AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
İsrail füzeleri İran'a yöneldi: Türkiye ne tür bir savaşın içine çekiliyor?

İsrail'in Suriye'nin başkentine kadar gelip bombardıman yapması, aynı günlerde ABD'de "Lübnan'ı özgürleştirmeyi" ve "Suriye'yi kuşatma altına almayı" öngören yasa tasarısının gündeme alması Irak'a asker göndermeye hazırlanan Türkiye'de kuşkulu bir sessizlikle izlenirken ABD ve İsrail, Irak'tan sonra Ortadoğu'daki yeni hedeflere saldırı hazırlıkları yapıyor. Irak'ta durumun giderek kötüleştiği, Sünni Araplar'ın yanında bazı Şii grupların da direnişe destek verme eğilimlerinin arttığı, Şiiler'in Türk askeri gelmesi halinde bu güne kadar sürdürdükleri "bekle gör" politikasını terkedecekleri izlenimi verdiği bir dönemde işgal cephesi genişleme eğilimi gösteriyor.

İsrail'de yayınlanan Haaretz gazetesine göre, İsrail, İran'ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırılarına hazırlık yapıyor. Amerikan-İsrail kaynaklarına dayandırılan haberde ayrıca, İsrail'in sahip olduğu yüz yirmi Harpoon füzesinden bazılarını denizaltılara yerleştirildiği, saldırı planlarının yapıldığı, İran'ın nükleer tesis bulunduğu iddia edilen altı bölgesinin vurulacağı, bu hedeflerin hem füzelerle vurulacağı hem de F-16 savaş uçaklarıyla aynı anda bombalanacağı, bu altı bölgeden üçünün dünya tarafından bilinmediği, bu amaçla karmaşık ancak sonuç alınabilecek planlama yapıldığı belirtiliyor. Observer gazetesi de önceki günkü sayısında, İsrail ve Amerikan yönetimlerinin nükleer başlık taşıyan Harpoon füzelerinin İsrail'in Dolphin tipi denizaltılarına yerleştirilmesi konusunda anlaştıklarını, denizden karaya fırlatılan bu füzelerle büyük ihtimalle İran'ın hedef alınacağını, İsrail yönetimin Almanya'dan aldığı üç denizaltının bu amaç için hazırlandığını, bu denizaltıların aynı zamanda İsrail yapımı Popeye füzeleri de taşıyabildiğini yazdı. Her iki kaynak da, iddialarını bu amaçla hazırlanan ABD-İsrail raporuna dayandırıyor. Hint Okyanusu'nda, Sri Lanka kıyılarında nükleer denemeler yapan İsrail, hem Doğu Akdeniz'i hem de Basra Körfezi'ni nükleer gücü ile denetim altına almaya çalışıyor. Tabii ki, bu hazırlığın arkasında da İslam dünyasına, özellikle de Ortadoğu'ya yönelik saldırı planlarını hazırlayan isimler yer alıyor.

Türkiye, Ortadoğu savaşına mı hazırlanıyor?

İsrail'in Suriye'yi bombalamasının Filistinli grupların söz konusu yerde kampı olup olmamasıyla hiçbir ilgisi yok. Suriye'ye saldırı da, İran'a yapılacak saldırı da çok daha kapsamlı bir operasyonun adımları. Irak işgali operasyonun ilk adımıydı. Şimdi ikinci aşamanın hazırlıkları yapılıyor: Saldırı ve işgali Doğu Akdeniz'den Basra Körfezi'ne kadar genişletmek. Bunlar kehanet değil, bunlar apaçık gerçekler. Ancak Türkiye kamuoyu ayladır hem Irak işgaliyle hem de bölgeye yönelik Amerikan-İngiliz-İsrail planlarıyla ilgili büyük bir yalan kampanyasına maruz bırakılıyor.

Türkiye'nin Irak'ın geleceği ve Ortadoğu'ya yönelen tehdidin nerelere varacağına ilişkin bir öngörüsü var mı? Bu noktada, yani Suriye ve İran'a yönelik sürecin netleştiği, Basra Körfezi'nden Doğu Akdeniz'e kadarki bütün bölgeyi savaş alanına çevirmek için hazırlıkların bu kadar açık yapıldığı bir dönemde Türkiye'nin Ortadoğu politikası ne? Ya da 7 Ekim'de kabul edilen tezkereye bağlı olarak Irak'a gönderilecek Türk askerinin bu süreçle bağlantısı ne? Birilerinin bu konuda bir şeyler söylemesi, Türkiye'nin İran ve Suriye'ye yönelik saldırı tehdidine nasıl baktığını ortaya koyması, Türk askerinin gerçekten Irak için mi yoksa Suriye'ye yönelik bir operasyon için mi bölgeye gönderildiğini kamuoyuna açıklaması gerekiyor. Ankara'nın, Suriye'ye yönelik İsrail saldırısı karşısında takındığı sessiz ve kuşkulu tavır, endişeleri artırıyor.

İrak'ın işgal sürecine 1 Mart'ta tezkerenin reddedilmesiyle katılamayan Türkiye, Suriye'ye yönelik operasyonda bu fırsatı kaçırmama telaşında gibi bir görüntü var ortada. Türkiye'nin gerçekten Ortadoğu'nun geleceği için planlanan ölümcül senaryolara karşı bir cevabı var mı? Yoksa Suriye'nin işgalini de Esad rejimi gibi gerekçelerle mi kabulleneceğiz? Türkiye, bir bölge ülkesi olarak, İran'a yönelik İsrail saldırısına ne diyecek ya da bir sözü olacak mı? Irak'a göndereceği ilk parti beş-altı bin asker daha sonra elli bine çıkacak mı? Bu güçler Suriye'nin doğusunu kapatıp bu ülkenin kuşatılmasına mı hizmet edecek?

Türk-İsrail ekseninin mimarları yeniden devrede

Türkiye'den bazı isimlerin Suriye'ye gidip Ankara'nın Irak'a asker gönderme gerekçesini, "Kuzey Irak'ta yeni bir İsrail'in oluşumunu engellemek" olarak anlatıp Arap kamuoyunun tepkisini bu söylemle kırma yönünde çalışmalar yaptığı belirtiliyor. Bu isimlerden bazılarının Türk-İsrail eksenin önde gelen simalarıyla biraraya gelip Türkiye-Suriye ilişkilerini değerlendirdiği belirtiliyor. Ortada öyle çelişkiler, öyle garip gelişmeler var ki, Ankara'nın Irak sürecine dahil olmasının geleceğe yönelik çok tehlikeli sonuçlar içerdiğine dair korkuları besliyor. Türk-İsrail ekseni için bu ülkede "28 Subat süreci"ni uygulayanların şimdi Türkiye-Suriye ilişkilerinde söz hakkı olmasının ne tür sonuçlara yol açacağını tahmin etmek zor değil. Zira temellerini attıkları 'eksen'in hedeflerinden biri Irak'tı. Diğerleri ise Suriye ve İran. Aynı kişiler, tezkerenin kabul edildiği, İsrail'in Suriye'ye saldırdığı, Türkiye'nin buna sessiz kaldığı ve Suriye'nin kuşatılmasına yönelik sürecin hızlandırıldığı bir dönemde tekrar ortaya çıktı.

Türkiye hızla büyük Ortadoğu operasyonunun içine çekiliyor. 1996'dan beri bu ülkeyi Ortadoğu'ya karşı konumlandırıyorlar. Bunu Irak'ı işgal ederken yapamadılar. Şimdi, Suriye'ye yönelik süreçte başarmaya çalışıyorlar. Çok yakından bunu daha net bir şekilde göreceğiz. Irak'a giden Türk askerinin ve siyasi anlamda Türkiye'nin Irak, Suriye ve İran'a karşı nasıl bir cephe ülke/polis gücü olacağını ve Müslüman dünyanın tepkilerini göğüslemek zorunda bırakılacağını göreceğiz.

Irak'a asker göndermeyi kamuoyuna sunulan gerekçelerle değil, gerçeklerle değerlendirme zamanı. Türkiye, ABD-İngiliz-İsrail cephesi'nin yeni Ortadoğu planlarında yerini alıyor. Dünya, Ortadoğu veya Türkiye kamuoyu buna ne diyecek? Şu anda bu kimsenin umurunda değil. Kimbilir, belki de bazıları seksen beş yıl öncesinin intikamını alıyordur. Amerika ve İsrail adına bölgeyi özgürleştirmeyi kafalarına koyanların, demokratikleşme ve özgürleşmenin ancak yabancı güçlerin işgaliyle mümkün olduğunu kabullenmeleri ne kadar utanç verici. İntikam alınacaksa bunun Araplar'dan değil, İngilizler'den alınmasını düşünemeyenlerin, aslında kendilerini bile tehdit görenlerin çıkarlarını kendi çıkarları zannetmeleri ise işin en acı yanı.


14 Ekim 2003
Salı
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED