AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
IMF gözünü yatırım teşviklerine dikti

Ekonomi kulislerinde dolaşan son rivayetlere göre hükümetin IMF ile 6. Gözden Geçirme çerçevesinde yürüttüğü çalışmalar uzadıkça uzuyormuş. Mesele, bundan birkaç ay önce tahmin edildiği gibi, ne bütçe rakamları, ne de İmarbank ödemeleri. Zira İmarzedelere ödenecek paralar için alternatifli bir ödeme planı konusunda belli bir mutabakata varıldığı anlaşılıyor. Buna göre, mevduatların 10 veya 15 milyar TL.'lık kısmı peşinen ödenecek. Kalanlar ise 36 veya 48 aya taksitlendirilerek kapatılacak. Bütçe rakamlarında ise genel bir mutabakata daha çabuk varılmış olmasına rağmen alt kalemler ve yıl sonu döviz kurunun netleşmemesi sebebiyle, bütçe sil baştan birkaç kere değiştirildi. Ancak esas itibariyle burada da fazla bir mesele yok. Mesele, bu gözden geçirme görüşmelerine vergi istisnaları ve teşvikler konusunda hazırlanmış gelen IMF heyetinin, bu konuda belli bazı somut adımların atılmasında diretiyor olmasından kaynaklanıyor.

IMF heyetinin iddiasına göre, devletin muhtelif bölge ve sektörlere yönelik teşvikleri ile vergi istisna ve indirimleri, hem kamu bütçesinde deliklere sebep olmakta, hem de uygulamada öngörülen amaca hizmet etmemektedir. Teşviklerin bütçe giderlerini arttırdığı doğru olmakla birlikte, teoride vergi istisna ve indirimlerinin, özellikle yeni yatırımlarda, vergi gelirlerini azalttığı yolundaki iddia, en azından bilimsel açıdan test edilebilir değildir. Yapılmamış ve teşvik olmazsa belki de girişilmeyecek olan iktisadi bir faaliyetin tahakkuk etmemiş vergisini kayıp olarak nitelemek, bizim Şark aklımızın alabileceği bir şey değil. Tabii olarak uygulamada vergi istisna ve indirimleri, teoriden öte maliyetlere sebep olabilmekte. Bu tip uygulamalar, yatırımların sektörler arasında kaymasına ve özellikle anlamlı bir denetimin sağlanamadığı durumlarda teşvikin amacına uygun olmadığı alanlarda kullanılmasına sebep olabilmekte. Tabir caizse, kazancını vergiden kaçırmak isteyenler için vesile çıkmış oluyor. Ancak, kafası hinliğe çalışanlar var diye, bu uygulamaların üzerine tek kalemde çizgi çizmek de çok anlamlı bir yaklaşım değil. Bugün birçok iktisatçı, vergi indirimleri ve istisnalarını, normal mali destek ve sübvansiyonlardan çok daha anlamlı bir teşvik aracı olarak görüyor.

Öte yandan, teşvik ve indirim sisteminin amacına ulaşmadığı yönündeki iddia da desteğini tamamen yanlış uygulamalardan almaktadır. İç ve dış ekonomik dinamiklerin dikkate alınmadığı, yatırım sonrası planlamanın yapılmadığı ve temel performans ve izleme kriterlerin tesis edilmediği, denetim mekanizmasının anlamlı bir şekilde kurulmadığı bir ortamda, yatırım teşvikleri tabii ki murat edileni veremeyecektir. Çorum'da bir ara yumurtacılık alanında sağlanan yatırım teşvikleri sebebiyle bölgede, şehrin kokusunu değiştirecek kadar çok tavuk çiftliği kurulmuştu. Yukarıda bahsi geçen gerekçeler hazır olduğundan bunların birçoğu zaten işletilmemek üzere kurulmuştu. Yaptıkları yatırımın samimi olarak arkasında duranlar ise artan yumurta arzını takip eden fiyat düşüşleri sebebiyle kar marjlarını idame ettirememiş ve bir müddet sonra kapılarına kilit vurmak durumunda kalmıştı. Bu örnek, teşvik sisteminin nasıl kurulmayacağını gösteren bir örnek, teşvikin bizatihi kendisinin kötü olduğunu ortaya koyan değil.

Dahası IMF'in yerdiği teşvik sistemi, bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile ciddi bir şekilde uygulanmakta. Bundan tabii bir durum da olamaz herhalde. Devlet dediğimiz kurum, eğer sıradan bir üst kurulun denetleme ve düzenleme işlevlerinden öte bir görev icra edecekse, tabii olarak bölüşümü etkilemeye çalışacak, piyasaların eksik kaldığı noktalarda ekonomik gelişmeye yön verecektir. Yine tabiatı gereği, bunu kendi veya demokratik bir anlayışın tamamen hakim olduğu bir ortamda, seçmeninin siyasi tercihlerine göre yapacaktır. Sonuçta, kendi inisiyatifinde bulunan bütçe aracılığıyla belli bazı sektörlere ve kesimlere transferler yapacak, altyapı yatırımlarında bulunacak veya teşvik verecektir. Hükümetlere bu hakkı vermezseniz, demokrasinin de bir anlamı kalmayacaktır. Zira, aksi takdirde, devlet kanunla belirtilmiş kurallara uyan bürokratik bir yapıya dönüşecektir.

Bugün reform yapmak isteyenler, vergi sisteminin teşvik ve vergi istisnaları gibi teferruatını değil vergi anlayışının genelini mercek altına yatırmalıdır. Ancak öyle anlaşılıyor ki, IMF'in temel yaklaşımı, vergi sisteminin ıslahından ziyade, kamu bütçesindeki faiz dışı tüm delikleri kapatmak. Sağ olsunlar, böylece burun deliklerimizi de sıvayacaklar bu gidişle. Nefes alabilmek için rantiyeci mi olmak lazım yoksa?


14 Ekim 2003
Salı
 
MELİKŞAH UTKU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED