AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

K Ü L T Ü R
Bir arayış şiiri

Ömer Çaha. Şair, siyaset bilimci.. 1964'de otlu peynir kokulu bir toprakta, Van'ın Erciş ilçesinde doğdu. Bilkent Üniversitesi'nde siyaset bilimi alanında doktora yaparak aynı alanda doçent oldu. Fatih Üniversitesi'nde Kamu Yönetimi Bölüm Başkanlığı yapmakta olan Çaha, genel olarak sivil toplum, demokrasi, Türkiye'nin siyasal yapısı, kadın hareketi, küreselleşme, devlet gibi konular üzerine yoğunlaşan çalışmalarıyla dikkati çekti. Biri yabancı dilde, altısı Türkçe olmak üzere yedi düşünce eseri var. İlk şiir kitabı olan "Mevsimin Adı Barış" Lotus Yayınları arasından çıktı. "Mevsimin Adı Barış" düşüncenin, yüreğin imbiğinden geçerek vardığı düşsel boyutun adıdır. Ya da, akıl ve idrakin hissel platformda estetize ediliş hali.. Belki de dünya görüşlerinin duygu hallacından geçirilerek yapışan, kurumlaşan ve kulvarlaşan taşlaşmışlığını silkeleyerek düşüncenin lif lif hale getirilme biçimi... Düşüncenin duygularla inceltilerek okuyucunun dimağına yedirilişi.. "Mevsimin Adı Barış' bir bakıma var olan yüzüyle şairi sonsuz boyutun zirvelerine tutundurup 'ideal' düş biçimini alıncaya dek imgelerle kendini dövdürmesidir. Duygu ve düşüncenin zifafa erdirilerek bir bütün haline getirilmesi. Bir yöne akan iki iç derinliğin aynı noktada birbirine gark olurken köpürdüğü yerden sıçrayan bir imge esintisi. Şekilsiz bir biçimin renksizliğini şiir renkleriyle gökkuşağına çevirip asumana germesi ve düşüncenin katı kuramlar içerisindeki gölgelerini somut tutunumlara çevirmesidir.

  • MEHTAP GÜR / mehtapgur@yahoo.com
    Mevsimin Adı Barış, bir bakıma 39 yaşına kadar benliğinizde saklı gölgede kalan yüzünüzün, düşüncenin katı kuramları arasından fışkıran bir dışa vurumu gibi. Peki, düşünür Ömer Çaha'nın gölgesinde varlığı sezilmeyen şair Ömer Çaha daha önceleri nerelerdeydi?

    Kendi gölgesinde. Ya da bilimsel çalışmalarıyla örülmüş kendi dünyasında. Galiba her şeyin bir zamanı var. Şiirlerimin gün yüzüne çıkması için de bir zamana ihtiyaç vardı. Onların, ya da belki de benim yeterince olgunlaşmam için. Sanıyorum zamanı gelince bu tarafım ortaya çıkmış oldu. Ben zamanı fazla acele etmeden tüketirim. Onun için 39 yaş, benim için tükettiğim zamanın, soluduğum havanın ilk basamakları gibi.

    Bu kitap bir şey değil, belki de her şey.. Tek tiplilik, belirleyici bir standartlaşma, bir norm, bir tekrar, bir benzeşme, salt klasik veya hep yenilik arayanları oldukça şaşırtacak. Şiirinizde sürü dışı hareketlenmeler dikkat çekiyor, yanılıyor muyum?

    Sürü dışı hareketlenmeler.. Bu doğru bir tespit. kitabın arayışını sürdürdüğü şeylerden biri sıra dışılık, sizin deyiminizle sürü dışılık. Merihli Bir Adam derken aslında tam da anlatmaya çalıştığım şey galiba bu. Hiçbir yeri, yurdu, evi, barkı, cemaati, meşrebi olmayan, ya da çok olan bir adamın arayışı.

    Kitapta, kötürümleşmiş düşlerin sözcük aralarına şiirin sonsuz soluğunu üfleyerek tek his hareketiyle ayağa kaldırıyor. Kendi hareketi içerisinde çarmıha gerilmiş düşünce durağanlıklarının avuçlarındaki paslı çivileri 'Roma'nın üzerine yürüyerek' söküyor ve düşünceyi küresel alanda özgürleştirerek aktivite kazandırıyorsunuz. Buradan hareketle, 'kardeşlik şarkısı' sınırları sökülmüş bir dünya düşünüzün dışa vurumudur diyebilir miyiz?

    Doğru. Fevkalade güzel bir tespit. Görkemli Yunan ve Roma medeniyetleri, İslam medeniyeti, tarih içinde kurulan devletler... Bunların tümü geçiyor, zamanla. Kalıcı, en kalıcı şey "beşeriyet"in kendisidir. Ve beşeriyet aslında aynı cevherin farklı renklere, derilere, dillere bürünmesinden başka bir şey değil. Bu yönüyle Mevsimin Adı Barış, zaten evrensel bir olgudan hareket ediyor ve vardığı yer de orası oluyor doğal olarak. Farklı bedenlerde olmalarına rağmen aynı öze sahiplik, kardeşlik şarkısıyla ifade ediliyor galiba.

    Düşünce kalıpları sanki sorgu sandalyenizde. Çözüm önerme noktasındaki durağanlığınız şiirlerinizde derin postmodernizm izleri bırakıyor, bunu nasıl açıklıyorsunuz?

    Postmodern izler söz konsusu olabilir. Bazı şiirler böyle bir görüntü veriyor. Ama Mevsimin Adı Barış zaten bir arayış kitabı aslında. Cevapları olmayan ve yumak yumak soruları bulunan.. Nelerin olmaması gerektiğini haykırıyor, yani yanlış olanları. Olması gerekenleri ise öznelerin kendilerine bırakıyor. Aslında vazgeçmediği bazı değerler var: Akıl, aşk, sevgi, asalet vs. Herbirini okuma biçimi kişilere göre farklı olsa da, şiirlerimde bunların altını kalın hatlarla çiziyorum.

    Aşkı yer yer dünya görüşünüze yontarak farklı bir bakış açısıyla biçimlendirdiğinizi gözlemliyoruz. Bu aşka yeni bir bakış açısı getirme çabası mı?

    Yok, hayır, böyle bir çaba değil. Yeni bir bakış açısı getirmekten çok, durduğum yerden bir bakış. Aşk, her yerde ve zamanda aynı. Ancak onu yaşama biçimimiz, deneyimlerimiz, şartlarımız farklı olabiliyor. Önemli olan nerede duruyorsanız durun, duruşunuzu aşkla yoğurmaya çalışın. Mesleki kişiliğinizi, düşüncelerinizi, dünyadaki yerinizi, aşk ile yoğurmak. Bir inşaat işçisi iken ördüğünüz, yorgun argın halinizle, çatlamış ellerinizle, büzülmüş belinizle ördüğünüz duvarın harcına aşkı katabiliyorsanız, bu sizi kamil manada insan yapmış demektir. Önemli olan bu. Benimkisi de böyle bir çaba galiba. Sahile vurmuş yengeç leşine aşkla bakabilme önerisi benimki...

  •  
    Oryantalizm'in yazarı EDWARD SAİD ÖLDÜ
    Batı'nın doğu üzerindeki entelektüel hegemonyasını deşifre eden eserleriyle tanınan Filistinli Profesör Edward Said lösemi tedavisi gördüğü New York'taki bir hastanede vefat etti. Türkiye'de ilk olarak Oryantalizm adlı eseriyle tanınan Profesör Said 67 yaşındaydı.
    Ormanın kuralı şehre uyar mı?
    Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve Yapı Kredi işbirliğiyle gerçekleştirilen "ŞehirOrman" İstanbullu izleyicileriyle buluşuyor. Dünya prömiyeri 5 Mayıs'ta Ankara Opera Sahnesi'nde, İstanbul galası 22 Mayıs'ta Mydonose Showland'de yapılan dans gösterisi bugün ve yarın AKM'de sahne alacak. Rudyard Kipling'in Jungle Book adlı eserinden uyarlanan, çağdaş sanat yoluyla bir eğitim ve iletişim projesi olarak hayata geçen ŞehirOrman, belki de tüm dünyada varolan, ancak Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin geleceğini tehdit eden sosyolojik sorunlara değinmekte. Ormanın ve şehrin kanunları birbirine ne kadar benzer sorusu üzerine giden 2 perdelik oyunun reji ve koreografisi Beyhan Murphy'e, müzik yönetmenliği Mercan Dede'ye ait. Oyunun misafir sanatçıları ise Athena ve Cüneyt Özdemir.
    YAZI ATÖLYESİ AÇILIYOR
    Türkçe'yi güzel bir şekilde kullanarak doğru yazma eğitimi vermeyi amaçlayan "Yazı Atölyesi", Ekim ayında açılıyor. Bakırköy Caferağa Sanat Merkezi'nde açılacak kurs 12 hafta sürecek ve katılımcılar, araştırmacı yazar Ümit Şimşek rehberliğinde araştırma teknikleri; Türkçe'nin doğru ve etkili kullanımıyla ilgili teknik ve yöntemler; imlâ mantığı ve kuralları gibi konularda teorik ve pratik bilgiler alacaklar. Bilgi tel: 0 212 660 29 58
    33 YILLIK GELENEK SÜRÜYOR
    Özellikle geleneksel sanat kursları ile tanınan Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı'nın yeni dönem kursları Ekim'den itibaren başlıyor. 33 yıldan beri mûsiki, tezhip, hat sanatı, Türk Sanat mûsikîsi, diksiyon, arûz ve Osmanlı Türkçesi, gibi kursları ile diğer kurumların faaliyetlerine bir öncülük yapan Kubbealtı, 4 Ekim'den itibaren kurslarını başlatacak. Bu yıl ilk kez konulan arûz dersini Prof. Orhan Okay verecek. Bilgi tel: 0 212 516 23 56
    26 Eylül 2003
    Cuma
     
    Künye
    Temsilcilikler
    Abone Formu
    Mesaj Formu
    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Dizi | Karikatür | Çocuk

    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED