|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Anadolu insanının yoksulluğu büyük ölçüde kadınların el becerileri, girişim gücü ve gelişmelere uyum sağlama yeteneğinin ekonomik ve kültürel hayata yansıtılamamasından kaynaklanır. Toplumun üretici gücünün yarısını oluşturan hanımların ekonomik, sosyal ve kültürel hayatın dışında kalmaları, bir yandan ülkeyi yoksullaştırırken, diğer yandan da eğitimde çoraklaşmaya yol açıyor. Türkiye'de kadınların el üretimlerini pazarlara taşıyacak kanalları açmadan, yoksullukla birlikte eğitimsizliğin de üstesinden gelmek mümkün olmaz. Çünkü el becerisi ekonominin ana dinamiğidir. Alvin Toffler'in "Üçüncü Dalga" isimli kitabında ayrıntılı olarak anlattığı gibi, "Sanayi Toplumu"nda parçalanan ve dağılan aile "Bilgi Toplumu"nda yeniden ekonomik, sosyal ve kültürel hayatın odak noktasına yerleşiyor. Artık faaliyet konusu ne olursa olsun, beyaz eşyadan hazır giyim sektörüne kadar pek çok alanda ürünlerin parçalarının çoğunun evde üretimi fabrikada üretiminden daha hesaplı oluyor. Önümüzdeki yıllarda el ürünleri yanında sanayi ürünlerinin önemli bir kısmı da evlerde üretilecek. Anadolu'da evler küçük üretim atölyelerine dönüşecek. Yıllardan beri Türkiye'de yoksulluğun giderilmesi için, bütün gücüyle çalışan Hanımlar Eğitim ve Kültür Vakfı (HEKVA), Kadın El Ürünleri Projesiyle (KÜP) Anadolu kadının el emeği ve göz nuru ürünlerini kırka yakın sivil ve kamu kuruluşunun katılımıyla, özel olarak oluşturulmuş "Kadınların El Ürünü Pazarları"na taşıma yolunda attığı önemli adımlarla, kısa zamanda gerçekleşecek büyük rüyalar görmektedir. (Proje hakkında bilgi HEKVA 0212/530 45 44 ve 632 69 76-77'den alınabilir.) HEKVA sözkonusu KÜP'le geçmişte, gösterişten uzak, ancak hayatın içinde, toplumun yolunu açan Anadolu kadınının, el ürünlerini kendi elleriyle pazarladıkları "özel hanım pazarları" geleneğini de tekrar canlandırmayı amaçlıyor. Üreticiler ile tüketicilerin de hanımlar olduğu pazarlar, ekonomiyle birlikte aileleri de güçlü kılıyordu. Toplumun örgütlenmiş en küçük birimi olan aile, ekonomik yapının olduğu kadar kültürel dokunun da temel taşıdır. Ailenin çöktüğü bir toplumda hiçbir kurum ayakta kalamaz. Bir toplumda bütün kurum ve kuruluşlar gibi, tükettiklerinden daha çok üretmeyen aileler kendileriyle birlikte ülkelerini de yoksullaştırır. Türkiye'de faaliyet gösteren özel ve kamu kuruluşlarının çoğunluğunun üretimleri tüketimlerini karşılamadığı için, ülke her yıl biraz daha yoksullaşıyor. Yoksulluğun kaynağını kurutmak için aile geçmişte olduğu gibi, yeniden ekonomik, sosyal ve kültürel hayatın merkezindeki yerini almalıdır. Üretim gibi, pazarlama da ticari kuruluşların olduğu kadar kar amacı gütmeyen gönüllü örgütlerin de ana sorunudur. Bütün kurum ve kuruluşlar, hedef pazarların seçilmesi, kalitede belirli bir seviyenin yakalanması ve uygun satış fiyatının belirlenmesi sorunlarıyla karşı karşıyadır. Gönüllü kuruluşlar da gelirlerinin giderlerini karşılayabilmesi için pazarlama ve tanıtım tekniklerinden yararlanmak zorundadır. Ürünler gibi, düşünceler, tecrübeler, mekanlar ve vakıflar da pazarlanabilir. Pazarlama her zaman kar amaçlı değildir. Hafta başında HEKVA'nın kurucu yönetici ve gönüllü çalışanlarıyla, KÜP çevresinde girişimci hanımların üretim, finansman, pazarlama ve örgütlenme sorunlarını tartıştık. Onlar, KÜP'ün Anadolu'nun birçok şehir ve kazasında yerel yönetim gönüllü kuruluşların desteğiyle hep birlikte başlayıp, geliştirilmesini bekliyor. HEKVA Anadolu insanının gönlünde yatan arslanı uyandırmak için "Bir dükkanla çarşı olmaz" diyerek, bütün hanımları ürün, hizmet ve bilgi üretmede yanlarında görmek istiyor. Alıcısı olmayan ürün, hizmet ya da bilgi pazardan daha çok müzeye yakışır. Anadolu "pazar bizimdir" diyor. Paylaşılmayan bilgi gibi, paylaşılmayan kazanç da büyümez.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |