AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Paşa, önce 'ölüm tarlaları'na gidecek gençleri anlatmalı

Hükümetin meslek liselerine üniversite sınavlarında "eşitlik" getirmeyi amaçlayan tasarısı herkese dert oldu. Genelkurmay İkinci Başkanı'ndan TÜSİAD'a, bir türlü halkın talepleriyle barışamayan "skolastik" düşünceli CHP'den Gürüz'ün "kışla" zaptiyelerine kadar herkes konuşuyor. Bir "Umumi Tuvaletçiler Derneği" kaldı görüş bildirmeyen. Bence onlar da fikir beyan ederlerse ülkenin bütünlüğü ve Cumhuriyet'in bekası için hayırlı bir iş yapmış olurlar!

Gördüğünüz gibi, gencecik insanların umutları, hayalleri ve gelecekleri üzerine ilgili ilgisiz herkes görüş beyan ediyor, hatta gaza gelip kendini tutamayanlar biraz da "rejimi koruma" nutku atıyor. Ama kimse, İmam-Hatiplerde, ticaret liselerinde, sanat enstitülerinde okuyan öğrencilere reva görülen adaletsizliği nedense bir türlü görmek istemiyor.

Peki bu insanlar, bu ülkenin, bu Cumhuriyet'in çocukları değil mi, onlar vergilerini vermiyorlar mı, yoksa askerliklerini Pentagon'da mı yapıyorlar?

Kim ne derse desin, bunun adına ayrımcılık, hatta "bölücülük" denir. Oysa biz biliyoruz ki, bize öğretilen Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir ve de kendi vatandaşları arasında "ayrımcılık" yapmayı reddeder.

Doğrusu, Genelkurmay İkinci Başkanı Org. İlker Başbuğ'un İmam-Hatiplerle ilgili açıklamalarını okuyunca merak ettim. Acaba Cumhuriyet'in "temel ilkeleri"ni paşalarımız değiştirdi de bizim mi haberimiz olmadı diye. Olur ya, "Türkiye Cumhuriyeti'nde bazı vatandaşlar daha fazla haklara sahiptir" gibi yeni bir ilke ihdas edilmiştir de bizim haberimiz olmamıştır...

Sayın Paşamız diyor ki, "İmam-Hatipler yılda 25 bin mezun veriyor. Öğrenci sayısını artırma çabalarını hiç anlayamıyoruz." Doğrusu ben de anlayamıyorum, daha fazla gencin okumasının neresi kötü? Daha fazla Türk genci Cumhuriyet okullarında okuyunca devletin bekası tehlikeye mi giriyor?

Böyle şey olur mu, böyle bir ülke olabilir mi Allahaşkına. Türk çocuklarının Cumhuriyet'in okullarında okumasından ürken bir zihniyet olabilir mi?

Şimdi Türkiye, "Irak'a asker gönderme" gibi son derece kritik bir kararın arefesinde bulunuyor, ancak nedense sayın Paşamız kendisine bağlı olmayan bir kurumun, yani Milli Eğitim Bakanlığı'nın icraatlarıyla ilgili derin açıklamalarda bulunuyor. Doğrusu, demokrasiye inanan birisi olarak Paşa'nın açıklamalarını ülke savunmasıyla irtibatlandırmakta son derece güçlük çekiyorum. Eğer yanlış bilmiyorsam, demokratik toplumlarda askerler eğitimle değil, savunma konularıyla ilgilenirler.

Keşke, sayın Org. Başbuğ, Irak'taki Amerikan işgal güçlerine yardım için "ölüm tarlaları"na sürmeye hazırlandığımız 10 bin gencimiz için de bir şeyler konuşsaydı. Zira, şimdiden yürekleri korkuyla çarpan anneler, neden oğullarının "savaşın efendileri" için Irak'a gitmesi gerektiğini merak ediyor.


15 Ekim 2003
Çarşamba
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED