin kendisini Amerika ile birlikte hareket etmeye 'mecbur' hissettiğini, bu mektuptan anlamış olmalıdır. Bu yüzden, 'diplomatik manevra'sını Türkiye'den çok, Rusya, Arap dünyası ve AB üzerinden gerçekleştirmeye bakacaktır. Washington ise, Ankara'nın kendisiyle birlikte ve kendi istediği yönde hareket edeceğinden 'emin' olmalıdır ki, Türkiye'ye IMF'nin en cömert desteği söz konusu olmuştur. Türkiye, 31 milyar dolarla, IMF'nin tarihinde en fazla kredi alan ülke konumundadır. Türk ekonomisi, esas olarak, 'IMF denetimi' altındadır. Bu 'destek' elbette 'siyasi fatura'yı da içeriyor. Ortadoğu'da Türkiye'nin bir 'özerk' bölgesel güç olarak hareket etme marjı çok ama çok daralmıştır. Amerikan Ortadoğu politikasına bağımlı ve İsrail'in 'yedek gücü' konumunda tutulması ise büyük ihtimal dahilindedir. Şayet Irak'a bir 'Amerikan harekatı' gerçekleşirse, Türkiye'nin bunda yer alması 'kaçınılmaz' görünüyor. Bu 'ne vakit' söz konusu olabilir? Bizim 'tahminimiz', 2002'nin ikinci yarısıydı. Benzeri bir 'tahmin'i, nüfuzlu The Economist Intelligence Unit de yaptı. EIU'nun "2002 sonundan önce yoğun bir hava bombardımanının gözüktüğü ve rejimi devirmeye yönelik Amerikan kara birliklerinin bu zaman diliminde konuşlandırılacağı kanısında olduğu' dün yayınlandı. "Irak'ın ekonomik politikasının, büyük ölçüde, Amerikan ve İngiliz girişimlerini önlemeye uğraşırken, el altından sürdürdüğü petrol ticaretini azamiye çıkarmak olacağı" aynı EIU raporunda belirtildi. Bu konularla ilgilenenlerin dikkatine…
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |