|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İMF, 16 milyar dolarlık yeni stand-by'ı onayladı. Bu yıl verilecek 14 milyar doların 9 milyar dolarını serbest bıraktı. Bu gelişmelere rağmen, maalesef yarınlara umutla bakamıyoruz. Çünkü ne siyaset, ne de, -Kartel medyasının şişirmesine rağmen- ekonomi, iyimserliğe kapılmamızı gerektirecek bir durumda değil. İMF'den kredi sağlanması, 114 milyar dolarlık dış borcun daha da yükselmesi anlamına geliyor. Hele İMF'nin önceliğinin, Türkiye'ye para yatıran yabancıların alacaklarını tahsil etmelerini kolaylaştırmak olduğunu bilince, pembe gözlükleri takmak iyice zorlaşıyor.
Çerçeve dergisi
Günlük gazeteler, halkın gerçeklere ulaşmasını sağlamak bir yana, hakikatı perdeleme görevini ifa ediyor. Bu yüzden, MÜSİAD'ın yayınladığı "Çerçeve" isimli dergiyi, önemli bir bilgi hazinesi olarak değerlendirdim. Çerçeve, İMF dosyasını açmış, Asya'dan Meksika'ya çeşitli krizleri masaya yatırmış. Uluslararası Para Fonu, ülkelerin yapısal ve toplumsal farklılıklarını göz ardı ederek, sadece, fiyat istikrarı ve dış denge üzerinde yoğunlaşıyor. Oysa, büyüme, tam istihdam ve dengeli gelir dağılımı, o ülkede yaşayan insanları yakından ilgilendiriyor. İMF devreye girince, kredi veriyor ve beraberinde kendi şartlarını dayatıyor. Ekonomik bunalıma düşen, Güney Kore, Tayland, Endonezya, Meksika ve Türkiye'yi karşılaştırdığımızda, krizin temelinde, sermaye piyasası ve finans sektörünün liberalleşmesi sonucunda, uluslararası fonların denetimsizce o ülkenin spekülatif piyasalarına (borsa ve gayrimenkul) veyahut verimsiz yatırımlara akmasını görüyoruz. Milyarlarca dolarlık fonların sahipleri, bu paraların hangi işlerde harcandığını pek önemsemiyor. Çünkü, zor duruma düştüklerinde İMF'nin kendilerini kurtaracağına güveniyor.
Krizli ülkeler
Uluslararası Finans Enstitüsü'nün verilerine göre, Kore, Endonezya, Malezya, Tayland ve Filipinler'e 1996 yılında net 93 milyar dolarlık sermaye girişi olmuş. Buna mukabil, 1997'de (kriz yılında) 12 milyar dolarlık net sermaye çıkışı gerçekleşiyor. "Sıcak para", sadece yabancıların parası değil. O ülkenin özel sektörü de, dışardan borçlanarak kur-faiz makasından önemli ölçüde kâr sağlama yoluna gidiyor. Aynı olaylar Türkiye'de yaşandı: Dövizle borçlan, TL'den faiz alıp kazan; kur artışı faizin altında seyrettiği için dolar bazında yüksek getiri elde et. Türkiye'de, firma kârlarının büyük ölçüde üretim dışı faaliyetlerden (faizden) kaynaklandığı çeşitli raporlarda yer alıyordu. Kur artışı "çıpaya" bağlandığı için, kazanç risksiz gibi görünüyordu. Sonra birdenbire kriz patladı; yüksek oranlı devalüasyon geldi. Özellikle dışardan ve içerden borçlanarak kısa vadeli fonlarla yüksek faizli Hazine kağıtlarını satın alan bankalar büyük darbe yedi.
Arjantin de benzer süreçten geçti. 1990 - 2000 yılları arasında bu ülkeye yaklaşık 80 milyar dolar yabancı sermaye, 150 milyar dolarlık da sıcak para girişi oldu. Doğrudan yabancı sermaye girişi, reel sektörden ziyade, malî sektörle sınırlı kaldı. Her ülke birbirini andıran senaryolar yaşıyor. Bir büyük sermaye akımından sonra, hassas burunlara gelen kriz kokuları, hemen fon sahiplerini "kârlarını realize etme" noktasına sürüklüyor. Sıcak para girdiğinden daha süratle dışarıya çıkıyor. İMF, geri ödemelerin aksamadan gerçekleşmesi için, yeni vergilerin gelmesini, sosyal güvenlik sisteminden tavizler verilmesini tavsiye ediyor, daha doğrusu dayatıyor. Yük, o ülke insanının omuzlarına biniyor. İşçisi de, işvereni de fakirleşiyor. Kriz ortamında en verimli işletmeler yabancıların eline kolayca geçebiliyor. Gelişmeleri bilen biri sıfatıyla, İMF ile 16 milyar dolarlık bir stand-by anlaşması imzaladık diye nasıl sevinelim?
Eski niyet mektubu
Aralık 1999'da İMF'ye verilen Niyet Mektubu da, pembe yorumlarla karşılanmıştı. Söz konusu Niyet Mektubu çerçevesinde, 2000-2002'yi kapsayan bir stand-by anlaşması imzalandı. Hedef üç yıllık bir dönem sonunda, enflasyonu tek haneli rakamlara indirmekti. Buna göre, 12 aylık tüketici enflasyonu Aralık 2000 itibariyle % 25'e, Aralık 2001 sonunda % 10-12'ye düşecekti. Nihai hedef, program sonunda (2002'de) % 5-7 seviyeleriydi. Gayri Safi Milli Hasıla büyümesi 2000'de % 5.5, 2001-2002 yıllarında % 5.5-6 olacaktı. Oysa, 2001 yılında Türkiye % 8 küçüldü; enflasyon oranı da Ocak sonu itibariyle (tüketicide) % 73.2'ye çıktı.
Malezya örneği
"Çerçeve" dergisinde "İMF'ye hayır" diyen Malezya da tanıtılıyor. Malezya, para spekülatörlerinin, Temmuz 1997'de Tayland'da tetikledikleri Güneydoğu Asya'daki krizden etkilendi. Milli para birimi Ringitt'in büyük değer kaybı, Kuala Lumpur Borsası'nın tarihi çöküşü ve ülke dışına büyük sermaye çıkışı. Malezya, İMF yerine Japonya'dan para temin etti. Bu arada, rezervleri erimesin diye, yurt dışına sermaye çıkışını sınırlandırdı. İnsanların bankadan en fazla iki bin dolar, firmaların da 1 ilâ 10 milyon dolar çekebilmelerine imkân tanıdı. Döviz ticaretini de sınırladı. 56 bankanın birleşme yoluyla 10'a inmesini kararlaştırdı. Bankalara, kritik malî bilgileri açıklama zorunluluğu getirdi. Federal hükûmetin harcamaları, % 18 oranında azaltıldı. Büyük savunma projeleri iki yıl ertelendi. Kurumlar vergisi oranı % 30'dan % 28'e düşürüldü. Petrolden alınan vergiler düşürüldü. % 30'luk girdi katma değeri olan ürünlerin ihracatında gelir vergisi muafiyeti getirildi. Elbette Türkiye, kendi şartlarını ön plana çıkararak daha farklı tedbirler alabilir. Ama Malezya'nın ulaştığı nokta, İMF dışı çözümlerin de ciddiye alınması gerektiğini bize hatırlatıyor. Malezya 2000 yılında, 15 milyar dolar dış ticaret fazlası ve 3 milyar dolar bütçe fazlası elde etti. Ekonomik büyüme % 7.3 oldu. Enflasyon oranı ise % 3.8'de kaldı. Yalnız şunu unutmamak gerekir, Malezya krizden önce, Türkiye'nin aksine, çok başarılı bir ülkeydi. Krizden önceki son 6-7 yılda, ekonomisi % 7 ilâ 10 arasında büyümüş, ihracatı yılda % 15 ilâ % 20 artmış, enflasyon oranı ise % 2-3 arasında seyretmişti. Bu yüzden ekonomisini toparlamak bize göre muhakkak ki daha kolaydı. Ama Malezya, gene de tek yolun İMF olmadığını göstermesi açısından ilginç bir örnek. Özellikle, 1999 Aralık'ında 17'nci İMF reçetesinden başarısızlıkla çıkan Türkiye'nin, yoğurdu üfleyerek yemesi gerekmez miydi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |