AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Döviz kuru ve enflasyon

Açık ekonomilerde döviz kuru ile enflasyon arasında belirli oranlarda doğrusal bir ilişki mevcuttur. Dövizin fiyatı yerli para birimi cinsinden arttığında fiyatlar genel seviyesi de artış eğilimine girer. Buna karşılık dövizin fiyatı düştüğünde, bir başka ifade ile yerli para birimi değerlendiğinde fiyatlar genel seviyesi düşmeye başlar.

Açık ekonomiden, mal ve sermaye hareketleri önemli ölçüde serbestleştirilmiş ekonomiler kastedilmektedir. Bu değerlendirme çerçevesinde Türkiye dış dünya ile olan ilişkilerinde büyük oranda libere edilmiş açık bir ekonomiye sahiptir.

Dövizin fiyatı ile enflasyon arasındaki doğrusal ilişkinin nedeni kolayca ortaya konulabilir. Dövizin fiyatı yükseldiğinde bu yükseliş ithal malların fiyatlarına hemen yansır. Doların fiyatı 1.400.000 TL iken ithal edilen ve 20 dolarlık maliyeti bulunan bir ayakkabının iç piyasadaki fiyatı, kar hariç, 28 milyon lira iken, doların fiyatı 1.600.000 TL olursa 32 milyon liraya yükselecektir.

Döviz kurunun yükselmesi durumunda ithal edilen tüm mal ve hizmetlerin fiyatı ayakkabı örneğinde olduğu gibi yükselecektir. Dövizdeki yükselmenin hangi oranda ithal edilen mal ve hizmetlerin fiyatlarına yansıyacağı büyük oranda talebin yapısına bağlıdır. Döviz kurunun artışı nedeniyle ithal mallara olan talepte bir değişim olmadığı taktirde, dövizdeki artış oranı aynen ithal malların fiyatlarına yansır. Bu durumda eğer doların fiyatı % 10 oranında artmışsa ithal edilen ayakkabının fiyatı da % 10 oranında yükselir.

İTHAL MALLARINA OLAN TALEP AZALIR

Sınırlı sayıdaki malların dışında ithal edilen mallar için talebin fiyat elastikiyeti esnektir. Yani fiyatı yükseldiğinde talep azalır, fiyatı düştüğünde talep artar. Döviz kurundaki artış nedeniyle ithal mallarının yerli para birimi cinsinden fiyatı arttığında talebinde azalma meydana gelir. Talepteki söz konusu azalma, ithal mallarının fiyatının döviz kurunun artış oranından daha düşük bir oranda artması sonucunu doğurur. Bunun anlamı, ithal mallarının döviz cinsinden fiyatlarının düşmesi demektir. Aynı zamanda ticaret hadlerinin ilgili ülke lehine dönmesi anlamına gelir.

Döviz kurundaki artışa paralel olarak talebin düşmesi nedeniyle ithal mallarının döviz cinsinden fiyatındaki azalma, kar marjlarının aşağıya çekilmesi suretiyle telafi edilir.

Döviz kurunun yükselmesine bağlı olarak fiyatlar genel seviyesindeki artış ekonomideki beklentileri de değiştirir. Enflasyon oranının artmaya başlaması, reel faiz oranlarının seviyesini koruyabilmek için nominal faiz oranlarının yükselmesi sonucunu da doğurur ve kısır bir döngüye girilir.

DÖVİZİN DÜŞMESİ

Dövizdeki düşüş ise aksi yönde etkiye sahiptir. Yani ithal mallarının yerli para cinsinden fiyatında azalma ortaya çıkar, ithal mallarına olan talep artar. Talepteki artışa bağlı olarak ithal malların döviz cinsinden fiyatı da yükselir ve dış ticaret hadleri aleyhe döner.

Bu noktada IMF orijinli politikalarda enflasyonla mücadelenin en önemli aracının dövizin fiyatının düşürülmesi ve yerli paranın değerlenmesi olduğunun vurgulanması önem arz etmektedir. IMF tarafından desteklenen para ve kur politikaları uygulandığı bütün ülkelerde bu şekilde realize olmuştur. Hiç kuşkusuz iç talebin düşürülmesi veya kontrol altına alınması da enflasyon oranının yükselmesini engelleyen faktörlerden ikinci öneme sahip olanıdır.

Dövizdeki düşüş sadece ithal mallarının fiyatını aşağıya çekerek enflasyon oranının kontrol altına alınmasını sağlamaz. Özellikle Türkiye gibi dolarize olmuş ekonomilerde fiyatı dolar cinsinden izlenen mal ve hizmetlerin fiyatlarında da benzer etkiye sahiptir.

Temel görevi fiyat istikrarını sağlamak olan merkez bankaları doğal bir tepki olarak dövizin fiyatının aşağıya çekilmesinden yanadır. Bahsedilen gerçek ülkemiz için de geçerlidir. Son 10 yıldaki kur politikaları mercek altına alındığında T.C Merkez Bankası'nın bu eğilimi çok net bir şekilde görülecektir.

Döviz kurunun düşürülmesi suretiyle enflasyon oranında meydana gelen azalmaların geçici olduğu ve özellikle cari işlemler dengesi üzerinde oluşan baskı sonucunda dövize olan talebi kaçınılmaz olarak artırdığı ve döviz kurunun yükselmesinden sonra enflasyon oranını da artırdığının unutulmaması gerekir.

FİYATLAR HANGİ ORANDA ETKİLENİR?

Cevaplandırılması gereken önemli soru, dövizdeki yükselmenin enflasyon oranını hangi oranda etkilediğidir. Bu sorunun cevabı ithalatın milli gelir içindeki payına göre değişir. Eğer, ithalat milli gelir içinde büyük paya sahipse fiyatlar genel seviyesi döviz kurunun değişiminden daha büyük oranda etkilenir.

Genelde, gelişmekte olan ve belirli ölçülerde dolarize olmuş ekonomiler için bu oranın % 30-50 arasında değiştiği kabul edilmektedir. Üst seviyelerde dolarize olmuş ülkemiz için % 50 oranının alınması hatalı olmayacaktır.

Dalgalı kur rejimlerinde teorik olarak döviz kurunun random olarak aşağı ve yukarı hareketine izin verildiği için kurdaki istikrarsızlık aynı şekilde içerdeki fiyatlara ve enflasyon oranına yansır. Yani fiyatlar genel seviyesinde istikrarsızlığa neden olur. Dalgalı kur rejiminde, kurdaki değişimler gecikmeden fiyatlara yansıdığından enflasyon oranlarındaki hareketlilik ve dalgalanma sık aralıklarla ortaya çıkar.

Bu konuya, gelişmekte olan ülkelerdeki döviz piyasalarının özellikleri de irdelenecek şekilde önümüzdeki hafta devam edeceğiz.


20 Ekim 2003
Pazartesi
 
NURETTİN CANİKLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED