AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Bu da bizim Tokta...

Bugün yazmayacaktım. Tatildeyim. Daha doğrusu "yıllık izninin bir bölümünü" kullanıyorum. Ama bizim Tokta (sevimli şişman profesör Toktamış Ateş) ne tatil keyfi bırakıyor insanda, ne izin heyecanı...

Profesör Doktor Toktamış Ateş'in önceki gün Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan "derin bilimsel makale"sini okudunuz mu?

Ben okudum ve istifade ettim.

Siz de müstefid olun diye sevabına özetliyorum:

Toktamış Ateş, İstanbul'un merkez ilçelerinden birinde ikamet ediyor. Oturduğu yere yakın iki mahalle, bundan 5-6 yıl kadar önce tam bir "şeriatçı istilası"na uğramıştı. Kara çarşaflı kadınlar, cüppeli sarıklı adamlar... Öyle ki, Toktamış ve arkadaşları oturup "Küçük İran" diye şakalar yapıyorlardı. Bereket bu korkutucu gidiş 28 Şubat 1997'de ordunun müdahalesiyle sona erdi ve ortalık "tertemiz" oldu.

Toktamış üzülüyordu. Böyle bir ordu müdahalesini savunmak istemezdi. Çünkü bu yaklaşım, demokratik bir yaklaşım değildi. Ama hepimiz şundan emin olmalıydık; o iki mahalleyi istila eden şeriatçılar birazcık güçlense demokrasi için çok daha ciddi bir tehdit oluşturacaklardı. Neyse, çoğumuzun anımsadığı bu yakın tarihi ele almak istemiyordu.

(Evet, hepimiz anımsıyoruz; ordunun müdahalesiyle ortalık tertemiz olmuş, kartel medyasının eylemli katkılarıyla işbaşından uzaklaştırılan Refahyol Hükümetinin Başbakanı için amansız bir "linç kampanyası" başlatılmıştı. Fakat Toktamış Ateş çoğumuzun anımsadığı bu yakın tarihi ele almak istemiyor. Neden? Çünkü değerli bilimadamı, o dönemde, Türkiye Cumhuriyeti'nin seçilmiş Başbakanı hakkında, içinde "utanmaz" ve "yavşak" geçen yazılar yazıyordu.)

Devam ediyor Toktamış Ateş:

1997'de iktidarda bulunan Erbakan hükümeti çökünce laik siyasetçiler iktidara geldiler ama halkın sorunlarını çözme konusunda çok yetersiz kaldılar. Hatta, sorunları çözmek bir yana, cumhuriyet tarihimiz boyunca görülmedik bir "çalma-çırpma dönemi"nin mimarı oldular.

Sonra ne oldu?

AKP bu olumsuz havadan yararlandı ve iktidara geldi.

Fakat Toktamış Ateş'in nicedir unuttuğu sarıklılar gene ortaya çıktılar.

Hem de ne çıkış!

Sadece gözleri açıkta bırakan kara çarşaflar gene sokaklarda savrulmaya başladı. Toktamış Ateş, şimdi o iki mahallede ikili üçlü gruplar halinde dolaşan "çocuk yüzlü" kara çarşaflıları gördükçe şöyle düşünüyor: "Acaba benzer tezgahlar yeniden mi kuruluyor? Havayı germek AKP'lilere yaramaz..."

Yazı böyle...

Yorum yapmayacağım.

Yorumu tarihe ve vicdanlara bırakıyorum.

Şu kadarını söyleyebilirim:

Dünyanın hiçbir ülkesinde, "akademisyen" sıfatını haketmiş hiçbir bilimadamı resmî çerçeveli bir "izm"in, bir "ideoloji"nin, bir "paradigma"nın sözcülüğünü yapmaz. Uğraş alanı "bilim" olan hiçbir akademisyen ihbardan, jurnalden, ucuz demogojiden medet ummaz.

Sık sık kamusal alanda başörtü yasağını onaylamadığını söyleyen, ama "ne yapalım ki kurallar böyle" cümlesinin çekim alanından kurtulmak istemeyen Toktamış Ateş, sokakların da "kamusal yasaklarla" donatılmasını istiyor.

Nicedir unuttuğu sarıklılar gene ortaya çıkmış, sadece gözleri açıkta bırakan kara çarşaflar gene sokaklarda savrulmaya başlamış...

Şimdi hep bir ağızdan ünleyelim:

Sana ne!

Sokağa hangi "kisve"yle çıkılacağını sen mi belirleyeceksin?


2 Ağustos 2003
Cumartesi
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED