AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Haydan gelen...

Meşhur meseldir: "Haydan gelen huya gider, sudan gelen sele gider." Benim de bu işte bir derdim var: 12 Eylül sonrasında, çıkartılan bir yasa ile, yurd dışına çıkanların 100 $ (ABD Doları) ödemesi gerekirdi. Adı da "Toplu konut fonuna katkı" diye anılıyordu. Yurd dışına çıkarken, biz de öderdik. Amma teselli bulurduk. Ülkenin memuruna, devletlüsünü "konut" için bir katkımız oluyordu, demek ki...

Fakat sonradan bir "terör furyası" başlayınca, bizim paralar "Dolar" olup, Doğu'nun Dağlarına barut oldu, mermi oldu, top oldu.

Bu ve benzeri durumlar, bizde hiç bir şeyin yerinde sarf edilmediğini gösterir. Her şey iyi niyetle başlar ve sonradan hedef saptırması ile, işler rayından çıkar.

İktidarda olanlar, iktidarda kaldıkları müddetçe, yaptıkları işlerin iyi gittiğini sanarak, yandaşlarına destek ölçüsünde, prim yaptıklarını sanarak, seçime giderler ve bir de bakarlar ki, "sıfır sıfır, elde var sıfır." tekerlemesi ile, yuvarlanıp çıkarlar, siyaset sahnesinden çekilip gideceklerini umdukları bir anda, karşılarına yaptıkları icraatın faturasını çıkartırlar.

İşte size, eski başbakan ve bakanlar ile ilgili "Yüce Divan'a sevk kararı"... TBMM'nde çıkan oylarla, yeni bir siyasî hesap sorma cephesi oluşuyor.

Eski Başbakan, 54. hükümetin başbakanı sayın Erbakan hakında iki yıldan fazla bir ceza onandı.

Kim Erbakan?

Bu ülkede, otuz üç yıldır siyaset yapan ve üç defa Başabakan yardımcılğı ve bir defa da Başbakanlık yapmış bir devlet ve siyaset adamı. "Milli Görüş"ün 30 yıllık öncü ve lideri...

Yargıtay cezasını onadı. Şimdi, sormak gerek: Sayın Erbakan, cezaevinde mi yatacak?

Bunca yıldır işgal ettiği ve imzaları ile devletin pek çok hayatî sorununa çözüm bulduğu meseler de, bu "mahkümiyet"le "şaibe" altında kalmayacak mı?

Aynı durum, diğer bakan ve Başbakan için de varid değil mi?

Sayın Erbakan hakkında ceza veren ve hatta emekliliği ile, başka partiye geçen veya başka parti kuran mahkeme üye ve başkanlarının ceza verirken, tarafsız olmadıkları veya yargının siyasallaşma şüphelerini kuvveden fiile getirdiklerini isbatlamaz mı?

Dün siyasileri ve partilerini yargılayan mahkeme üyelerinin emekliliğin ardından karşıt partiye geçmeleri ile, ortaya çıkan kararların tartışılır olması kadar doğal bir şey olamaz.

ANAP ve DSP kadar MHP'nin de başını ağrıtmaz mı bu kararlar?

CHP istediği kadar "dokunulmazlıklar" konusunu tartışa dursun, kendi içinde de "sabıka dosyası" kabarık nice üye var, onlar için de yakında bir çok soruşturma açılmayacağını nasıl garanti görebilir ki?

Öyle ise, ülke sorunları üzerinde tarşırken parti çıkarlarını değil, ülkenin ali menfaatları üzerinde icra-i eylemde bulunmak, siyesetin erdemliliği için gereklidir.

Nitekim, TBMM'nde Dokunulmazlıkları Araştırma Komisyonu'nun oylama sonucu ilginç bir kararı ortaya çıktı: "Türkiye'de tam Demokrasi olmadığı ve yargının siyasallaştığı endişesi ile" şimdilik çalışmalarına ara vermiş oldu.

Bu durum, yargı üzerindeki endişelerin giderek yoğunluk kazandığı, yasama ve yürütme erki üzerinde bir "siyasal erk" oluştuğunu görmekle, verilen kararların yeniden gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır.

Öyle ise, rüşvet,irtikap ve halkın malını gasp ettiği ve ya kamu malına zarar verdiği sabit olanların üzerinden "kamu malını" istirdat edip, "mahkümiyet" denen hacalet eylemini, devlet yönetmiş kimselere layık görmemek gerekir.

Yeni hükümet bilir ki, geçmiş siyasilere gereken cezayı millet vermiş ve onları sandığa gömmüştür. Bu ceza onlara yeter, amma halkın malına verdikleri zararı da tazmin ederek, hayatlarını bundan sonra kimseye muhtaç olmayacak bir şekilde "emekli maaşı" ile bir köşeye çekilip hatıra yazmalarına imkan tanımalıdır.

Çünkü, ömür bitti, her şey heba oldu. Değil mi "kadında mazi, erkekte istikbal aranır" derler...

Memleketin istikbali, gençliğimizin onuru için, huzur ve barış dolu bir ülke niye teslim etmek için çalışmıyoruz?

İnsanın mideye inen kalori ve proteinin ne kadar olduğu belli. Fazlasını fakir-fukaraya dağıtsak ne olur ki?

Kefenin cebi yok ki?

Fatih Sultan'ın türbesi içinde yer alan kitabelerde, bir "mezar taşı" Fatih ve Fetih aşıklakrına ışık tutar niteliktedir:

"Kıtmır-ı Bab-ı Hazret-i Nebevî, ....... Efendi'nin ruhuna Fatiha!..."

Bendeniz dünyanın saltanat ve ihtişamı uğrunda bir ömür boyu "laşe" peşinde koşmaktansa, Cenab-ı Peygamber'in evinin kapısının önünde bekleyen Ashab-ı Kehf'in Kıtmır'ı olmayı yeğlerim! 59. Hükümet de, kul hakkını alsın, hak sahibine versin. Kayzer'in ki bizi ilgilendirmez ibret almakta, Yedikule zindanları yeter de artar bile...


www.sadikalbayrak.com

12 Aralık 2003
Cuma
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED