AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Muazzam desteğin dayanılmaz hafifliği

Politikacılar çok garip insanlar. ANAR'ın son araştırmasında oyları yüzde 50'inin üzerine çıkan Ak Parti yöneticilerinin sevinmesi gerekir değil mi? Hayır, 'lider' konumundakilerin yüzünden düşen bin parça. Toplumda desteği bu denli çabuk artan bir parti herhalde daha önce hiç görülmemişti; partilerinin artan desteğinin sevincini doya doya çıkartmıyor AKP'liler...

Bir yönüyle haklılar da...

Dün, Hürriyet'te Prof. Ömer Dinçer'le ilgili çok sayıda haber ve değerlendirme arasına sıkışmış önemli bir mülâkat vardı. Eczacıbaşı Holding'in en tepe yöneticisi Dr. Erdal Karamercan, "2003 yılında yakalanan olumlu performansın 2004 yılında da tekrarlanabilmesi halinde piyasaların canlanabileceğini ve güçlü bir yatırım atmosferi yaratılabileceğini" söylemiş Hürriyet'e. "Türkiye bugün önemli bir tarihsel dönemeçte bulunuyor" da demiş Eczacıbaşı CEO'su...

Bu açıklamadaki garabet herhalde sizin de dikkatinizi çekmiştir. Ülkemizin en büyük holdinglerinden birini yöneten kişi, hele holding bünyesinde bir yatırım/finans kuruluşu olduğunu da hatırlarsak, piyasalarda yaşanan akıl almaz canlanmadan habersiz görünüyor... Olacak şey değil. Özellikle, "Türkiye bugün önemli bir tarihsel dönemeçte bulunuyor" cümlesi beni müthiş rahatsız etti.

Başka zaman olsa kulak vermeyebilirdim, ama rahatsızlığımın bir sebebi var: Geçen hafta, İstanbul'da, Erdal Karamercan'ın patronunun da bulunduğu yemekli bir ortamda sarf edilen bazı cümleler... O yemekte, Ak Parti liderlerinin en değer verdikleri TÜSİAD üyelerinin başlarında gelen Bülent Eczacıbaşı da konuşmuş... Ünlü bir gazetecinin evinde yenilen yemeğe katılanların masa başı sohbetleri bana yansıdığında çok şaşırdım...

Konuyu tartıştığım bir dostum, o gün bir gazetede çıkan, Bülent Eczacıbaşı'nın İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası başkanı olarak yaptığı açıklamayı önüme sürdü. "Belki de, hükümet ilâç işverenlerinin taleplerini kulak ardı ediyordur" dedi ve ekledi: "Sağlık bakanlığında şu yakınlarda ilâçla ilgili kıdemli bir bürokrat yerinden edilmiş mi, araştır..." Araştırdım, Eczacıbaşı'nı rahatsız edecek bir atama veya tasarruf yapıldığını henüz tespit edemedim...

O dosta itirazımı buraya kaydedeyim de öğrenin: "Koskoca patronlar, sırf kendi çıkarları için 'Batsın bu dünya' derler mi?" Cevabı medya dünyasından oldu: Ercüment Karacan sahibiyken, Milliyet, "Köprü'ye hayır" kampanyasında başı çekiyordu; dostuma göre, karşı çıkmanın sebebi, köprünün patronun yalısının üzerinden geçecek olmasıymış... 1960'ların sonunda Süleyman Demirel ve ailesi aleyhine müthiş yıpratıcı bir kampanya açan Günaydın gazetesi de, bunu, patron Haldun Simavi'nin çocuklarına bakan İngiliz mürebbiyenin ikamet süresinin uzatılmaması üzerine başlatmış...

Böyle genellemeler beni rahatsız eder. Patronların kendi küçücük sıkıntıları için herkesin dünyasını karartacak davranışlara girmelerini anlayamam. Şimdi Hürriyet ve Milliyet gazeteleri Ak Parti hükümetinden hoşlanmıyor, haberleri kullanış tarzları bunu ele veriyor diye, kalkıp Aydın Doğan'ın torunlarına bakan mürebbiyelerin ikamet tezkereleriyle ya da bağımsız kuruluşların Doğan Holding hakkındaki kararlarıyla ilişkilendirmek mi gerekecek bunu? Oysa, hükümet, en kritik noktada Doğan Grubu'nu rahatlattı ve borç ödemelerini 2007 yılına kadar 'öteledi'...

Ben akıl yürüttükçe karşımdaki dostumun dudaklarındaki tebessüm daha da yayıldı; sanki önemli bir izin üstündeymişim gibi... Oysa, gelişmelerle borç öteleme arasında ilişki kurmakta zorlandım, hâlâ da zorlanıyorum. Borcu ötelenerek kendisine kıyakta bulunulan bir patron, evinin üzerinden geçeceği için gazetesini köprüye karşı konuşlandıran patron gibi mi davranır? Sonra Ak Partililerin 'örnek sanayici' saydıkları bir isim, basit çıkar hesaplarıyla, kendini öne atar mı?

Bana bu işte daha 'derin' bir sebep varmış gibi geliyor...

Geçen gün, noktaları bitiştirmede eski hızımı kaybettiğimden yakındığım yazıda bir okurun gönderdiği üç gazete kupürünü art arda yayınladım ya; o gün bir başka okur yeni bir 'durumdan vazife çıkarma' haberi ulaştırdı bana. Milli eğitim bakanlığı, durduk yerde, ülkemizde okuyan Avusturyalı öğrencilere harç koymuş, bunun üzerine Avusturya eğitim bakanlığı da orada okuyan bizim öğrenciler için harç uygulaması başlatmış...

Türkiye'deki Avusturya vatandaşı öğrenci sayısı sadece 48, alınan harç da çerez parası; buna karşılık bizim Avusturya'da yüzlerce öğrencimiz var ve yarından itibaren ödemeye mecbur bırakıldıkları harç parası 740 Euro... Avusturya'ya okumak üzere kimlerin gittiğini düşünün bakalım, durumdan vazife çıkartanın niyetini daha iyi anlarsınız...

Geçen gün, bir işadamı dostumdan da benzer bir olay dinledim: İran'dan sanayide kullanılan bir ürün ithal ediyormuş, birdenbire o ürüne kota koymuşlar; bunun üzerine İranlılar da bir başka sanayi ürününün ülkelerine girişini kısıtlamış... O işadamı, "Bizim ithal ettiğimiz ürünün bedeli yılda bir-iki milyon dolar, kısıtlanan ise yüz milyonlarca dolarlık ihracat yapılan bir ürün" dedi bana.

Acaba Ak Parti liderleri, halkın partilerine teveccühü arttıkça, bu tür belden aşağı darbelerin daha da çoğalacağından mı endişeliler? Neden tedbir almıyorlar o halde?


31 Aralık 2003
Çarşamba
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED