|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye bir dönüm noktasında.. Eğer toplumsal aklımızı en verimli biçimde kullanabilirsek, 21'inci yüzyıl biz Türkler için mutluluk, refah ve barış dönemi olacaktır.. Ama eğer, asgari müştereklerin oluşturduğu o "Akıl Çizgisi"ni yakalayamazsak, 20'nci yüzyılın ilk yarısında olduğu gibi, 21'inci yüzyılın ilk 50 yılını da, bölünmelerle, çöküşlerle, krizlerle geçirebiliriz.. İçinde bulunduğumuz coğrafya da, çözemeden 21'inci yüzyıla aktardığımız "Kriz Stoku" da, yaşanılan zaman dilimi de, elverişsiz şartlar içeriyor. Ayrıca bölgede, çözümü bulunamamış İsrail-Filistin meselesi, "Saddam sonrası Irak'ı" benzeri problemler var.. Kuzeyde ise, Azeri-Ermeni sorunu ve Rusya'nın Çeçenistan problemi var.. Bizim de tarafı olduğumuz "Kıbrıs Krizi" de, çeyrek yüzyıl geçmesine rağmen, aynı çözümsüzlük içinde sürmekte.. Yani Türkiye, "1'inci Sınıf Liderler" ve "Akılcı-Gerçekçi Çözümler" arayışı içinde.. Ankara siyasetinden yansıyan şu andaki tablo, bu arayışlara cevap verir nitelikte değil henüz.. Her biri kendinden menkul gibi görünen "Siyaset Ağaları" veya "Politik derebeyleri", çözüm projeleri üretmek yerine, birbirlerini yok etmeye dönük tepişmeler üretiyorlar sanki. Modern toplumun en etkili aydınlatıcısı olan "medya"nın da kafası, çeşitli nedenlerle karışık.. Siyasetteki ve yönetimdeki boşlukları "Yarı Sivil Devlet"in doldurması ise, zaten çözülmemiş olan sayısız sorunu, kronik kriz konuları haline dönüştürmekte.. Sonuçta, herşey sanki bir "Rejim Tehdidi" gibi algılanıyor.. Bu açıdan, "Başörtüsü" de, "Kürt Realitesi" de, "Kıbrıs" da, "Kopenhag Kriterleri" de, hep Milli Güvenlik Kurulu'nun ilgi alanında.. Bir çıkış yolu bulmak için, galiba öncelikle, siyasal diyalektiğin, karşıt taraflarını doğru teşhis etmeliyiz.. Bunu kabaca, "Değişimden yana olanlar" ve "Değişime karşı olanlar" şeklinde belirleyebiliriz.. Ama bu tasnif de, kendi içinde tehlikeli algılamalar yaratabilecek nitelikte.. Örneğin, "Kürt Realitesi"ni kabul edip, bunun çağdaş ve hukukî gereklerini yapmakla, "Bölücü olmak" arasında çok ince bir çizgi var.. Örneğin "Kıbrıs'ı çözmek"le, "Kıbrıs'ı vermek" arasındaki çizgi çok ince.. Örneğin AK Parti'nin varlığı, Türkiye'deki demokrasinin kanıtı da olabilir, Türkiye'deki şeriatçı gelişmenin işareti gibi de algılanabilir.. Bütün bu kafa karışıklıklarını, her gün yaşıyor, görüyoruz.. Bu yüzden, en "Değişimci Politikacılar" bile, ürkek, korkak, suskun.. Bu kafa karışıklığı nedeniyle, statükocular daha çok vatansever, daha çok milliyetçiymiş gibi görülebiliyor.. Bizim önerimiz şu.. Gerçekten "Değişim"den, "Reform"dan, "Yenilenme"den yana olan siyasi partiler, seçim öncesinde "Ortak Deklarasyon" yayınlamalı.. Seçimin sonucu ne olursa olsun, bu partiler, bazı asgarî müştereklerde ortak hareket edeceklerini ve koalisyon oluşumlarında birlikte davranacaklarını deklare etmeli.. Açık, cesur, somut ifadelerle, hangi konuların artık "tehdit" ve "tehlike" sayılmadan, bunlara çözüm üretileceği açıklanmalı..
ŞAKA
Alerjik kelimeler!
DSP'den ayrılanlar, halk artık "parti" sözünden rahatsızlık duyduğu için, kurdukları partiye, "parti" dememişler.. Buradan giderek, kimsenin yeni doğan çocuğuna "Bülent" adını vermeyeceğini, "Bahçeli Evler"in değer kaybedeceğini, "Mesut" olanların mutsuz olacaklarını söyleyebiliriz..
ENGELLİ KOŞUCU
Derviş'in üzerindeki ipotekler!..
İster beğenelim, istersek beğenmeyelim.. Türk siyasetindeki "Kemal Derviş Realitesi"ni inkar etmek mümkün değil.. Kemal Derviş'in üzerindeki birden fazla sayıdaki ipotekleri de biliyoruz.. Örneğin "İMF'nin mutemedi" olarak, mevcut ekonomik programı, sonuna kadar taşımak zorunda.. Bunu yapmazsa, dışarıda da, içeride de "güvenilmez adam" damgası yer.. Ekonomik Program'a bağlı olarak, Ecevit Hükûmeti'nde, sonuna kadar bakan olarak kalmak zorunda.. Bunun yanında, İsmail Cem-Hüsamettin Özkan ikilisine verdiği sözün ve hatta teşvikçiliğinin gereği, "Yeni Türkiye"ye bağlı gibi görünmek zorunda.. Kendisini "Sosyal Demokrat" olarak ilan ettiği için "Sol'u Bölen" durumuna düşmemek zorunda.. Yani CHP'ye de yakın durmak zorunda.. Bunca ipotekle siyaset yapmak tabiî ki kolay değil.. Bu yüzden Kemal Derviş, Türk siyasetinin "Engelli Koşucusu" konumunda şimdi..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |