AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Albaraka Türk

Y A Z A R L A R
"Bir kısım Avrupa" neye şaşırdı!..

Her geçen gün, atılan her adım, rahmetli Turgut Özal'ın deyimiyle Avrupa Birliği'nin "uzun ince bir yol" olduğunu daha net bir şekilde gösteriyor. Özellikle, menzile yaklaşıldıkça yeni ve öncekilerden farklı nitelikte problemler ortaya çıkıyor. Yani, yollar daha karmaşık ve tehlikeli hale geliyor. Türkiye üzerine düşenleri yerine getirdikçe, Kopenhag Kriterleri'ni birer birer yasalaştırdıkça Avrupa'nın Ankara'yla müzakerelere başlamak konusundaki kararsızlığı da artıyor.

Bugün, daha önce hiç gündemde olmayan alfabe konusu ile Türkiye'nin karşısına çıkan Avrupa Komisyonu'nun yarın buna benzer başka bir konuyu ileri sürmesi güçlü bir ihtimal olarak hesaba katılmalıdır.

Türkiye-AB ilişkilerinde önceki dönemlerden çok farklı bir süreç yaşandığını görmek gerekiyor. Süreci farklı kılan Ankara'nın inanılmaz uyum temposu, buna karşılık Avrupa içinde de bu tempoyu olumlu algılayan gerçekten samimi bir grubun oluşmasıdır. Yani, Ankara ile Brüksel ilişkiler tarihinde ilk kez gerçek ve tanımlanabilir bir diyalog alanı oluşuyor. Ya da bu alan hissedilir ölçüde ilk kez bu kadar genişliyor.

"Samimi" bir Avrupa'nın varlığından söz edildiğine göre bir de samimi olmayan Avrupa'nın var olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Türkiye'nin AB yolunu uzatan ve incelten de bu Avrupa'dır.

Ard arda gelen uyum paketleri ve kriterlere uyum konusunda artık şüpheye mahal bırakmayan siyasi iradenin varlığı samimi olmayan Avrupalılar'ı tabiî ki rahatsız etmektedir. Böyle düşünenler için, AB konusunda yarı kararlı bir hükümet ve her fırsatta süreci sabote eden bürokrasiden ibaret bir Türkiye portresi daha elverişlidir. Böylelikle Türkiye, hem AB kapısında elini oğuşturarak bekleyecek, hem de sorunlarını aşamadığı için o kapıdan içeri girme arzusunu güçlü bir şekilde ifade edemeyecektir.

TBMM'nin 2002 Ağustos'unda başlattığı ve ardından 6 ve 7. paketleriyle geri dönüşsüz hale getirdiği AB uyum süreci sayesinde bugün artık paradigma kırılmıştır. Çatışma bitmiş ve Türkiye kendi iç dinamikleri bağlamında AB kanadında kalmayı garantilemiştir.

"Bir kısım Avrupa"yı tedirgin eden de budur…

Geçtiğimiz günlerde bir AB toplantısı için Brüksel'de bulunan Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yaklaşan bir AB ülkesinin Dışişleri Bakanı, meslektaşının kulağına eğilerek şu ilginç sözleri fısıldadı.

"Sayın Gül, AB uyum konusunda attığınız adımlar gerçekten şaşırtıcı. Açıkçası kimse, Türkiye'nin bu kadar kolay ilerleyeceğini tahmin edemedi. Ama şunu da bilin ki, 2002 Kopenhag Zirvesi'nden sonra sizin bu kadar hızlı ve kararlı davranacağınız hesap edilseydi Türkiye'ye 2004 için kesinlikle taahhütte bulunmazlardı… "

Kimler bulunmazdı? Sorunun cevabı belli.. Avrupa'nın lider ülkeleri ve onların doğrultusunda çalışan AB bürokrasisi.

Türkiye'nin bugün karşı karşıya bulunduğu problem, AB yolunda aşmak zorunda olduğu engel de Avrupa içindeki bu gizli hayalkırıklığıdır. Türk diplomasisi masa üzerindeki malzemelerden çok, muhataplarının zihninde saklı duran "bu Türkler de çok oluyor" fikriyle müzakere etmek zorundadır.

Dolayısıyla, AB'nin Türkiye'nin önüne yeni engeller çıkarması, Ankara'yı cesaretsizlendirici sözler sarfetmesi veya alttan alta gerçekte üyeliği istemediğine dair söylentiler yayması kimseyi şaşırtmamalıdır. Bundan sonra olacak şeyler bunlardır. Detaylar şöyle ya da böyle aşıldığına göre, Avrupa Türkiye'ye karşı gizli kriteriyle yani tarihi arka plan fikriyle yaklaşacaktır. İçinde din, kültür, coğrafya vs. gibi majör konuların ya da Kıbrıs sorunu, Kürtler gibi nisbeten daha aktüel problemlerin bulunduğu gerçek gündem masaya yatırılacaktır.

2004'e damgasını vuracak bu tarihi dönemeçte içeride hiç yapılmaması gereken şey ise, AB işleri yokuşa sürme niyetini bir veri olarak kabul edenlere göz açtırmaktır. AB isteksizlik gösterecek olursa, "hadi gel köyümüze geri dönelim" hevesiyle içe kapanma çağrısı yapanlara prim vermektir.

Hem hükümet, hem sivil toplum hem de sokaktaki vatandaş; "bir kısım Avrupa" ile "bir kısım Türkiye" ortaklığının AB yolunu uzatması ve inceltmesine müsaade etmemelidir.


12 Kasım 2003
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED