AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Bu ne Can?

Can Ataklı'yı tanıyorsunuz; iyi bir gazetecidir, yazar olarak pek muvaffak olamadı ama, eli kalem tutan, iyi kötü gündemi izleyen meslektaşlar kadar, o da yazarlığında iddialı...

Açık söylemek gerekirse, Can'ı pek okumuyorum.

Birincisi, kötü bir yazar.

İkincisi, fazla duygusal.

Duygusallığını, içinde bulundukları olumsuz koşullara veriyorum; çünkü yönettiği gazete, gelirlerinin önemli bir bölümünü tasarruf edemiyor; "maaşlar aksıyor, kağıt ve boya alımları riske giriyor, haberle ilgili masrafların ödenmesinde güçlük çekiliyor" vs...

Gerçi Can, bu durumun "iç huzurunu, mutluluğunu yaşıyor" ama, neresinden bakarsanız bakın, üzücü bir durum. İnşaallah yargı adil bir çözüm bulur, Uzanlar meselesini bir neticeye bağlar da, biz de (Can Ataklı'nın ifadesiyle) "o çok beğendiğimiz ve tiryakisi olduğumuz eklerle" birlikte, sayfa sayısı fazla, güçlü star gazetesine yeniden kavuşuruz.

Hiç umudum yok ama, "inşaallah" diyelim.

Can Ataklı'dan sözediyordum.

Can'ı aslında 28 Şubat sürecinde tanıdım; 28 Şubat'ı sırf "istenmeyeni engellediği" için alkışladığını hatırlıyorum.

Yanlış mı hatırlıyorum?

Sonra ne yapıp yapıp "mağdurlar" arasına sokuverdi kendini ve ruhen imtizaç ettiği gazetesinden ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılmasına neden, ipliğini pazara çıkardığı "bir tüccar general"di. Öküz dergisine verdiği mülakatta, bu generalin yapıp ettiklerini anlatıyordu tafsilatıyla. Ama darbenin ortaya çıkardığı diğer olumsuz gelişmeleri, örneğin Kamu İktisadi Teşekkülleri'nin hangi medya patronları ve çıkar gruplarınca yağmalandığını es geçiyordu.

Olsundu...

Bu da bir gelişme sayılırdı.

Elinde olmayan nedenlerle de olsa, 28 Şubat gerçeğin farkına varmıştı ya...

Sonra ne oldu?

Uzun süre iş bulamadı.

Sonra, kapalı devre yayın yapan bir televizyon kanalında program sunmaya başladı.

Şimdi bilgisini, birikimini, mesleki tecrübesini, medya grup başkanlığını üstlendiği Uzanlar için kullanıyor. Umarım bu kez başarılı olur.

Sözü Can Ataklı'nın dünkü başyazısına getirmek istiyorum.

İçinde bulundukları "sıkıntılı durumun psikolojisi ile" kaleme alınmış olmasına rağmen sorumlu, serinkanlı bir yazıydı.

Şöyle diyor Can:

"Bu gazetede yalan haber, düzmece haber, kurgu haber asla olmayacak. Kimseye düşman olmadığımız gibi kimsenin de kölesi değiliz. İlkelerimizden, dürüstlüğümüzden, namusumuzdan asla taviz vermeyiz. Zor dönemlerde kaliteden taviz vermemek, ilkelerden vazgeçmemek, dürüst, namuslu habercilik yapmak, sinir sistemini kontrol ederek sakin olabilmek çok güçtür. İşte star için gece gündüz çalışan sevgili arkadaşlarım bunu başarıyla yerine getiriyor. Star'ın hata yapmasını, işi hakarete, yalana dolana, küfüre dökmesini bekleyenler çok yanılıyorlar. "

Acaba?

Can, arada sırada kendi gazetesine göz atıyor mu?

Biz başka bir gazete mi okuyoruz yoksa?

Amerikan Büyükelçiliği yetkililerinin 11 ilde bazı parti yöneticileriyle ve sendikacılarla yaptığı toplantı, AKP lideri Erdoğan'ın "baskın seçim planı" haberleri, adlı adınca "yalan", "düzmece" ve "kurgu" değil miydi?

Hem, ne o öyle "Atma Recep", "Martin Luther Recep" lafları?

Tamam, mizah duygunuzu ve zekanızı ele veren çeşitlemeler, anlıyoruz.

Anlıyoruz da, Recep Erdoğan da nereden çıktı? "Tayyip" sözcüğünü ketmederek, aklınızca, hakaret ettiğinizi mi düşünüyorsunuz?


14 Ekim 2003
Salı
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED