|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kıbrıs seçimlerine 5 gün kaldı. Nasıl bir sonuç çıkacak? Bir tür "Annan Planı referandumu" haline dönüşen bu seçimler gerek kamuoyu araştırmalarına gerekse bizim Kıbrıs'ta yaptığımız gözlemlere göre tam ortada bulunuyor. Oylar "değişim yanlısı partiler"le "statükocu partiler" arasında yüzde beş artı eksisiyle yarı yarıya bölünmüş görünüyor. Seçim sonuçlarını belirleyecek olan muhtemelen Kıbrıslı Türklerden çok "Türkiye'den göç etmiş Kıbrıslılar"ın oy eğilimi. Nitekim son yapılan araştırmalar, muhalefete açıkça daha yatkın olan Kıbrıs Türklerinin önemli ölçüde kararlarını verdiğini gösterirken, statükoya daha eğilimli Türkiye kökenliler arasında kararsızların yüzdesinin yüzde 35'lere ulaştığını gösteriyor. Bu seçimlerin önemi ne? Bu seçim Kıbrıs'ta bugüne kadar yapılmış diğer seçimlerden oldukça farklı. Farkı sadece "Annan Planı'nın varlığı"ndan ve "uluslararası koşulların ve takvimin sıkışıklığı"ndan ileri gelmiyor. Aynı zamanda "Kıbrıs iç siyasetinin ilk kez ciddi anlamda toplumsal bir siyasetle tanışması"ndan doğuyor. Başka bir deyişle Kıbrıs ilk kez böylesine yoğun, açık, eylemde ve söylemde mahcubiyetten uzak bir siyasi dalgayla, siyasetle tanışıyor. Özetle "Kıbrıs'a ilişkin Türkiye (siyasetçi-asker) ve AB denklemine Kıbrıs iç siyaseti de etkili üçüncü bir unsur olarak ekleniyor." Muhalefetin seçimleri kazanması halinde atmayı söz verdiği adım şu: "Denktaş görüşmecilikten alınacak, yeni iktidar Annan Planı'nı görüşmeye başlayacak ve Rum kesimiyle bir uzlaşmaya varılacak..." Ne var ki, tarif edilen bu güzergahın yokuşsuz ve kolay olmadığı biliniyor. Muhalefetin seçimleri kazanması halinde Cumhurbaşkanı Denktaş'ın "inanmadığım insanlara görev vermem" beyanı ortada, "sadece cemaat lideri, yani cumhurbaşkanı görüşmeci olabilir, görüşmeciyi değiştirmek için cumhurbaşkanlığı seçimi gerekir" savları da ortada. Bunlar, sandığın, demokrasinin yerine kendisini ve resmi görüşü koyan ve bunu gönül rahatlığıyla ilan etme fütursuzluğuna varan Denktaş'ın bir aksilik halinde "resmi Türkiye"nin desteğiyle atmayı hesapladığı adımlar. Ayrıca Türkiye'nin gerek kendi "ideolojik çekirdeği"ni gerek "AB konusunda tutumu"nu gerekse "inşa ettiği Kıbrıs modeli"ni, "yavru vatan"daki 10-15 bin kişilik bir oy kaymasına kolay teslim etmesi pek kolay değil. Tüm bunlara karşın "muhalefetin başarısı, başta AKP iktidarı olmak üzere, ülkedeki değişim yanlılarının hareket alanını genişletebilecek", Kıbrıs ve Türkiye'deki "değişim siyaseti taraflarının ve siyasetçilerinin güç birliğini sağlayabilecek" bir gelişme olacak. Kıbrıs seçimleri işte bu nedenlerle önemli ve farklı... Bir aşama olarak 14 Aralık seçimleri o denli kritik ki, taraflar tüm köprüleri atmış durumdalar. Nitekim Denktaş'tan muhalefetin güçlü lideri Mehmet Ali Talat'a kadar tüm aktörler tutumlarını, niyetlerini açık bir şekilde dile getiriyorlar. Statüko yanlıları seçim kampanyasının sadece Annan Planı değil, Türkiye'yi de kuşatacak bir biçimde AB karşıtlığı üzerine kurar ve demokrasiyi hiçe sayarlarken, muhalefet de ilk kez Kıbrıslılık fikrini bu denli güçlü bir şekilde dile getiriyor. Resmi politikayla hiçbir ittifak aramadan çatışmaya giriyor. Ana vatan olarak Türkiye'yi değil, Kıbrıs'ı tanımlıyor. Kıbrıs'ın sadece seçimleri değil, seçim sonrasını belirleyecek en önemli özelliği "Kıbrıslı Türkler ile Türkiye kökenliler arasında oluşan ekonomik, kültürel ve siyasi fay hattı." KKTC'nin nüfusu son sayımlara göre 205 bine ulaşmış durumda, seçmen sayısı ise 142 bin. İlginç olan, bu nüfusun yüzde 40'ının Türkiye kökenlilerden, 1975 sonrası göç edenlerden ve ettirilenlerden oluşması. Nitekim 142 bin seçmenin yaklaşık 90 bini de bu göçmenlerden oluşuyor. Ve seçim sonuçlarını, Kıbrıs'ın geleceği hakkındaki kararı bu fay hattı belirleyecek... Burada çarpıcı olan "Annan planına karşı çıkanların başını Kıbrıs'ta 1963-1974 arası yaşanan saldırıların cefasını çekenlerin değil, tersine Kıbrıs'ı bir araç haline getiren resmi anlayışın oluşturduğu kesimin oluşturması"... Bu garip çelişki, aslında Kıbrıs'ın iç siyasetinin ve Kıbrıs'a yönelik makro siyasetin perde arkasını oluşturuyor. Nasıl? Yarına...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |