|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'de iyi şeyler oluyor. Genelkurmay başkanlığında düzenlenen basın brifinginde, Harekât Başkanı Korg. Metin Yavuz Yalçın'ın, Irak'a gönderilecek askerlerin konuşlanacağı yer hakkında bilgi sunarken, "Bu konudaki kararı hükümet verecek" demesi bu iyi şeylerden biri. Asker, aksini de hiç yadırgamayacağımız bir davranışla, kendi ilgi alanına giren bir konudaki kararı sivil otoriteye bırakıyor... Ancak, bazı kötü alışkanlıklar da devam ediyor. Aynı brifingde, 2. Başkan Org. İlker Başbuğ, önceden hazırlandığını da söyleyerek, YÖK Yasası ve meslek liseleriyle ilgili yeni düzenleme konularında görüş açıkladı. Oysa, bilindiği gibi, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmaya aday demokratik bir ülkede, yasama ve yürütmeyle ilgili konular askerî otoritenin ilgi alanı dışında kalmak zorunda... Türkiye'nin bir gecede Avrupalı bir demokrasiye dönüşmesini bekliyor değiliz. Demokrasinin kendisi uzun ve zorlu mücadelelerin ürünüdür ve her ülkeye girişi ve yerleşmesi zahmetli olmuştur. Kimse kimseye hak ve özgürlükleri bağışlamaz; Avrupa ülkelerine, demokrasi, bayağı çetin mücadelelerin -hatta savaşların- sonunda yerleşmiştir. Türkiye'de durum bu yönden farklı. Demokrasi bize de bir savaş sonrası geldi, ama biraz garip bir biçimde. İkinci Dünya Savaşı'na gâlipler safında son anda katılan Türkiye, o sırada oluşan yeni dengelerde hür dünya ile birlikte hareket etmeye başladı. Çok partili demokratik düzen o dönemin eseridir. Düzenin kanallarını genişletmek için bir mücadele verilmesi gerekti; ancak her mücadele sonunda bir müdahaleyle kesildi. Bu yüzden yanlışlara fazlaca açık, kırılgan bir demokrasimiz var. "Türkiye'de AB üyeliği sevdasında kusurlu demokrasiden kurtulma arzusunun payı ne kadardır?" sorusuna cevap teşkil edecek oranı tam bilmesek de, hiç de azımsanmayacak sayıda insanın sadece bu sebeple AB üyeliğine sıcak baktığını tahmin edebiliriz. Halk, hatta siyasîler, dış etkilerle gelmiş ve kısıtlarını içinde taşıyan kusurlu demokrasiden tam demokrasiye geçişin anahtarı olarak görüyor AB'yi... AB gibi hayatî önemde ve ülkenin gelecek rotasını belirleyecek bir konuyu tek bir mülâhazaya indirgeyen eksikliğimizi doğru dürüst tartışamıyoruz bile. Eksikliğimizin pek çok sebebi var da, en önemlisi asker-sivil ilişkilerinin doğru bir düzleme bir türlü oturamaması, kuvvetler ayrımı ilkesinin bütün gerekleriyle yürürlükte tutulamamasıdır. İktidarı ve muhalefetiyle, siyasîler, konuları hiçbir baskı altında kalmaksızın tartışabilse, sağlıklı bir siyasî ortamın ürünü olan kararlarını iktidar sorumluluğunun bilinciyle hayata geçirebilse, herhalde geçmişteki birçok hatadan ülke korunabilirdi. Siyasîlere hata yapma hakkı tanımayan bir düzende hatasız iş yapabilmek çok zordur. Bu kuralın en belirgin örneği, siyaseti ve iktidarı sürekli vesayet altında bulunan Türkiye'dir... Demokrasilerde, halk, bildiği doğruları hayata geçirmesi için partileri iktidara taşır; yanlış yaptığını, ya da kendisini aldattığını anladığında da onları alaşağı eder. Geçmişte iktidarda bulunan siyasîlere faturası çıkartılmış hataların ne kadarının aslında o siyasîlerin kendi eseri olduğunu biliyor muyuz? Bugünkü acınası halimizde, siyaset ortamını baskı altında tutan medya ve bürokrasi işbirliğinin payı siyasîlerden daha mı az? Ülkemizdeki bilim düzeyi somut bir örnek... YÖK ve TÜBİTAK üzerine patlayan son tartışmalar, eğitim alanının siyasîler için 'yasak bölge' olduğunu açığa vurdu; oysa bilim alanında ülkemizin esamisi okunmuyor, Nobel ödüllerinde Türk bilimadamları akla gelmiyorsa, bundan, en başta YÖK ve TÜBİTAK gibi kurumlar sorumlu... Sivilliğini koruyabilmiş müzik ve spor gibi alanlarda başarılı oluyorsak bunu siyasîlere borçluyuz... YÖK ve TÜBİTAK gibi kurumların eseri olan bilim dünyamızdaki geriliğin sorumluluğunu kime yükleyeceğiz peki? Irak'a gönderilecek askerlerin hangi bölgede konuşlandırılacağı askerî bir konudur ve o konudaki kararda Genelkurmay'ın görüşü mutlaka dinlenmelidir. YÖK ve TÜBİTAK gibi kurumlar ve üniversiteye girişte meslek liselerine uygulanacak puanın ne olması gerektiği konusunda ise, sorumluluk sivil otorite olan hükümete aittir...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |