|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Önemli bir Avrupalı diplomat anlattı. Bir topluluk önünde konuşurken, Türkiye'nin Avrupa Birliği yolunda aldığı mesafeyi anlatmış ve "Bu gidişle olumlu son yakın" demiş... Konuşmadan sonra yanına gelen bir emekli asker, (Diplomat, 'dört yıldızlı' olduğunu özellikle belirtti), "Boşuna uğraşıyorsunuz" demiş Avrupalı'ya ve eklemiş: "Bu cumhuriyeti ordumuz kurdu, askerler siyasetin dışına çıkmayı hiçbir zaman kabul etmeyecektir." Böylesine açık sözlülüğe alışkın olmayan Avrupalı diplomat, "Kendisini evime yemeğe dâvet etmeyi düşünüyorum" demeyi de ihmal etmedi. Bir süreden beri, Ankara, aynı kapıya çıkan söylentilerle çalkalanıyor. Kimi isim de vererek bazı kişiler ve gruplarla yapılan görüşmelerden söz ediyor. "Kıbrıs milli dâvâmızdır, bir milim geri adım atılamaz" deniliyormuş... "AB'nin dedikleri yapıldığı taktirde Fırat'ın doğusunu kaybederiz, buna asla müsamaha edilemez" cümlesi sıkça tekrarlanıyormuş... Bu söylentileri dikkate alırsak, Türkiye'nin AB üyeliğine şimdiden "Elveda" diyebiliriz... Bu konuyu hükümet üyeleriyle ne zaman konuşsam, etrafta dolaşan söylentileri hak eden bir rahatsızlık görmüyorum onlarda. Pazar günü, Kanal-7'de, dışişleri bakanı Abdullah Gül'le konuşurken, "Biz ülke olarak ödevlerimizi yapalım, AB üyeliği şansımız büyük" tespiti ondan geldi. Anladığım kadarıyla, sivillerle askerlerin resmen biraraya geldikleri zeminlerde, taraflar, AB yolunda atılan adımların devamından yana görüş açıklıyorlar. Bugüne kadar, resmen, "Biz AB'ye karşıyız" diyen tek bir asker çıkmadı. Genelkurmay başkanı Org. Hilmi Özkök'ün, Radikal'den Mehmet Ali Kışlalı'ya verdiği demeç 'çekince' ifade eden cümleler içeriyordu; ancak "AB'ye karşı mısınız?" diye açıkça sorulmadığı için Org. Özkök'ün ne cevap vereceği merakım giderilemedi o demeçle... Piyasa mekanizması ortalığa salınan olumsuz havadan fazla etkilenmiyor; aferin piyasalara... Çünkü, Ankara'da kulaktan kulağa fısıldanarak büyüyen tezvirattan yabancılar olağanüstü etkileniyor. Elimde, İngilizlerin ünlü bir araştırma kurumunun yaptığı 'Türkiye değerlendirmesi' var; o değerlendirme neredeyse bütünüyle söylentilerden etkilenerek kaleme alınmış... Economist Intelligence Unit (EIU) adlı kurum bir dizi olumsuz beklentiyi ardı ardına sıralayan bir rapor yayınlamış... 2004 sonrası için 'belirsiz' sıfatı kullanılıyor raporda... Sorunların temelinde, "Lâik sistemin İslâmî kökleri sebebiyle AKP'den duyduğu güvensizlik" yatıyormuş... 29 Ekim'le başlayan içinden geçtiğimiz günlerde yaşananları düşünürseniz, raporun 2004'te beklediği gelişmelerin tarihinin öne çekildiğini tahmin edebilirsiniz... Ancak, bir uyarıda bulunmak da benim görevim: Ekonomik ve siyasî beklentilere yer veren raporun, ekonomik değerlendirmeleri gerçeklerle hiç mi hiç örtüşmüyor. Raporun 2003 yılı sonunda enflasyonun yüzde 36 olacağı öngörüsü, enflasyon daha şimdiden yüzde 20'nin altına düştüğüne göre, boşa çıkacak demektir. Büyüme, ödemeler dengesi, dış ticaret hacmi ile ilgili beklentiler de bugünün gerçekleriyle uyuşmuyor. (Bu arada, raporun siyasî kriz çıkmasını beklediği 2004'te yıl sonu enflasyonunu yüzde 92 diye öngördüğünü de öğrenin bâri). Şeamet tellâllığı bu... Gerçeği yansıtmayan yukarıdaki öngörüler, hemen her ülke ile ilgili çıkardığı dönemsel raporlar için etek dolusu abonelik ücreti talep eden bir kurumun düşürüldüğü hazin duruma işaret ediyor. Bence, birileri, etrafa yanlış izlenimler yayarak başkalarını fena halde işletiyorlar... Yabancıların kulağına fısıldadıkları 'rapor' haline getiriliyor; yerlilerin kulaklarına fısıldananlar da dalgalanmalara sebep oluyor... Kaybeden? Galiba, ilk söylentiyi çıkaranla söylenene inanan bu işin kaybedenleri olmaya mahkum... Ben işittiğimde inanmadım, inanmadığım için de tahkik etme ihtiyacı duymadım, ama ilginç bulduğumdan size iletmek istiyorum. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ülkemizin en büyük yayın grubunun patronu ve öndegelenlerini Ramazandan önce yemeğe dâvet etmiş... Gelmişler... Sohbete geçildiğinde, heyetin, kısa süre önce bir başka dâvete icabet ettiği ve önemli bir güç odağıyla birlikte olduğu anlaşılmış... Görüştükleri kişilerden olağanüstü etkilendikleri belli olmuş yayıncıların; gece boyu hep öteki buluşmada işittiklerini nakledip durmuşlar... Bana, bu anlatılan, nedense pek mâkul gelmedi. Mâkul gelmemesinin sebebi, hükümetin arkasında çok geniş bir halk desteği bulunması. Bugün bir seçim olsa, siyasî tablonun Ak Parti aleyhine değişmesini herhalde bekleyen yok; tersine, yerel seçimde 3 Kasım'dan en az 10 puan daha fazla alabileceği anlaşılıyor... Oy vermeyenlerden önemli bir bölümü de programını hayata geçirmek için hükümete fırsat verilmesinden yana. Mâcera peşinde koşanların toplumdan ilgi görmesi muhal. Önümüzdeki günlerde, toplumu kargaşaya sürükleyerek biraz daha fakirleştirme niyetinde olanlar var; ancak, toplum, onların bu niyetlerine pabuç bırakacak gibi görünmüyor. Bu yüzden de, etrafta söylenenlere pek kulak asan çıkmıyor. Yabancıların, "Enflasyon yükselecek, kriz çıkacak" türü alarmcı yaklaşımları havada kalıyor, daha raporun mürekkebi kurumadan yalan çıkıyor. Morali ayakta tutalım...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |