|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
26 sene önceydi. İstanbul'dan tek başıma kalktım ve oto stop denecek bir yöntemle tek başıma Şam'a kadar gittim. İstanbul'dan Ankara'ya, Ankara'dan Antakya'ya, oradan Cilvegözü hudut kapısına, Cilvegözü'nden Suriye'nin Babül Heva hudut kapısına oradan Halep'e, Halep'ten Şam'a gitmiş ve Suriye'yi ilk kez o zaman görmüştüm. Şam'a girdiğimiz günün sabahı meydanda bir idam sehpası, sehpada cansız sallanan 3 ceset görmüştüm. Bir otel baskını yapan üç gerilla o sabah asılmış. Daha sonra bir kez havayoluyla 5 –6 kez de karayoluyla Suriye'den geçtim. Halep, Hama, Hıms ve Şam şehirlerinin güzelliğini Hafız Esed'in demir yumruk yönetimi gölgeliyordu. Halep Şam arasında bizzat polis tarafından 4-5 kez çevrilip soyulmaktan kurtulamıyordunuz. Sınır kapıları birer işkence kapısı halindeydi. 1982 Hama olayları Hafız Esed yönetiminin şiddetini gösteren çok kanlı olaylardı. Suriye dışında yaşayan çok sayıda da arkadaşım vardı ve çektiklerini duyunca Türkiye'nin insan hakları konusunda sicili kabarık olmasına rağmen hakikaten bu ülkelerden ne kadar ilerde olduğunu anlardım. Suriye'nin bu karanlık görüntüsü Beşşar Esed'le birlikte birden bire değişime uğradı. Geçen sene 25 yıldır Suriye'deki köyüne gidemeyen bir arkadaşımla karşılaştım. Beşşar başkan olduktan sonra ilk kez Suriye'ye gitmiş. Suriye'nin gizli servisi El Muhaberat dindar gençleri fişlemiş girenin tepesine biniyordu. O yüzden de Suriyeliler kendi ülkelerine dönemezlerdi. Suriyeli arkadaş anlatıyor, her ne kadar takibat yok deseler de yine havaalanında içeri alırlar bir sürü eziyet görürüz korkusuyla inmiş. Ama "Hayret" diyor "Beni pasaport kontrolü yapan polisler hoş geldin diyerek karşıladılar. Havaalanından çıktım ama bir türlü takip ediliyorum duygusunu atamadım. Sonra eve bir polis geldi ve filan tarihte Şam'da el-Muhabarat merkezine müracaat et dediler. Milletin adını bile duymaktan korktuğu bu merkeze yine çekine çekine gittim. Bırakın beni aşağılamayı önce güler yüzle karşıladılar, beni dosyamın bulunduğu büroya götürdüler, abartmıyordum çay mı istersiniz kahve mi istersiniz, diye izzet ikramda bulundular öyle saygı gösterdiler ki inanamadım, kendimi rüyada zannettim,memleket çok değişmiş." Bu arkadaşı da dinledikten sonra hakikaten Suriye'de büyük bir değişimin yaşandığına inanmak zorunda kalıyorsunuz. Geçen sene Konya'dan bir işadamı grubu Suriye'ye bir ziyarette bulunmuşlardı onlardan da aynı şeyleri dinlemiştim. Hafız Esed zamanında yapılan yanlışların farkına varan oğul Beşşar Esed Suriye'deki o karanlık tabloyu silmiş, Suriye'yi Ortadoğu'ya örnek bir özgürlükler ülkesi yapma istikametinde değişim rüzgarı estirmiş/estiriyor. Yetmişli yıllarda Şam havaalanında pasaport girişinde yaşadığımız zorlukları hatırlıyorum da bizim Dış Haberler Servisinden Turan Kışlakçı'nın anlattıklarına ben de şaşırıyorum. Turan Kışlakçı geçen hafta 4 günlüğüne gittiği Suriye'den dönünce anlattı, pasaport kontrolünde bir memur bir kameramana zorluk çıkarmak istemiş. Yönetim hemen ikaz etmiş, sonra aldıkları habere göre o memuru görevden almışlar ki diğerlerine ders olsun. Beşşar Esed dönemi tıpkı bizdeki Turgut Özal dönemi gibi büyük bir değişim dönemi olmuş. Orada da özel televizyon kanalları için hazırlıklar başlamış. Tüccara her türlü kolaylık sağlanır hale gelmiş. Hatta bir Türk müteşebbis Halep'e büyük bir tekstil fabrikası bile kurmuş. Özel Üniversite dönemi başlamış. Hukuk reformu yapılmış. Siyasi reformların hazırlığı tamamlanmış. Suriye, cep telefonu, internet ve benzeri teknoloji ile kısa sürede tanışmış. Hülasa 17 Temmuz 2000'te başa geçen Beşşar Esed hem halkı ile devleti barıştırmayı başarmış hem de komşularıyla ilişkilerini geliştirme yolunda ciddi adımlar atmış. Türkiye ile ilişkileri geliştirmeye hatta Türkiye AB'ye girerse kendisine AB'nin araplara açılan kapısı olmak gibi bir hedef belirlemiş. Bir Suriye'ye bakıyorum bir de bize. Orada özgürlük adımları, bizde yasaklarda inatlaşma. Orada halkıyla barışma çabaları, bizde halkın bir kısmını tehdit unsuru görme hastalığı. Orada süratle yapılan hukuki, siyasi reformlar, bizde reformlara karşı direnen bir yönetim zihniyeti. Orada halk arasındaki ayırımı bitirmek üzere devlet başkanının halka güven verme çaba ve uygulamaları, burada başbakanın milletin teveccüh ettiği en büyük parti de dahil kimi partileri tehlikeli gördüğünü söyleyerek sosyal barışı dinamitleme çabaları. Yazık, dün kötü yönetim örneği olarak Suriye gösteriliyordu. Suriye bu kara lekeyi üzerinden atmaya çalışıyor fakat maalesef bizim bazı yöneticilerimiz bu kara lekeye talip oluyorlar. Suriye'nin gerisinde kalmaya rıza gösterilmesine bir türlü inanamıyorum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |