|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İnsan etinden başka birşey yemeyen yamyamı, herkesin gittiği bir lokantada görmüşler.. Sormuşlar..
Pamukbank'ın, İktisat Bankası'nın, Garanti Bankası'nın eski genel müdürü, BankExpres'in kurucusu, 27 yıllık bankacı İbrahim Betil'in, şimdi kendisini tamamen eğitime adadığına bakar ve nedenini anlamaya çalışırdım.. Betil'in yazdığı "Hafiften Bankacılık" kitabını okuyunca, bu nedeni anlar gibi oldum.. İbrahim Betil, bankacılardan da, banka patronlarından da bıkmış.. Nasıl bıkmasın ki?.. Pamukbank'a genel müdür olup, yönetim kurulu toplantılarına giriyor.. Bu toplantılarda bir üye (Cavit Oral), durmadan aksilikler yapıyor, işleri uzatıyor.. O sırada Pamukbank'a katılan eski Yapı Kredi'li Muzaffer Ersoy, çözümü gösteriyor.. Yapı Kredi'nin kurucusu Kazım Taşkent'in de, Cavit Oral gibi şekeri varmış.. Diabetikmiş o da.. Sabah, portakal suyu ile çeşitli ikramlarla şekerini yükseltirlermiş.. Kandaki şeker yükselince de, Kazım Bey rahatlar, işleri kolaylaştırırmış.. Betil bu yöntemi Cavit Oral'a da uyguluyor ve Pamukbank Yönetim Kurulu toplantıları hızlanıyor.. Sonra, Pamukbank'ın patronu Mehmet Emin Karamehmet, şirketlerinden birine kredi istiyor.. Genel Müdür Betil, vermiyor.. Bir gün bakıyor ki, patron, genel müdür yardımcılarından birinin yardımıyla (Doğan Çınar), Genel Müdür'ün haberi olmadan krediyi almış bile.. İstifa ediyor Betil.. Doğan Çınar Genel Müdür oluyor.. Ve ilk iş olarak, İbrahim Betil'e tahsis edilen telefonu kestiriyor.. Daha sonra İktisat Bankası'nın Genel Müdürlüğü'nden ayrılınca da, bankanın patronu Erol Aksoy, İbrahim Betil'i oturduğu evden attırmış.. Derken İbrahim Betil'in gerçekten çok başarılı Garanti Bankası Genel Müdürlüğü var. Yılların ve başarıların sonunda, Garanti'nin patronu Ayhan Şahenk'e gidiyor.. -Bankadaki yönetici ekibe, yüzde 1-1,5 oranında hisse verseniz, bu ekibi birlikte tutarız, diyor.. Ayhan Şahenk, "Olmaz" deyince de, İbrahim Betil istifa ediyor Garanti Genel Müdürlüğü'nden.. İbrahim Betil bu işte.. Bu kişiliği yüzünden, ona güvenenler tam güvenir ve onu sevenler sonuna kadar sever.. Başkalarına "huysuzluk" gibi gelen davranışlarının altında, "doğruluk", "dürüstlük", "ilkelilik" gibi öğelerin olduğunu bilirsiniz.. "Çok ortaklı" kurduğu BankExpres'i de, 1994 Nisan krizinden geçirebilirdi.. Ama, mevduat sahiplerini endişeye düşürmemek ve siyasi iktidara boyun eğmemek için, yok pahasına elden çıkarttı.. Neyse.. Sadece bankacılardan ve banka patronlarından mı bıkar insan? Kolej öğrenciliğindeki bir konuşmasının polis kayıtlarına geçmesi yüzünden Koç Holding'e stajyer olarak girememesi, veya banka genel müdürüyken, bir derneğe kurucu olunca bu polis kayıtlarının karşısına çıkması olayı da var.. Hiç, YDHD'nin İstanbul İl Başkanlığı serüvenine girmemiş "Hafiften Bankacılık"ta.. Ama, 2001 Nisan'ında, Kemal Derviş'in kendisine "BDDK Başkanı olur musun" dediğini, bu teklifi kendisinin kabul ettiğini anlatmış.. Meğer o sırada, "Bu ekonomik krizin sorumlusu ve sabıkalısı bu hükümettir" diye, 10 milyon imza amaçlıyan bir kampanya açmış.. Hükümetin bazı üyeleri de, kabul etmemişler İbrahim Betil'in BDDK Başkanı olmasını.. Özetle "Hafiften Bankacılık"ta, çok "Ağır İnsanlık" öyküleri var.. Keşke İbrahim Betil'lerin sayısı çok artsa Türkiye'de..
ŞAKA
Tantan'ın heykeli mi?
Floransa'lı ressam, mimar, şair ve heykeltraş Michelangelo (1475-1564) "Musa" heykelini bitirince, hem yorgunluktan, hem de kendi yapıtına duyduğu hayranlıktan olacak, elindeki çekici mermer Musa'ya fırlatmış, -Konuşsana artık, diye bağırmış.. Şimdi herkes elindeki mikrofonu, kalemi, kağıdı, Sadettin Tantan'a fırlatıp, bağırıyor.. -Konuşsana artık!.. Ama o bir insan.. Mermerden yapılmış olsaydı, herhalde konuşurdu..
TRAJİ-POLİTİK
Sözde liderlerin grup konuşmaları!..
Sözde liderlerin, partilerinin TBMM gruplarındaki konuşmalarına bayılıyorum.. Ülkenin ekonomisine ve siyasetine ettikleri yetmiyormuş gibi, bu grup konuşmalarında da birilerine verip, veriştiriyorlar.. Ecevit'in grup konuşmalarında, DSP'li milletvekillerini hıçkıra hıçkıra ağlarken görünce, hep merak etmişimdir.. Acaba içlerinden şöyle mi geçtiği için ağlıyor, ayaklara kalkıp, ellerini birbirine çırpıyorlar: -Allahım.. Ben bu hallere düşecek adam mıydım? Politikaya bunun için mi girdim?.. Gidip bir köy-kentte inzivaya mı çekilsem?.. Mesut Yılmaz'ın ANAP grup konuşmaları ise daha içerikli.. Kürsüde, "ana dilde eğitim dilekçeleri böyle değerlendirilmemeli" falan diyor.. Onu dinleyen ANAP İçişleri Bakanı da, polislere, "dilekçe verenleri toplayın" diye emir veriyor.. Acaba ağzıyla birşeyler söylerken, gözleriyle "Bana aldırmayın.. Söylediklerime değil, yaptıklarıma bakın" mı diyor?.. Ya Devlet Bahçeli'nin MHP grup konuşmalarına ne demeli? "Milliyetçilik", "Hazin tablolar", "Devlet Ciddiyeti" konusunda konuşuyor Bahçeli.. O sırada gırtlağa kadar borca gömülmüş ve İMF'ye teslim olmuş bir Devlet'in ciddiyetini taşıyor.. Adeta, mezarlıkta ıslık çalıp, endişesini bastırıyor..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |