T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Her kurum ve kuruluş liderince büyüktür

Türkiye'deki ekonomik, siyasal ve kültürel alanda faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların yarıdan fazlası misyonsuz liderler tarafından yönetildiği için, Türk toplumu maddi ve manevi açıdan yoksullaştı. Yoksulluk Batı'dan Doğu'ya, Güney'den Kuzey'e sel suyu gibi, bütün ülkeye yayıldığından huzursuzlukla birlikte haksızlıklar da katlanarak artıyor.

Selçuklu ve Osmanlı'ların kuruluş ve yükseliş dönemlerinde Anadolu'nun nüfusu bugünün çok altındaydı ama yönetim başta olmak üzere, kültürden sanata her alanda başarılı olmuş liderler vardı. Bugün Türkiye sınırları içindeki nüfus yetmiş, dışındaki ise yüzelli milyonu bulduğu halde, bütün kurum ve kuruluşlar misyon ve vizyon sahibi lider sıkıntısı çekiyor.

Yunus'u, Mevlana'yı, Fatih'i, Yavuz'u, Sinan'ı, Baki'yi ve Kanuni'yi yetiştiren Anadolu niye bu kadar yoksullaştı? Anadolu insanının misyonunu Asya'dan Avrupa'ya taşıyan, devlet örgütlenmesinin olduğu kadar ekonomi ve kültürü de güçlendirecek örgütlenmelerin de ustası olan öncülerin sayısı niye bu kadar azaldı? Niçin Anadolu her alanda akıl almaz bir biçimde böylesine çoraklaştı?

Türkiye'nin elini ve ayağını bağlayan yoksulluğun kaynağında, yenilgiye doymayan, kurum ve kuruluşlarındaki başarısızlığı başkalarına yükleyen yöneticiler var. Onlar olumlu gelişmeleri kendilerinden, olumsuzlukları da başkalarından bilir. Sorumluluğu başkalarına yüklemede kimse onlarla aşık atamaz. İş onlara kalsa herşey dört dörtlüktür. Ancak, o iç ve dış düşmanlar yok mu, bütün kötülükler onların başının altından çıkar. Türkiye'yi yoksullaştıran kendileri değil, gizli ve karanlık güçlerdir.

Misyonsuz yöneticiler bütün hayatları boyunca bir kurum ya da kuruluşun tepe noktasına tırmanmak için ellerinden geleni geri bırakmaz. Onlar için, hiyerarşik kademeleri aşmada herşey mübahtır. Onlar etik dışı yollarla ulaştıkları yeri hiçbir zaman haketmedikleri için, yönettikleri kuruluşların yok olup gitmesinin önüne de geçemez.

Yoksullaşan, başka bir deyişle, gelirleri giderlerini karşılamayan kurumlar yöneticiden değil, liderden mahrum olanlardır. Misyonsuz yöneticiler, ellerine geçirdikleri kurumları yoksullaştırırken, vizyon sahibi liderler ise, önderlik ettikleri kurumları yeni ufuklara taşır. Misyonsuzluk bulaşıcı hastalık gibi, kısa zamanda kuruma da bulaşır.

Prof. Dr. Bilal Eryılmaz'la HP'nin üst yöneticisi Carly Fiorina'nın 26/11/2001 tarihinde Minnesota'da "Technology, Business and Our Way of life: What's Next" başlığı altında yaptığı konuşmayı tartıştık. B. Hewlett ve D. Packard'ın 1939 yılında kurdukları HP, dünyanın teknoloji merkezi Silikon Vadisi'ni doğuran şirkettir. Vadi "Yeni Ekonomi"nin olduğu kadar "Yeni Yönetim"in de öncüsüdür.

Fiorina, MS 800 ile, 1600 yılları arasında, Osmanlı'yla birlikte, bütün dünyayı etkisi altına alan İslam Medeniyeti'ne Batı dünyasının pek farkında olmadığı çok şey borçlu olduğunu vurgulayarak, İslam dünyasının dinamizminin farklı kültür ve farklı düşüncelerle birlikte bütün yeniliklere açık olmasından kaynaklandığını söylüyor.

HP'nin Başkanı, Kanuni'nin hoşgörüsünün, şirketindeki miras yoluyla değil, erdemli olmaya dayanan meritokratik yönetime örnek olduğunu açıklıyor.

Kanuni'nin yönetiminde Müslüman, Hristiyan ya da Musevi olsun, erdemli, yetenekli, yeniliklere açık, vizyon ve misyon sahibi herkese yer vardı. Bu yüzden onun döneminde Sinan ve Baki gibi şiir ve mimarinin yıldızları ortaya çıktı.

Silikon Vadisi de dünyanın yıldız kurum ve liderlerinin yurdu.

Ülkeleri, kurumları ve kuruluşları misyon sahibi liderler yıldızlaştırır. Vizyonsuz yöneticilerin elinde ülkelerin, kurumların ve kuruluşların yıldızları bir bir söner.


6 Şubat 2002
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED