|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Avrupa Birliği temsilcisi Karen Fogg'un e-mail'ine girip özel yazışmalarını kamuoyuna "suç delili" olarak sundular. Suç duyurusunda bulunan ve Karen Fogg'u Türk devletinin temelini dinamitlemekle suçlayan kişi kim dersiniz? Bir zamanlar Apo ile röportaj yapan, PKK liderine karşılıklı görüşmesinde aşırı saygılı ve sevgili davranan İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek'ten başkası değil. Bugün, en ufak eleştiriyi, Türk ordusuna hakaret gibi algılayan Doğu Perinçek, yayınladığı dergide, askerlerin Güneydoğu'daki ormanları yaktığı iddiasını kapak resmi ile okurlarına sunmamış mıydı?
Devir değişiyor... Şimdi o, en büyük vatansever; Atatürkçü ve Kuvayı-Milliyeci. Türkiye'nin liberalleşmesini, özgürleşmesini, Batı ile pürüzleri hal'edip Avrupa Birliği'nin üyesi olmasını isteyenler, vatan haini! Perinçek, Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyelerinden Şahin Alpay'ı döneklikle suçluyor. Mao öğretisinden liberal inançlara geçmek kanaatimizce faydalı bir gelişme. Ya, Maoculuktan, derin devletçiliğe soyunanlara ne demeli?
Derin düşünceler
Karen Fogg, "Türkiye'nin, kendi tarihinin hakkından gelmesi gerektiğini" söylüyor, Adrian Van Der Meei'ye gönderdiği elektronik postada. Devletin yapısı ve İslam korkusu üzerinde duruyor. Fogg, belli ki statükocu, bireye karşı saygısız davranan, paranoyaların esiri olan derin devlete karşı. Devletin küçülmesini, Sevr fobisinden kurtulup sağlıklı düşünmesini, fertlerin hak ve özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılmasını biz de savunmuyor muyuz? Beni, doğrusu Doğu Perinçek'in Karen Fogg'a karşı aldığı tavırdan ziyade, bu belgeleri Perinçek'e ulaştıranların "derin düşünceleri" ilgilendiriyor. Kısa bir süre önce, Karen Fogg'un, Ecevit'i ziyaret ederek, 159 ve 312'nci maddede yapılacak değişikliği yetersiz bulduklarını söylemesi üzerine, bazı kişi ve kanallar onun aleyhinde bir kampanya oluşturmaya çalışmış, Fogg'un daha fazla düşünce hürriyeti bağlamındaki tavsiyelerinin, millî onurumuzu zedelediğini iddia etmişlerdir. İMF karşısında millî onur ayaklar altında! ABD, Irak'ı hedef gösterirken ve Türkiye'nin başı belâya girmek üzereyken, gene millî onurdan ses seda yok. Ama, Avrupa Birliği bağlamında taahhütlerimizi yerine getirirken, bu birliğin temsilcisi Karen Fogg'un, mensubu olduğu camianın beklentilerini hatırlatması üzerine, birdenbire bağımsızlığımızı ve onurumuzu hatırlayıveriyoruz. İşte, Fogg aleyhine ikinci bir kampanya daha, bu defa Perinçek'in Aydınlık dergisi kanalıyla piyasaya sürülüverdi. Böyle bir kampanyanın başarıya ulaşıp ulaşmaması önemli değil. Amaç, Fogg'un şahsında Avrupa Birliği'ni karalamak, Türkiye'nin bir an önce bu birliğin üyesi olmasını isteyen kamuoyunu olumsuz etkilemek. Hangi istihbarat kaynağı, Fogg'un özel mesajlarını Doğu Perinçek'e iletti? Niyet nedir? Kaç numaralı andıç yürürlüktedir?
AB, bir alternatif
Korkuları kışkırtmak, hayali tehlikeler yaratmak veyahut potansiyel tehditleri yakın ve mevcutmuş gibi göstermek suretiyle, merkezi otoriteler konumlarını güçlendirebilir. Komünizm yıkıldıktan sonra, dünya, bu tehdidin yerine, İslâm'ı koymak istedi. Birçok terör eyleminin Müslüman ülkelerden kaynaklanması, işi kolaylaştırdı. 11 Eylül saldırısı tuz biber ekti. Başkan Bush, iki komşu ülkemizin İran ve Irak'ın şer odağı olduğunu ilân ediyor. Körfez savaşından beri Irak-Yumurtalık Boru Hattı kısmen kapalı... Sınır ticareti öldü. Bölge halkı daha da fakirleşti. Bir de İran ile ilişkilerimiz felç haline gelirse, doğalgaz alışverişimiz durursa, vay Türkiye'nin haline! Ama ekonomik krizle boğuşan ve bunalımı aşmak için 31 milyar dolarlık IMF desteği alan Türkiye, Pax-Americana'ya boyun eğmek zorunda. Avrupa Birliği'ne üyelik, bu haysiyetsizlikten, ikinci sınıf ülke durumundan kurtulmamızın bir yolu. Avrupa Birliği'ne üye olup da bölünen veyahut laik cumhuriyetini kaybeden bir ülke var mı ki, biz korkuyoruz?
Tehdidi abartmak
Korkuların tümü, samimi değil. Güçlerini yitirmemek aksine pekiştirmek isteyen odaklar da zaman zaman korkuları canlı tutabilir. Bu gibilerin pek kıblesi de yoktur. Tayyip Erdoğan'ı "Persona non Grata" ilan edenler, günü gelince Necmettin Erbakan ile işbirliği yapabilirler. Erdoğan'ı Erbakan'ın önünü kesmek için kullananlar, günün birinde Erbakan ile, AK Parti'nin iktidarını engellemeye çalışacaklardır. Burada amaç, laik cumhuriyetten ziyade statükoyu ve statükodan beslenen güç odaklarını, menfaat şebekelerini korumaktır.
Erdoğan halkın arasında
Bilmem, Tayyip Erdoğan'ın performansına dikkat ediyor musunuz? ABD'den geldi, ayağının tozuyla Afyon depremzedelerini ziyarete gitti. Ardından gene Anadolu'da düzenlenen mitingler... Genç bir lider, her zaman diğerlerine göre avantajlıdır. Dikkat ederseniz, Erdoğan'ın etrafındaki ilgi çemberi giderek genişliyor. Evvelki gün Haber Türk televizyonunda, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Her türlü ideolojik devlete, bu ara İslâm devletine de karşı olduklarını söyledi. Demokrasi gibi, dinin de, insanların mutluluğu için bir araç olduğunu belirtti. Kemalizm ile Atatürk ilkelerinin arasındaki ayırımı anlattı. Ve Atatürk ilkelerinin doğru bir tanımını verdi: "Atatürk ilkelerini, temelde, Anayasa'nın 2'nci maddesinde tarifini bulan "demokratik, laik, sosyal hukuk devleti" ile özetleyebiliriz" dedi. Başörtüsünü, gerginlik sebebi yapmayacaklarını, bu sorunu toplumsal uzlaşmayla çözeceklerini, bundan dolayı başörtülü bir milletvekili adayı göstermeyeceklerini belirtirken, Merve Kavakçı'yı savundu. Kavakçı'nın Genel Kurul'a girmesini engelleyen bir tüzük maddesi bulunmadığını, onun mazbatasını Yüksek Seçim Kurulu'ndan aldığını, o sırada buna kimsenin karşı çıkmadığını hatırlattı. Dış borçları ödeyecekler, iç borçlarda gönüllü bir ödeme planına gideceklerdi. İsrail'e karşı değildiler ama Filistin halkının da hakkını teslim etmek gerekiyordu.
Toplumsal muhalefet Erdoğan'ın çevresinde örgütleniyor. Buna mukabil, "Nasıl olsa, iktidarı ona teslim etmezler" diyenler var. Oysa 312'nci maddeyle Erdoğan'ın önünü kesebildiler mi? Yasaklı bıraktıkça, oy oranını arttırdığını gördükleri için, engelleri kaldırdılar. Bu arada, yolsuzluk iddiaları ile lekelemeye, itibarını düşürmeye gayret ettiler. Vatandaş hiç inanmadı. İnanan, zaten Erdoğan'ın ayağı kaysın isteyenlerdi. İsmail Cem veyahut Derviş gibi, rakip liderlerin doğması için çalışacaklardır. Seçim için Erbakan'ın yasağının kalkmasını bekleyeceklerdir. Şapkadan tavşan çıkarıp, yeniden korkuları depreştirmeye gayret edip "Erdoğan'a iktidar teslim edilemez" havasını yayabilirler.
Vatanseverler
Herkese çamur atan şu vatanseverlerin durduğu noktaya bakın. Bölünmez bütünlük ve laiklik adına özgürlüklere mesafeli, insan haklarına soğuk, "muassır medeniyetten" uzak. Haberleşme hürriyeti ve özel hayata saygıyı bir kenara bırakıp Karen Fogg'u hedef tahtasına oturtmanın arka planında acaba nasıl bir vatan sevgisi yatıyor? En iyimser yorumla, bunları, çok sevdiği evlâdını sıkı sıkı kucaklayıp nefessiz bırakan anneye benzetebiliriz.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |