AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
AKP'nin gidişatı...

AKP iktidarının üzerinden 11 ay geçti, bu süre içinde iktidar partisi beklentilerin üzerinde bir performans sergiledi. Bu performans şöyle özetlenebilir:

Filli olarak, ekonomi alanında başarılı bir politika, AB hattında ve demokratikleşme sahasında önemli adımlar, siyaset ve devlet dengelerini germekten kaçınan bir tutum, siyasette İslami duyarlılık dozunu azaltan bir tavır...

Sembolik olarak, örselenmiş temsil ilişkilerinin tamir edilmesi, başka bir deyişle toplum-siyaset bağının yeniden kurulması, devlet-siyaset dengesinde siyaset alanının genişletilmesi yoluyla başlatılan siyasi normalleşme süreci, toplumsal çevrenin siyasi merkeze doğru ilerlemesi...

Ne var ki bu dönem Irak'a asker gönderme, YÖK meselesi, Orman arazilerinin satılmasına ilişkin anayasa değişikliği önerisi, İmam Hatipler girişimi gibi sıkıntı ve tartışmalara da konu oldu.

Bu tartışmalarda sorun, AKP'nin politikalarının doğru olup olmamasından ya da AKP'ye itiraz edenlerin haklı olup olmamasından çok, "iktidar partisinin konuları gündeme getirme şekli ve karar alma tarzı"ydı.

Başka bir deyişle, "toplumsal meşruiyeti hedefleyen açık tartışmalar"dan kaçınma, parti içinde kollektif akıl yerine lider aklını mutlaklaştırma bu tartışmaların ortak noktası oldu. Nitekim bu köşede, sıkça bu tavrın "siyasetsizliğin yeni bir biçimi"ni andırdığına vurgu yaptık.

AKP'nin Pazar günü yaptığı 1. Kongre de özellikle bu açıdan anlamlıydı; bu gelişmenin tescil edilmesi anlamını taşıyordu. Aslında kongre öncesinde yapılan iki dizi tüzük değişikliği ipuçları sağda bolda uçuşan gidişin ana eksenini göstermişti.

"1 Şubat'ta yapılan ilk değişiklik"le kongrede liste delinmesini önlemeye yönelik olan çarşaf liste uygulaması kaldırılıyor, Erdoğan, genel başkan yardımcılarını istediği zaman değiştirebilme yetkisine sahip oluyordu. Ayrıca MYK üyelerinin genel başkan tarafından atanmasına ilişkin uygulama, il, ilçe ve beldelere de zincirleme olarak yansıtılıyordu.

"3 Kasımda yapılan ikinci değişiklik"le MYK'da gizli oylama yapılması hükmü kaldırıldı. Teşkilatları feshetme yetkisi 50 kişilik MKYK'dan alınıp 17 kişiden oluşan MYK'ya verildi. İl ve ilçe kongrelerinin seçim için olağanüstü toplanması, Genel Merkez'in iznine bağlandı.

Kongre bu süreci izledi ve siyasi olarak hayata geçirdi.

Kongreyi en önemli yönleriyle özetlemek gerekirse:

1. Genel Başkan, delegelerin son dakika gördükleri bir yönetim listesi hazırlayarak tescil ettirdi.

2. Bu listede bölgesel ve siyasi dengeler korunmakla birlikte, yönetim önemli ölçüde Genel Başkan'ın İdris Naim Şahin, Hayati Yazıcı, Ömer Çelik, Cüneyt Zapsu gibi yakın çalışma arkadaşlarını da içeren güven adamlarından oluştu.

3. Irak tezkeresi konusunda ısrarlı muhalefetlerini sürdüren isimler Abdullah Çalışkan, Ertuğrul Yalçınbayır, Ersönmez Yarbay gibi isimler sembolik olarak yönetim dışı bırakıldı.

Peki, bunların anlamı ne?

Yukarıda belirttik: AKP'nin siyasal ve simgesel önemi, toplumsal çevreyi merkezde temsil etmesiyle ve toplum-siyaset bağını, başka bir deyişle iç dinamiklerden gelen meşruiyet kaynağını canlandırmasıyla yakından ilgilidir. Daha da öte, bu partinin RP'den ve benzerlerinden farklı olarak mevcudiyet nedeni, iktidara geliş sebebi budur.

Nitekim seçimler sonrası önemli tartışmalardan birisi, "AKP'nin çevreyi temsil ederek merkezi dönüştüreceği mi, yoksa merkeze boyun eğip merkezleşeceği mi" sorusu etrafında yapılmıştı.

Hala yapılıyor. "AKP merkez sağ mı, yeni merkez mi, çevreyi mi temsil ediyor, RP'nin yenilenmiş devamı mı" türünden sorular hala yanıt arıyor.

Siyasi gelişmeler, icraatlar, tüzük değişiklikleri ve kongre bir bütün olarak ele alınırsa, AKP'nin çevreden ve toplumdan koptuğu, sterilleştiği elbette söylenemez.

Ancak bazı noktalarda sterilleşmeye yüz tuttuğu, merkezin bazı alışkanlıklarını benimsemeye başladığı da ortadadır.

Bu alışkanlıkların en önemlisi, toplumsal meşruiyetine uygun olan kollektif akıl fikrinden biraz daha uzaklaşarak, lider hakimiyeti üzerine oturan bir parti olmaya yönelmesidir.

Sonuç olarak, gelinen noktada, AKP'de bir tür ANAP'lılaşma süreci yaşandığı, toplum değil millet fikri üzerine kurulu, denetime açık bir temsil mekanizmasının değil, mutlak vekalet mantığının üzerine oturan bir anlayışın tercih edildiği söylenebilir. Bu gidişin, Irak tezkeresinde başladığı üzere, sadece parti içi ilişkilerle sınırlı kalmayacağı, parti-toplum ilişkilerine de yansıyacağı söylenebilir.

Bu ise, AKP'nin yelpaze alacağı yerin ve kimliğinin en önemli ayaklarından birisi olacaktır.


14 Ekim 2003
Salı
 
ALİ BAYRAMOĞLU
ALİ BAYRAMOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED