|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir" desek, günahı bize yazılmaz herhalde... Hepimiz Anayasa'nın yalancısıyız. O halde devam edelim: Bir "hukuk devleti" olan Türkiye'nin bağımsız mahkemelerinden birisi olan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nden bir hafta önce bir karar çıktı. Memleketin Adalet Sistemi'nin sorunları malûm; özetle dosya çok fazla, imkânlar çok kısıtlı. Nitekim söz konusu dava da bu imkansızlıklar içerisinde ancak 22 (yazıyla: yirmiiki) yılda karara bağlanabilmiş! 22 yıl sonra karara bağlanan bu davanın sırasında 100 yıl süren tarla-arazi davalarından birisi olduğunu sanmayın. Adı üzerinde, bu bir "Ağır Ceza" davası... Dev-Yol davasının ilk duruşması 18 Ekim 1982'de Ankara 1 No.'lu Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yapılmış. Davadaki sanık sayısı hızla artarak 723'e ulaşmış. Bu Sıkıyönetim Mahkemesi de, adet olduğu üzere "bol kepçe" dağıtım uygulayarak davayı 7 yıl sonra 7 idam, 39 ömür boyu ve kâfi miktarda ağır hapis cezaları ile noktalamış. Dedik ya, devlet "hukuk devleti" olmasına hukuk devleti ama imkansızlıklar yüzünden az biraz yavaş... Neyse... Dev-Yol davası Sıkıyönetim Mahkemesi, yasa değişikliği ve sivil yargı, Yargıtay 11. Ceza Dairesi derken 22. yılın sonunda Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nin elinde bir sonuca ulaşmış. Ağır Ceza Mahkemesi'nin (maşaallah!) Sıkıyönetim Mahkemesi'ni mumla aratır bir özellikte olduğu da gözleniyor: 22 sanığa idam cezası! Radikal'in karara ilişkin haberinde bir "hukuk devleti"ne çok mu çok yakışan şu bilgi de yer alıyor: "Dava devam ederken sanıkların bir bölümü yargılamanın çok uzun sürdüğünü, Türkiye'nin 'adil yargılama ilkesini' çiğnediğini belirterek AİHM'ye başvurmuştu. Türkiye bu davada suçlu bulunarak sanıklara 110 bin Fransız Frangı (yaklaşık 28 milyar lira) ödemeye mahkûm edilmişti." Olsun ne farkeder ki... Bir "hukuk devleti"nde idam cezasına çarptırılan sanıkların AİHM'de açtıkları davayı kazanmalarının ne önemi olabilir ki... Gazetede aralarında muhtemelen birkaç "idamlık"ın da bulunduğu sanıkların karar duruşmasında çekilmiş bir fotoğrafları da yer alıyordu. Hepsi orta yaşa ulaşmış, belli ki hepsi ev-bark sahibi aklı başında 15-20 kişi. Nasıl olmasın, düşünün 22 yıl! Davaya ilişkin haberde benim ilgimi en çok sanıklardan (artık nihayet mahkûm!) Cahit Akçam'ın karara yönelik değerlendirmesi çekti. Akçam, idamın kaldırılması konusunda niyetlerin çok açık belirtildiği bir dönemde 22 yıllık bir davada 20 idam cezası kararı verilmesini "ayıp ve düşündürücü" bulduğunu açıkladıktan sonra şöyle devam ediyor: "Karar için mahkeme ara verdi. Biz dışarı çıktık. Karar için tekrar salona girip sanık sandalyesindeki yerimizi alacaktık. Yargıç, biz kapı önünde dururken kararı açıkladı. 'Herkese idam verdik, bunları da müebbete çevirdik, tutuklama yok. Yargıtaya gidebilirsiniz' dedi." Düşünün, sanıkların yerlerini almasını beklemeden kararı açıklamaya başlayan yargıcın kim bilir ne acele bir işi var? Evet, hiç şüphesiz, "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir." Günahı niçin bizim boynumuza olacakmış, biz Anayasa'nın yalancısıyız!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |