AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Türkiye Truva atı mı?

İslam Konfenransı Örgütü bünyesinde barındırdığı 57 ülke ile İslam dünyasını temsil eden en geniş platform. Bu günkü yapısıyla üye ülkelere arasında gevşek bir dayanışma, istişare fonksiyonu gören, yaptırım gücü olmayan örgüt. Ne NATO gibi askeri bir yapılanma ne de diğer işbirliği örgütleri gibi belli amaçlar etrafında toplanmış sıkı bir örgüt yapılanmasına sahip. İslam Konferansı Örgütü bu zamana kadar, İslam dünyasının karşılaştığı hiçbir temel sorunu çözebilmiş değil. Bunlar arasında Keşmir, Filistin, Bosna gibi konular her zaman gündemin baş sırlarında yer alır; kınama metinleri kaleme alınır ancak sonuca gidecek gerekli yaptırım gücünden mahrum olduğu için tavsiye niteliğinden ileriye geçmez.

İKO'nun demografik olarak dünyada önemli bir nüfusu temsil etmesine, siyasi, kültürel ve stratejik açıdan uluslararası dengelerde kilit rolü üslenmesine ragmen uluslararası sorunlarda birinci dereceden belirleyici rol oynayamadı. Manzaranın bu şekilde olmasında İslam dünyasının ekonomik, askeri ve siyasi ağırlığının ve üye ülkeler arasındaki çelişkilerin belirleyici olduğunu tekrarlamaya gerek yok. Bu yönleriyle bakıldığında İslam Konferansı Örgütü'nün ciddiye alınacak bir ağırlığının olduğu iddia edilemez. Irak adına bir zamanlar Saddam'ın şimdi ise Amerika'nın atadığı temsilcilerin katılabildiği bir örgütün homojenliğinden, iç tutarlılığından bahsetmek anlamsız olur.

Ne var ki, başta kuruluş gerekçesi olmak üzere İslam Konferansı örgütü'nün varlığını anlamlı kılan bir çok faktör de y o k s ayılamaz. Mescid-ı Aksa'nın yakılması üzerine hareket geçen örgüt 1969 yılından bu yana bugünkü haliyle İslam dünyasının en üst düzeyde resmi temsil platformudur. Askeri v e siyasi anlamda doğrudan yaptırım gücü olmasa bile pek çok dengeyi etkileme potansiyeline sahip olduğu da bir ger çek. Kuruluş gerekçesi Kudüs dolayısıyla Filistin olan bir 57 üyeli devasa örgüt Filistin konusunda doğrudan belirleyici olmasa da tümüyle teksiz, varlığı ihmal edilecek bir kurum olmadığı da ortadadır. Böyle olmasaydı Kıbrıs konusunda yalnızlaşan Türkiye'nin laiklik çekincelerini bir tarafa bırakarak İKO'nun kurucu üyeleri arasında yer alması düşünülemezdi. İsrail ilişkilerin geri çekme pahasına Filistin konusunda İslam dünyasına yaklaşması özellikle Arap ülkelerle ortak hareket etmesi Türkiye açısından bile İKO'nun fonksiyonel gücünü gösterir. Türkiye İslam Konferansı na üye ülkelerin gücünü fark ettiği için örgüte yakınlaşma ihtiyacı duymuş, BM gibi uluslararası platformlarda destek arayışına girmiştir.

İKO ve Türkiye

Türkiye'nin İslam dünyasıyla ilişkileri Irak nedeniyle yeni bir krize gebe görünüyor. Malezya'da bu hafta toplanacak İslam konferansı zirvesinde Türkiye Amerika'nın yanında Irak'a asker gönderdiği için eleştirileceği hazırlık toplantılarında ortaya çıktı.

İslam dünyasında İsrail'i ilk tanıyan ülke olmak gibi bir sabıkası olan Türkiye'nin, soğuk savaş dönemi süresince stratejik tercihleri ile İslam dünyasının konumu, beklentileri ve Batının İslam dünyasıyla ilişkileri bir tür Truva atı algılanmasına neden olmuştur.

Türk dış politikasının değişmez çizgisi, hilafetin kaldırılmasıyla birlikte, Türkiye'nin İslam dünyasına yönelik bu rolünü hatırlatacak bir stratejiye, manevralara yer verilmemiştir. Türkiye'nin geçmişteki siyasi ağırlığın sürdürülmesi bir yana, bu rolü ima edecek simgesel göndermelere bile tahammülü olmayan bir strateji tavizsiz biçimde izlenmiştir.

Türkiye, pratik ihtiyaçları dışında İslam dünyasına yabancılaşmakla kalmamış yaptığı stratejik tercihlerle Batının ileri karakolu görünümü vermiştir. Bu algı sadece İslam dünyası ya da Ortadoğu ülkeleriyle sınırlı da değildir. Avrupalı sömürgecilere karşı bağımsızlığını kazanmış ve çoğu üçüncü dünyayı oluşturan blok için de geçerlidir.

Türkiye tekrardan soğuk savaş döneminin başına dönmektedir. 50-60lı yıllarda bölgeden atılan Avrupalı sömürgecilerin yerine bölgeye gelen iki gücün en büyük askeri müttefiki durumundadır Türkiye. Hükümet kendi açısından ne tür gerekçeler öne sürerse sürsün Irak'a asker göndermekle , tüm dünyanın gözünde Amerikan işgalinin destekçisi olarak algılanacaktır.

Soğuk savaş dengelerinin sona erdiği, Türkiye'nin çok daha geniş dengelere dayalı ittifaklar kurmasının beklendiği dönemde meşruiyeti en tartışmalı gerekçe ile Ameri ile bölgeye dönmesinin faturası ağır olacak. İKO zirvesinde bu faturanın ilk taksidi kesilebilir. İKO'nun dünya dengeleri içindeki yeri tartışılabilir, ancak Türkiye'ye keseceği faturanın be deli ağır olur. Önemli sayıda Müslüman vatandaşından dolayı Rusya'nın bile üye olmak istediği bir siyasi organizasyonu Türkiye ciddiye almak zorundadır.


14 Ekim 2003
Salı
 
AKİF EMRE


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED