AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Ölmek ve öldürmek

Irak'a asker göndermenin ilk akla gelen riski hiç şüphesiz, oradan dönecek asker tabutları... Bunun, ülkemizde yol açacağı infial kolay tahmin ediliyor.

Oysa işin bir de öteki yüzü var. Iraklıları öldürmek...

Bu ihtimal hem daha az değil, hem de daha az yıkıcı değil.

Evet, hiç şüphesiz, Irak'tan dönecek asker tabutları, yakacağı ana yürekleri sebebiyle oraya asker gönderme kararı verecek olan her yönetim için kabustur.

Ama orada, bir de "Irak'lı öldürme" riski var. Şu ana kadar bu risk hemen hiç seslendirilmedi. Oysa, belki bu ihtimal, Irak'ta öngörülen "Türkiye misyonu" için birinci öncelikli tehdit niteliği taşıyor.

"Türkiye misyonu"nun çerçevesi olarak genelde şöyle bir öngörü seslendiriliyor: "İşte, Türk askeri oraya henüz savaşmakta olan bir ülkenin liderliğinde, jandarma olarak gitmez, kendi misyon çerçevesini kendisi belirler, güvenlikten ayrı olarak hastanesi ile, aşevi ile, alt yapı hizmetlerini sağlayacak birimleri ile gider ve sonuç itibariyle, Bosna'da, Afganistan'da olduğu gibi Irak halkının muhabbetini kazanır. Bu arada da, Irak'ın yeniden yapılanması işinde etkin rol alır."

Eh, bu çerçeve kaymaklı kadayıf özelliği taşıyor.

Ancak acaba işler böyle mi gelişecek?

Bunu değerlendirmek için, Irak'ta ABD askerlerinin hedef olduğu saldırıların mahiyetini kavramak gerekiyor.

Amerikalılar açıkça ilan ettiller ki, Irak'ta bir kendiliğinden oluşan bir tepki ile değil, "gerilla savaşı" ile karşı karşıya bulunuyorlar. "Gerilla savaşı" demek, bir grubun bilinçli eylemi demek. Ülkeniz işgal edilmiş ve siz, ona karşı cephe mücadelesi verme imkanından yoksun olduğunuz için, vur- kaç taktiği ile düşmanın moralini çözmek ve ülkenizden çıkarmak istiyorsunuz.

Şu ana kadarki görüntü böyle bir gerilla savaşı ihtimalini doğruluyor. Her gün vur – kaçlarla bir - iki Amerikan askerinin öldürülmesi şeklinde gelişen bir görüntü... Bu taktiğin yorgun, bitkin ve sıla hasreti ile yanan Amerikan askeri üzerinde moral bozucu etkiler yaptığı açık. Amerikan askerinde sinirlerin gerildiği, her gün biraz daha öfkeli, agresif hale geldikleri de açık.

İşin bizimle ilgili yanında hayati soru şu: Acaba Amerikan askerlerinin yerini bizim askerlerimiz alırsa gerilla savaşı sona erer mi? Yani gerilla savaşına karar veren irade, "Amerikalılar gitti, Türkler geldi, Türkler kardeşane duygularla geldiler, onlara bir fırsat verelim, saldırıları durduralım" der mi? Yoksa, "Türk askeri Amerikan işgalini maskeliyor, Irak halkının savunma bilincini yokediyor, arkada yine Amerika var, savaşa devam" kararı mı verir?

Bunu şu anda tahmin etmek kolay değil.

Ama Türk askerinin hizmet vereceği halk açısından olmasa bile, gerilla açısından ikinci ihtimali düşünmek gerekiyor. Çünkü gerillayı kullanan irade sonuçta, Türk askerinin varlığı ile Amerikan işgalinin ortadan kalkıp kalkmayacağı veya daha kalıcı hale gelip gelmeyeceği sorusunun cevabını arar. Irak'ta her halükarda Amerikan inisiyatifinin devam edeceği ise açık bir gerçek olarak duruyor.

Bu durumda gerilla savaşı sürecek, Türk askerleri de hedef olmaya devam edecek demektir. Bunun sonucu asker tabutlarıdır. Bütün iyi niyet ve ondan doğan olumlu ilişki tahminlerine rağmen bu unutulmamalıdır.

Böyle bir durum vaki olduğu takdirde, yani askerlerimiz hedef olmaya başladığında, buna karşılık vermeleri de beklenecektir. Bu da, ortaya "Iraklıların öldürülmesi" gibi bir sonuç çıkaracaktır.

Bir soru:

-Acaba şu ana kadar Amerikalılar kaç Irak'lıyı öldürdü? Doğrusu bu bilinmiyor.

Öldürülen Amerikalıların sayısı 52 olarak sayıldı. Ama öldürülen Irak'lı sayısı meçhul. Yalnız onlarca olduğu belli. Aynı şekilde tutuklanıp meçhul bir mahalle götürülen Iraklı sayısının da onlarca olduğu biliniyor.

Bu karşılıklı ölümlerin, Iraklılarda, bir savunma bilinci oluşturduğu da belli. Hele sinir savaşında ipleri kaçırmakta olan Amerikan birliklerinin sivillere karşı sergilediği olumsuz tavır, gerillanın hesaplarına hizmet ediyor.

Ya Türk askerleri de Iraklı öldürmeye başlarsa... Hele ölenler sivil olursa... Şu anda üniformalı bir Irak'lı bulunmadığına göre karşı karşıya gelinecek herkes sivil görünümlü olacaktır. Türk askerleri ile Irak'lılar arasında yer yer çatışma çıkarsa... Bunun bedeli ne olur?

Böyle bir durumda Türk askerleri, Iraklılarla zaten çatışmakta olan Amerikan askerleri ile bütünleşmiş olmaz mı? Bunun Türk – Arap ilişkilerine etkisi ne olur?

Hükümetin böyle bir şeyi akla bile getirmediği açık. Hükümet, Irak'ta asla bir çatışma ve ölüm istemiyor olabilir. Ama acaba gidişe ne kadar müdahele edilebilecektir?

Bir soru daha:

-Türk askeri Irak'a, düşük yoğunluklu savaş tecrübesi bulunduğu için mi davet ediliyor, yoksa Irak halkı ile kalbi bir yakınlığı bulunması sebebiyle mi? İki beklentinin yüklediği misyon farklı olacağı için soruyorum bu soruyu.

Son olarak Irak'a asker sevki değerlendirilirken "Hamama giren terler" özdeyişi asla unutulmamalıdır. Ölmeyi ve öldürmeyi göze almadan bir çatışma ortamına asker sevkinin mantığı bulunmaz. Ölmeyi ve öldürmeyi göze almayan da, Irak'a asker göndermez. Ölmeyi ve öldürmeyi göze almak ise, Türkiye'yi Ortadoğu'da hiç istemediği bir görünüm içine sokar.

Amerikalı öldürüyor ve gidiyor, biz ise buradayız. Komşularımızla, dindaşlarımızla...


2 Ağustos 2003
Cumartesi
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED