AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
Türkiye'nin önündeki 'cüppeli tehlike'

Vay vay vay... Üniversite rektörlerimiz hedef büyüttüler. Üniversiteleri adeta bir ideoloji merkezine çeviren Gürüz ve avanesi, şimdi de Başbakan Erdoğan'a Menderes'in akibetini hatırlatarak, gerektiğinde bu ülkede neler yapabileceklerini açık açık dillendirmeye başladılar.

Yeni YÖK Yasası çerçevesinde başlayan tartışmalar giderek bir kavgaya dönüşüyor. 12 Eylül darbesi sonrasında "kışla düzeni" mantığı ile oluşturulan YÖK kurumu, "yarı askeri" düzenden demokratikleşmeye geçmemek için adeta savaş başlatmış durumda. Bütün özgürlük açılımlarına karşı büyük bir kin ve nefretle bakan Gürüz'ün adamları, içinden doğdukları darbe dönemlerinin bütün argümanlarını da kullanarak Türkiye'yi tehlikeli bir "kutuplaşma" macerasına sürüklemek istiyorlar.

Öyle ki, Başbakan Erdoğan'ın yeni YÖK Yasası'yla ilgili kutuplaşma ve toplumsal gerilimi artıcı eleştirilere karşı verdiği cevaplar bile neredeyse bir savaş nedeni olarak algılanabiliyor. Lütfen Erdoğan'ın Kastamonu'da yaptığı konuşmadaki şu sözleri dikkatle okuyalım ve "kara cüppeliler"in neden "savaş baltaları"nı çıkardıklarını anlamaya çalışalım:

"Hükümeti edebe sığmayacak şekilde eleştirme yetkisini kendisinde bulan rektörler var. Aldığımız edep onlara aynı dille cevap vermeyi engelliyor. Rektör olmak, insanlara edep dışına, adap dışına çıkma yetkisini vermez. Biz bir şeye söz verdik ve sözümüzde duracağız."

Rektörlerin, bana göre Başbakan'ın biraz da fazla nezaketli üslubundan neden bu kadar alınganlık yaptıklarını, hatta işi bir rejim sorununa dönüştürmeye heveslendiklerini anlamak gerçekten mümkün değil. Hele Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Alıcı'nın, "Hepimiz Kubilay olmaya hazırız" şeklindeki "nefret" kokan sözleri var ki, dehşet verici.

Bu nasıl bir kindir ki, Türk halkının vergileriyle ayakta duran bir üniversitenin eli baltalı rektörü toplumsal bir çatışma özlemiyle yanıp tutuşabiliyor. Sayın rektör de bilmeli ki, bu ülke toplumsal çatışmalardan, ideolojik kavgalardan büyük acılar çekti. Ve unutulmamalı ki, bu topluma düşecek bir ateş hepimizi yakar.

Bazı rektörlerin yeni YÖK Yasası'nın eleştirmek bahanesiyle, Türkiye'nin gündemine "kanlı" tartışmaları ve "Menderes imaları"nı taşımaları gerçekten büyük bir talihsizlik. Bilimin ve özgürlüğün merkezi olması gereken kurumların başındaki insanların, bazı yakışıksız imalarla topluma korku ve dehşet saçtığı nerede görülmüş Allahaşkına? Dünyanın hangi demokratik ülkesinde üniversite rektörleri, bilimsel kimlikleriyle değil, savaşçı kimlikleriyle ön plana çıkıyor?

Kim bunlar, siyasal iktidarı eleştirirken bile "Menderes'in akibeti"ni ima eden bir üniversite rektörü olabilir mi?

Maalesef, AB yolundaki Türkiye'nin önünde toplumu dehşete düşüren "cüppeli tehlike" var. İşte tam da bu yüzden, yani üniversiteleri "kışla"ya çeviren örümcekli zihniyet yüzünden YÖK Yasası mutlaka değişmelidir.

Anlaşılan o ki, AB takviminin hızla işlediği bugünlerde Türkiye'yi zorlu günler bekliyor. Çünkü otoriter ve antidemokratik yapının bekçileri, demokratik ve "açık toplum"a kolay uyum sağlayamayacaklar. Önümüzdeki günlerde siyasal iktidara ve bizzat Başbakan'a "idam sehpası" imaları yapan bazı açıklamalar duyarsak hiç şaşırmayalım.


26 Eylül 2003
Cuma
 
MEHMET OCAKTAN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED