|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Gemiyle kıtalar arası taşımacılık yapan bir tanıdığımızın gemisi karaya oturmuş. Bildiğimiz kadarıyla, sahip olduğu tek gemiydi o. Duyunca üzüldük. Geçmiş olsun deme fırsatımız da olmadı doğrusu. Bindirdiği kayalardan kurtarmak için dünyanın parasını istiyorlarmış. O vaziyette satmak zorunda kalınca, yok pahasına almak isteyenler çıkmış. Yılların emeği heba olmuş gitmiş. Bu olayı anlatan ortak dostumuz, son görüşmemizde sürpriz bir haber verdi. Daha, "Karadeniz'de gemilerin mi battı?" diye takılma imkanı bulamadığımız arkadaş, yeni bir gemi almaya karar vermiş ve şu sıra araştırma içindeymiş. Biz de uzaktan uzağa üzülüp duruyorduk... Yazık oldu, battı gitti adamcağız, şimdi nasıl toparlayacak diye endişe içindeydik... "Bundan sonra" dedi arkadaş, "Zenginler için üzülmeyeceğim, onlar bir şekilde vaziyeti kurtarmayı biliyor. Allah korusun, bizim ekmek teknemizin başına bir iş gelse, daha ufak ve daha ucuz olmasına rağmen bu kadar çabuk toparlayamayız..."
SANKİ ZİGETVAR DÖNÜŞÜ
Büyük adamlar zor ölür... Tek yaşı değil, mevkii makamı da büyük olanları kastediyorum. Hastalandığı vakit, ülkesinin en iyi hastanelerine kaldırılır. Yetmez, başka bir ülkeye götürülür. Sağlık durumu hakkında değişik rivayetler çıkar. Kimi öldü der, kimi iyileşmek üzere diye açıklama yapar. Mahallenizdeki Ahmet Amca gibi pat diye ölmez büyük adamlar. Önce "Beyin ölümü gerçekleşti" türünden haberler yayılır; sonra yalanlanır. Adeta parça parça öldüğünü düşünürsünüz. Hastaneden sağlık durumuna ilişkin açıklama almak imkansızın türcümesidir. Mirasının ne şekilde paylaşılacağına dair vasiyeti, hastane günlerinde yenilenmiştir mutlaka. Derken, hastanedeki bütün doktorların seferber olması yeterli görülmez, oradan da alınır ve apar topar Amerika'ya götürülür.
Irak'a Asker göndermek
- Irak'a asker gönderelim!
DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ
Dünkü "Allah'a inanıyor, kitabına inanmıyor" başlıklı yazı üzerine Almanya'dan Okan Erdem, iki dakikalık bir izah gönderdi. Teşekkürlerimizi belirterek iletiyoruz. Şöyle yazıyor Okan Bey: Allah'a inanıp dinlere ve gönderildiğine inanılan peygamberlere inanmamak çok normal. Ancak burada ince nokta şurası: Dinlere inanmayan her kişi, Darwin teorisini kabul ediyor anlamına gelmez. Başka izah tarzları da olabilir efendim (ki var). Yine önemli bir nokta: Her din kendine göre bir Tanrı tarifi yapıyor. Örneğin sıfatları şunlar, bunlar v.s. İnsan denen meçhul, her şeyden önce düşünen bir varlıktır. Düşünmek ve sonuçta bir noktaya ulaşmak (belki size göre negatif) asla negatif değil bence en büyük sevaptır. Benim şahsi inancıma göre, sadece cehennem korkusuna dayalı inanç makbul değil, belki de günahtır ve inanıyorum ki bizler öbür tarafta neden "düşünmediğimiz" için yargılanacağız. Selamlar.
ŞEHİR HATLARINA TEKLİF
Sirkeci'den tren gider mâlûm. Bakırköy, Çekmece, Çorlu, Edirne istikametinden Avrupa'ya doğru. Otobüs, tramvay, vapur da gider, değişik semtlere. Bir de feribot kalkar, Harem'e. Köprüyü dolaşmak istemeyen araçları alır Anadolu yakasına geçirir. Şehir Hatları Vapur İşletmesi, Beşiktaş-Kabataş civarından Kuzguncuk-Üsküdar tarafına da bir feribot hattı açsa, hem Boğaz trafiği hem de köprü trafiği rahatlamaz mı acaba diye düşünüyorum.
SÖYLEMEDİ DEMEYİN Monarşiden anarşi doğar!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |