AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Siyasi partilerde 'rüyaya yatmak' da kolektif bir iş değil midir?

Ankara geçen pazar günü iki büyük kongreye evsahipliği yaptı. AKP ve MHP büyük kongreleri. MHP Kongresi ayrı bir yazı konusu. Kongre Devlet Bahçeli'nin genel başkanlığını uzatmasına uzattı ama, birçok yorumcunun söylediği gibi, bu parti bakalım önümüzdeki yerel seçimlerde oy oranını yükseltebilecek ve olağanüstü kongrelerin önünü kesebilecek mi? Kongre dolayısıyla yine birçok yorumcunun işaret ettiği gibi, MHP, kongrelerle halledilemeyecek zorluklarla karşı karşıya... Genel başkan seçmekle iş bitmiyor ki... Bir televizyon programında kongreyi yorumlayan Prof. Naci Bostancı'nın haklı olarak söylediği gibi, MHP henüz, ülke ve dünyayı ilgilendiren pek çok önemli konu hakkında fikir üretebilmiş değil. "Küreselleşme"den, "Kürt sorunu"na, "sosyal"den "parti elitleri" meselesine kadar onlarca konu hâlâ el atılmayı bekliyor... Ancak, Bostancı'nın da işaret ettiği gibi, şu "Irak seferi" meselesi belki önümüzdeki dönemde MHP'ye biraz nefes aldırabilir... Yani, Irak'tan gelmesi muhtemel (Allah saklasın) kötü haberler, belki bu partinin popülaritesini biraz yukarı çekebilir... Dolayısıyla MHP'nin önümüzdeki dönem kendisinden kaynaklanan bir atılım içine girmesi mümkün değil; bu kadro ve ideolojiyle 3 Kasım skorunu koruyabilmesi bile bir mucize... Söylediğimiz gibi, eğer başkalarının "yanlışları" imdadına yetişmezse...

Gelelim asıl konumuza, yani AKP'nin 1. Olağan Büyük Kongresi'ne:

Gazeteleri siz de okudunuz, televizyon haberlerini siz de izlediniz... Sabah'tan Ahmet Hakan'ın yazdığı gibi, kongrede "Kahraman Erdoğan'dı bütün rolleri o oynadı". Ayrıca Başbakan'ın bu "tek adam"lığını özellikle belirten sadece Hakan da değildi; kongreyi izleyen hemen herkesin aktardığı izlenim bu hususa işaret ediyordu.

Kongre salonu güzel süslenmişti, sigara dumanına boğulmamıştı, simültane çeviriler başarılıydı, "değişim ve şeffaflık mesajı" iyi vurgulanıyordu, kumanyada Colaturka eksik değildi ama, ortada bir siyasal parti kongresinde bulunması gereken en önemli şey, yani "muhalafet"ten eser yoktu...

AKP Genel Başkanı, basının ön plana çıkardığı gibi, delegelere ve topluma güzel mesajlar veren bir "rüya" anlatıyordu. Ama dikkat edin, Başbakan söze, "Benim bir rüyam var" diye başlıyordu.

Tamam, hepsi iyi güzel ama, bu durumda büyük kongre üyerinin payına düşen neydi? Ne olacak, tabii ki genel başkanlarının "rüyasını" dinlemek ve sırası geldiğinde sadece "Hayırdır inşallah" diyebilmek....

AKP, kurulduktan sonra önemli bir tüzük değişikliğine gittiğinden, Kongre'deki seçimlerin de tadı tuzu yoktu... "Çarşaf liste" yöntemi terkedildiğinden, MKYK'ya girecek adaylar zaten genel başkan tarafından tayin edildiğinden, delegelere düşen görev ellerine verilen listeyi gidip sandığa atmaktan ibaretti. Hatta öyle ki, televizyon haberlerinde delegelerin oy verme işlemi için kabinlere girmediklerinden bile söz ediliyordu. Haklılar tabii ki, kabine girip çıkmak için niçin zaman kaybetsinler ki; ortada demokratik bir seçim yoktu ki...

Dikkat ettiyseniz, seçim sonucu hangi adayın kaç oy alarak MKYK'ya girdiğinden de haberimiz olmadı. Oysa biliyorsunuz, bu sonuçlar kongrelerin tuzu biberidir. Hatta, ortada şöyle bir bilgi de dolaşıyor: "Divan Başkanı Çiçek, seçimlerin ardından MKYK'ye hangi üyenin kaç oyla girdiğine ilişkin açıklama yapmadı. Gazetecilerin ısrarı üzerine Çiçek, 'sizin kaşımanıza izin veremem' riyerek listedeki bazı isimlerin kaç çizik aldığını gizledi."

İyi tepki doğrusu; "demokratlığı muhafaza" etmenin bir gereği herhalde.....

Sizi bilmem ama ben doğrusu merak ettim ve ülkeye böyle kavgasız gürültüsüz bir kongre armağan eden AKP'nin bu işin altından nasıl kalktığını tam olarak anlayabilmek amacıyla partinin tüzüğünü gözden geçirmek için İnternetteki sitesine girdim. Tüzüğün konumuzu doğrudan ilgilendiren 69. ve 73. maddelerini buldum. "Bakalım" diyordum kendi kendime, "Yapılan tüzük değişikliği 'çarşaf liste' meselesini nasıl halletmiş?"

69. maddede, Büyük Kongre'deki seçimlere ilişkin olarak şu satırlar karşınıza çıkıyor: "Seçimler, çarşaf liste esasına göre yapılır. Her organ için adaylıklar tamamlanıp kesinleştikten sonra, divanca soyadı esasına göre sıralama yapılır. Sıralamanın hangi soyadından başlayacağı kura ile belirlenir. Böylece her organ için yapılan adaylıklar, aynı sütunlar halinde tek veya birden fazla sayfada sıralanır. İsimlerin yanına işanet konacak kare veya daire boşluklara yer verilir. Ve yeteri kadar çoğaltılır...."

Görüyorsunuz, bu "çarsaf liste" yöntemi de çok zahmetli bir şeymiş doğrusu.... Delegeleri böyle uzun uzadıya uğraştırmaya ne gerek var.... Verirsin eline listeyi olur biter....

Evet, yenilenen tüzük maddelerini siteye yerleştirmediklerinden olacak, tüzüğün 69. maddesi aynen böyleydi....

Her neyse de, bana sorarsanız siyasi partilerde "rüyaya yatma"nın da kolektif bir iş olduğunu ve "rüyaların çıkması" için bundan vazgeçmemek gerektiğini, söylerim....

Aslında bugünkü yazıda Başbakan'ın Kongre'de yaptığı konuşmada Irak meselesine niçin bu kadar az değindiğini sorgulamayı da düşünüyordum. Ama okumakta olduğunuz yazıyı tamamladığım şu dakikalar itibariyle, söz konusu konuşma henüz partinin İnternetteki sitesine girmediği için bu işe girişemiyorum. Hem bakıyorum zaten yerimiz de kalmamış.... Olsun, belki başka bir yazıda devam ederiz...


14 Ekim 2003
Salı
 
KÜRŞAT BUMİN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED