|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ak Parti'nin hafta sonunda gerçekleştirdiği birinci olağan genel kongre, partileşme yolunda önemli bir dönemeçtir. Ak Parti, örneğine pek rastlanmayan bir süreçle kurulduktan kısa bir zaman sonra daha ilk seçimde ülkenin en büyük partisi oldu ve iktidara geldi. Böyle bir partinin kurumlaşma sorunları yaşaması yadırganır bir durum değildir. Henüz kurumlaşmamışken kendini iktidarda bulması ve yükselen taleplere cevap verebilmek için bütün önceliklerini yönetim faaliyetlerine ayırması parti açısından önemli bir sorundu. İktidarda bulunduğu on aylık dönemde yaşanan iç ve dış gelişmelere ve bu gelişmelerle ilgili yapılan faaliyetlere bakıldığında hükümetin performansının yüksekliği rahatlıkla farkedilecektir. İçte ve dışta bütün bu gelişmeler olurken aynı zamanda partinin kurumlaşmasıyla ilgili çalışmaların da devam ettirilmesi zorunluluğu vardı. Kurulduğundan kısa bir zaman sonra seçime girmiş, seçimde ülkenin en büyük partisi haline gelmiş, hükümeti kurma yetkisini almış ve ülkenin yönetimi sorumlululğunu üstlenmiş bir partinin henüz ilk kongresini bile toplamamış olması herhalde Türk siyasetinde görülen bir durumdur. Ak Parti, Türk siyasetindeki değişimin ve yeni yönelişlerin bir ifadesi olarak önümüzdedir. Partiye oy veren toplum kesimlerini birleştiren temel faktörlerin neler olduğu, hangi kesimlerin bu partide buluştukları, bu kesimlerin yönetim performansı konusundaki düşünceleri, partinin oluşturmaya çalıştığı siyasal kimlik ve bu kimliğin kalıcılığı gibi konular Ak Partinin kurumlaşmasıyla yakından ilgilidir.
UZUN ERİMLİ VİZYON...
Tayyip Erdoğan'ın kongerede yaptığı konuşmada altı kalın çizgilerle çizilen hususlara bakıldığında uzun erimli bir gelecek vizyonu çizilmeye çalışıldığı dikkat çeker. Sanıyorum bu konuşma tek kelime ile özetlense, herhalde "değişim" talebinin ifadesi olarak anlatılabilir. Bir yandan hala muhaliflerce ikide bir öne sürülen "takiyye", "gizli gündem" gibi kuşkulu soru işaretlerine cevap verilirken diğer yandan bazı kesimlerin kaygılarına yönelik cevapların öne çıktığı dikkat çekmektedir. Anayasal ilkelerin çiğnenmesine izin verilmeyeceği, hiçbir gizli gündemin olmadığı gibi husuusların altı kalın çizgilerle çizilmeye çalışılması anlamlıdır. Özellikle Erdoğan'ın statükoyu korumaya yönelik çabalara değinmesi ve önceliği "millet"e verdiklerini belirterek Türkiye'yi durdurmaya yönelik çabalara izin vermeyeceklerini, ülkeyi bir takım bunalımlarla töketletmek isteyenlere dikkat çekmesi anlamlıdır. Türkiye zıplamak, birinci dünya ligine çıkmak ve hızlanmak istemektedir. Siyasal çevrenin giderek artan dinamizminin merkeze de egemen olması ve tarihin derinliklerinden beri sürüp gelen merkezle çevre arasındaki çatışmanın kalkması gerekmektedir. Bunun kolay olmayacağı, daha önce yaşanan tecrübelerle bilinmektedir.
YENİ KİMLİK YENİ POLİTİKALAR...
Tayyip Erdoğan siyasal hayatının en güçlü dönemini yaşamaktadır. Bütün tartışmalara rağmen grup kararı almaksızın Irak'a asker gönderme tezkeresinı Meclisten geçirebilmiştir. Şimdi de istediği gibi Parti Yönetimini şekillendirmiş ve hareketin kurumlaşmasında önemli bir dönemeci dönmüştür. Partinin "Muhafazakar Demokrat" kimliğine uygun olarak yapılanması ve bu kimliğin toplumda taban bulması için önümüzdeki dönemin önemi büyüktür. "Muhafazakar Demokrat" kimliği, Türkiye için tartışılması ve toplumda temel bulması gereken bir kimliktir. Tayyip Erdoğan, il kongrelerinde özenle gençlere ve kadınlara özel bir yer vermekteydi. Seçilme yaşının yirmi beşe düşürülmesi için çalışılması, kadınların parti örgütlerinde ve faaliyetlerde aktif görev almaları bu tercihin bir sonucu olsa gerektir. Türkiye'nin geleceğine oynayan bir partinin gençlere ve kadınlara özel önem vermesi anlaşılabilir bir durumdur. Türk siyasetinin en kenardaki kitlelerini oluşturan gençlerle kadınların siyasetin aktif birer aktörü haline getirmek istemesi, bu konuda belli sorumluluklar verilmesi, kurullarda öne geçirilmesi önemli bir tercihtir. Ak Parti için bu kongrenin bir diğer önemli yönu önümüzde bir yerel yönetimler seçiminin olmasıdır. Kongrede belirlenen ekip seçimi yönetecektir. Bu seçimlerde belli bir başarının yakalanması ve özellikle belediye yönetimlerinin önemli bir kısmının kazanılması durumunda parti kurumlaşma yolunda önemli bir aşamayı geçecektir. Şu anda partili yerel yöneticilerin hiç biri partilerinden seçime girip seçimi kazanmış kişiler değildir. Önümüzdeki seçimde Ak Partinin hem iktidardaki performansı seçmenler nezdinde test edilecek, hem de yerel yönetimlerde bu partinin gücü ortaya çıkacaktır. Oylarını Kasım 2002 seçimine göre artırması durumunda Ak Partinin giderek kurumlaştığı, toplumda taban bulduğu ve Muhafazakar Demokrat kimliği benimsediği anlaşılmış olacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |