AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
İktidar olmak, ama nasıl...

Ecevit-Yılmaz ve Bahçeli'nin yönetimde olduğu "kabus" yıllarıyla karşılaştırdığımızda kuşkusuz Türkiye iyi yolda. Evet, Türkiye'nin ciddi sıkıntıları var, problemleri çözmek için olağanüstü bir performans gerekiyor. Ama yine de toplumun, daha güzel bir Türkiye için umutları var. En azından hayat, geçmişe göre daha pahalı değil.

Ancak yine de yolunda gitmeyen bir şeyler var sanki. Evet enflasyon düşüyor, üretim artıyor. Kısacası "karamsar" olmak için hiçbir neden yok. Ama Türkiye'nin yıllardır tartıştığı ve zaman zaman derin acılar yaşadığı, "toplumsal-ideolojik" eksendeki problemleri de kanamaya devam ediyor.

Tam Türkiye "AB rotası"na girdi, demokratikleşmenin önü açılıyor, özgürlükler için yeni umut rüzgarları esiyor derken, bir anda rüzgar tersine esmeye başlıyor ve biz eski "marazi" alışkanlıklarımıza geri dönüyoruz. Bir yandan İmam-Hatiplerle ilgili tartışmalar bitmeden, Kur'an Kurslarıyla ilgili genelgeyle bir başka tarafa savruluyoruz.

Kimse işin aslını tartışmaya yanaşmıyor. Ortalıkta "aşırı laikçiler"in, "Laikliğin temeline dinamit konuluyor" çığlıklarından başka ses duyulmuyor. Oysa, "Kur'an Kursları Genelgesi" işte tam da bu yüzden devletin hassasiyetlerini dikkate alarak hazırlanmış bir genelgeydi. Yıllardan beri, "Din eğitimi örgütlerin, cemaatlerin kontrolünden çıkarılıp, devletin kontrolü altına alınmalıdır" diye şikayet edilen bir konu sağlıklı bir temele oturtuluyordu.

Ama olmadı, siyasal iktidar Kur'an Kursları Genelgesi'nde de geri atım atarak genelgeyi askıya aldı.

Şimdi bu noktada, galiba bir tesbit yapmakta yarar var. AK Parti iktidarı bir yılını doldurdu. Bu süre içinde Avrupa Birliği ile ilgili "Uyum paketleri" dışındaki siyasi konularda maalesef kararlı bir tutum sergileyemedi. Uyum Yasaları, zaten bir "Avrupa Projesi" olduğu için bu konularda bir problem yaşanmadı. Ancak siyasal iktidarın bizatihi kendi projeleri konusunda aynı şeyleri söylemek mümkün değil.

Mesela, AK Parti iktidarının çok önem verdiği, bana göre de Türk ekonomisi için hayati bir önem taşıyan "2b" ile ilgili Anayasa değişikliği Köşk'ten geri döndü ve şu anda buzdolabında bekliyor. Gerekçe; aman devletin zirvesinde 'gerginlik' olmasın...

Mesela, YÖK yasası. Hükümetin biraz da alelacele hazırlayıp gündeme getirdiği tasarı, üniversitelerin karşı çıkması yüzünden geri çekildi ve uygun bir zamanı bekliyor. Umarız, hem hükümet, hem de çağdaş bir anayasacı olan yeni YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç, demokrat ve özgürlükçü bir yasa hazırlayarak Türkiye üniversitelerini "Üçüncü Dünyacı" görüntüden kurtarırlar.

Mesela, üniversitelere girişte meslek liselerine uygulanan "katsayı" adaletsizliği ile ilgili yasa tasarısı... "Laikçi" çevrelerin topardığı gürültü sonucunda Cumhurbaşkanı Sezer'den geri döndü, buzdolabında bekliyor. Gerekçe; aman gerginlik olmasın...

İyi güzel de, siyasi iktidar kendi ürettiği hiçbir siyasi projeyi hayata geçiremiyor. Oysa bu konuda hem parlamentoda siyasi çoğunluğu var, hem de arkasında güçlü bir halk iradesi var. Acaba bu aksaklıklar, siyasal iktidarın projelerindeki eksikliklerden mi, yoksa iktidarın kendi gücünü doğru zamanda, doğru argümanlarla ortaya koyamamasından mı kaynaklanıyor?

Gerekçe ne olursa olsun, iktidar hayata geçirebileceğinden endişe ettiği projeler üzerinde iki defa düşünmelidir. Evet, Türkiye gibi "derin hassasiyetler"in icraatların önünü kestiği ve iktidarların "iktidar" olmasını engellediği bir gerçek. Ama her şeye rağmen "muktedir" olmak, Türkiye'nin önünü açmak ve çağdaş dünya ile buluşturmak da iktidarların görevi...


10 Aralık 2003
Çarşamba
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED